Etiket arşivi: yoksulluk nafakası

BOŞANMA DAVASINDA ZİYNET EŞYALARI

1. Maddi sıkıntılardan dolayı eşim evi terk etti. Eşimle
ayrılma sürecindeyiz ve çekişmeli boşanma davası açtı. Düğünde takılan ziynet eşyalarını borç ödemek maksadıyla gönül rızasıyla bana verdi. Ben bunu ödemek istemiyorum. Ziynet eşyalarını verdiği zamana ait borç ödeme dekontlarının hepsi mevcut. Nasıl bir yol izlemeliyim? 2015 yılında olan SMS’ler var yalnız bunları mahkeme ister mi, isterse yeterli olur mu?

 Volkan / SAKARYA

Evlenme sırasında kadına armağan edilen ziynet eşyaları kim tarafından takılırsa takılsın kadına bağışlanmış sayılır ve artık onun kişisel malı olduğu kabul edilir.

Ziynetlerin düğün masrafları, balayı masrafları ve ev eşyası alımında bozdurulması veya evlilik içerisinde bozdurularak harcanması halinde ise kadının isteği ile iade edilmemek üzere bozdurulup ihtiyaçlar için harcandığının koca tarafından kanıtlaması gerekir.

Yani ispatlanması gereken, ziynet eşyalarının rıza ile ve iade şartı olmaksızın verildiği olup, bunun ispat edilememesi halinde koca koca ziynet eşyalarını iade etmek zorundadır.

Ziynet alacağı davalarında ispat araçları genel olarak; yemin, ikrar, tanık delili,bilirkişi raporu, teknik kayıtlardır. Sms kayıtları da bu anlamda delil olarak sunulabilecektir.

 

2. Eşim benden ayrılmak istiyor, ben istemiyorum. Benim
2000 öncesi bir evim, 2009’da ikinci evim oldu. 2013’te aynı sorundan evi 1 yıllığına başkasına devrettim. Şimdi ikisi de bende. Eşim şu an dava açmadı ama ayrılacağım diyor. Ben bu evlerin birini veya ikisini de gerçek usulde satsam  olur mu? Veyahut ne yapmam gerekir? 4 evladımı da bana karşı dolduruyor.

Mehmet / ANKARA 

Türk hukukunda 1926 öncesinde karı-koca mal rejimi kavramı yoktu. Tam anlamıyla mal ayrılığı vardı.

743 sayılı Medeni Kanun ise, yasal olarak mal ayrılığını kabul etmekle beraber, bunun yanı sıra mal birliği ve mal ortaklığı gibi 2 farklı mal rejimini de düzenlemişti. Böylece eşler 3 farklı mal rejiminden dilediğini seçebilme imkanına sahipti.

1 Ocak 2002’de 4721 sayılı yeni Medeni Kanun’un yürürlüğe girmesinden evvel yapılan evlilikler için mal ayrılığı rejimi benimsenmiştir. Yani 1 Ocak 2002’den önce başlayan bir evlilikte evlilik sözleşmesi de yapılmamışsa, evliliğin bu döneminde eşlerin adına kayıt ettirdikleri mal varlıkları kimin adına kayıtlı ise onun olur.

4721 sayılı Medeni Kanun, yasal olarak edinilmiş mallara katılma rejimini kabul etmiştir.

Bu düzenlemelerin sonucu olarak, aralarındaki yasal mal rejimini değiştirmemiş eşlerin 1 Ocak 2002  tarihinden önceki mal varlıklarına mal ayrılığı, 1 Ocak 2002’den sonraki mal varlıklarına ise edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanacaktır.

Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, eşlerden her biri diğeri ve üçüncü kişilerle her türlü hukuki işlemi yapabilir. Ancak mal rejimi içerisinde eşin edindiği araba veya evin boşanma dönemi öncesinde satılması ve bu vaziyette diğer eşin mağdur olması gibi durumlarda mahkeme satım işlemlerini incelemekte ve mal rejimi içerisinde edilen malların tamamı için katılma alacağına ilave etmektedir.

 

3. Eşim yaklaşık 3 yıldır yurt dışında ve 1 yıldır sözde benden ayrıldı. 2 çocuğumu da yanına götürmek istiyor. Aksi takdirde çocuklarımı elimden alabileceğini iddia ediyor. Eşimin oturumu yok ve de başka bir bayanla da birlikte ve bir çocukları var. Boşanmaz isem resmi kurumlarda adamlarının olduğunu çocukları elimden almak istediğini  iddia ediyorlar. Ben daha Türkiye’deyken benim için en mantıklısı ne olur?

Zeliha / TÜRKİYE

Medeni Kanunumuz, boşanmaya imkan veren sebepleri altı maddede düzenlemiştir. Boşanma nedenleri, özel ve genel nedenler olmak üzere ikiye ayrılır. Boşanmanın özel nedenleri, zina, hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış, suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, terk ve akıl hastalığıdır. Genel nedenler ise evlilik birliğinin temelden sarsılması, anlaşmalı boşanma ve fiili ayrılık nedeniyle boşanmadır.

Bu boşanma nedenlerinden zina, hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış, terk, anlaşmalı boşanma, fiili ayrılık nedeniyle boşanma etkileri yönünden mutlak boşanma sebepleri olarak gösterilmekteyken; suç işleme, haysiyetsiz hayat sürme, akıl hastalığı ve evlilik birliğinin temelden sarsılması nispi boşanma sebepleri olarak ayrılmaktadır.

Eşlerden birinin evlilikten doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla diğerini terk etmesi veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmemesi halinde belirli sürelerin geçmiş olması halinde terk edilen eş boşanma davası açabilecektir. Aynı zamanda eşin başka bir kadınla birlikte olması halinde zinaya dayalı boşanma davası açılabilmesi mümkündür.

Hakim çocuğun velayetinin kimde kalacağı, çocuk ile ana baba arasındaki kişisel ilişkiler ve iştirak nafakası konusunda düzenleme yapmak zorundadır. Eşlerin bu konuda anlaşamaması halinde hakim çocukların yararını gözeterek karar verecektir.

İleride doğabilecek hak kayıplarını engellemek amacıyla sürecin bir avukatla takip edilmesinde yarar vardır.

4. Merhaba. Aldatılıyorum, lütfen bana yardım eder misiniz?
Bir gelirim yok, ne yapabilirim? 

Gülten / İZMİR

Merhaba. Sosyal devlet anlayışının bir sonucu olarak yoksulluğun hak aramaya engel olmaması amacıyla hukukumuzda adli yardım düzenlemesi yer almaktadır.

Bulunduğunuz ildeki Baro Başkanlığına yazılacak bir dilekçe ve gerekli evrakların teslimi ile adli yardım talebinde bulunabilmeniz mümkündür.

5. Merhabalar imam nikahlı Kırgızistan uyruklu eşimden 3
yaşında oğlum var ancak eşimin deport olması durumunda çocuk velayeti nasıl olur? Çocuk benim adıma kayıtlı Türk vatandaşı, eşim Kırgızistan vatandaşı. Teşekkür ederim.

Mustafa / İSTANBUL

Merhaba. Velayet hakkı sadece ana-babaya aittir.

Hakim, velayetin kimde kalması gerektiğini tayin ederken çocuğun çıkarlarını göz önünde bulundurmalı ve buna göre karar vermelidir. Velayet hakkı kendisinde bulunan eşin velayet hakkını kullanmasının doğal sonucu olarak ortak çocuğu yurt dışına çıkarması boşandığı eşinin muvafakatına bağlı değildir.

 

6. 2011 senesinde açmış olduğum boşanma davası,avukatımın davayı yanlış gerekçe ile açması yüzünden reddedildi.
Davalı olan taraf istinaf dilekçesi vererek, boşanmanın
gerçekleşmesini ve nafaka ödemek istemediğini söylüyor. Avukatım olmadığından istinaf dilekçesine yanıt vermek istiyorum. Teşekkürler.

Sandra / İSTANBUL

İstinaf dilekçesinin size tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde gerekçeli olarak yazılan cevap dilekçenizi kararı veren mahkemeye veya başka bir yer mahkemesine verebilirsiniz. Ancak hak kaybı yaşamamak adına işinin ehli bir avukattan yardım almanız yararlı olacaktır.

 

7. Abimin evliliğinde geçimsizlik var, boşanmak istiyor. Karşı taraf dava açsa babamın evinde bir hakları olabilir mi?  

Güngör / SAKARYA

Evliliğin hukuki sonuçlarından en önemlilerinden biri de mal paylaşımıdır. Yargıtay, eşlerden birinin anne veya babalarından gelen malları, satış gösterilse dahi, bağış olarak kabul etmektedir. Bağış, karşılıksız kazanma yoluyla elde edildiğinden kişisel mal statüsünde olup, edinilmiş mal statüsünde değildir. Yani diğer eşin bu mallarda katılma alacağı hakkı yoktur.

 

8.  Eşimle anlaşmalı boşanacağız. 2 çocuğumuz var, ne
kadar nafaka çıkar?

Hasan / BURSA 

Anlaşmalı boşanmada taraflar sadece boşanmak konusunda değil, boşanmanın mali sonuçları ile çocukların boşanmadan sonraki durumlarının ne olacağı konusunda anlaşmış ve hâkim onlar tarafından yapılan düzenlemeyi uygun bulmuş olmalıdır.

Hâkim tarafların yaptığı düzenlemeyi uygun bulmazsa tarafların ve müşterek çocukların menfaatlerini dikkate alarak taraflarca öngörülen düzenlemede gerekli saydığı değişiklikleri yapabilir.

Boşanmalarda nafakanın ne kadar ödeneceğine ilişkin hakim, nafakayı ödeyecek kişinin geliri oranında bir miktara hükmetmektedir. Bu değişiklikler taraflarca da kabul edilirse anlaşma tamamlanmış olur.

 

9. Evi ve babasının emekli maaşını alan kadına
yoksulluk nafakası bağlanır mı? Ve karşı tarafın kredi borçları
yüzünden aldığı maaş kendine bile yetmezken yoksulluk nafakası yine de bağlanır mı? Teşekkür ederim.

Yeliz / ANTALYA

Yoksulluk nafakası, Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinde aynen şöyle düzenlenmiştir:

“Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.”

Yoksulluk nafakası isteyen tarafın, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşme tehlikesiyle karşı karşıya olması, yeterli gelirinin olmaması ve talepte bulunması gereklidir. Bu halde, maddi geliri olan ve boşanma dolayısıyla yoksulluğa düşme tehlikesi olmayan taraf yoksulluk nafakası alamayacaktır.

Nafaka, diğer tarafın mali gücüyle orantılı olarak takdir edilmelidir. Ödenecek yoksulluk nafakası, talepte bulunan tarafın yoksulluğa düşmesini önleyecek ve normal şartlarda onun geçimine yetecek miktarda olmalıdır.

10. 17 senelik evliyim. 3 çocuğum var. Evliliğimde eşimle
sürekli geçimsizlikler yaşadım. Hep ben bilirim ben harcarım düşüncesinde. Akraba bağlarım koptu psikolojik baskı altındayım. Sürekli küçük görülüyorum, adımı söylemek bile istemiyor lütfen bana yardımcı olur musunuz? Ev hanımıyım, hiçbir gelirim yok.

Leyla / TOKAT 

Medeni Kanunumuz, boşanmaya imkan veren sebepleri altı maddede düzenlemiştir. Boşanma nedenleri, özel ve genel nedenler olmak üzere ikiye ayrılır. Boşanmanın özel nedenleri, zina, hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış, suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, terk ve akıl hastalığıdır. Genel nedenler ise evlilik birliğinin temelden sarsılması, anlaşmalı boşanma ve fiili ayrılık nedeniyle boşanmadır.

Pek kötü davranış mutlak bir boşanma nedeni olduğundan ortak yaşamın davacı açısından çekilmez hale gelip gelmediği araştırılmayacaktır. Pek kötü davranış, zulüm, işkence, ağır eziyet, dövmek, aç bırakmak ile ağır hakaret, silahla tehdit ve benzeri fiiller kabul edilmiştir. Eylemin pek kötü davranış sayılıp sayılmayacağını hakim durumun gereklerine göre belirleyecektir.

Pek kötü davranışta yeterli ağırlık yoksa eylemin tekrarlanması koşulu vardır. Ancak onur kırıcı davranışlarda tek bir olay boşanma kararı verebilmek için yeterlidir. Onur kırıcı davranışta hakaret doğrudan doğruya davacının kişiliğine yönelmiş olmalı ve hakaretin tecavüz kastı ile yapılmış olması şarttır.

Yoksulluğun hak arama özgürlüğüne engel olmaması için hukukumuzda adli yardım düzenlemesi bulunmaktadır. Adli yardım talebinde bulunmak, gerekli evraklar ve baro başkanlığına yazılan dilekçe ile mümkündür.

Yurtdışından Emekli Maaşı Olan Kadının Yoksulluk Nafakası Hakkı Var mı?

T.C. YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2014/27302 K. 2015/15092 T. 8.9.2015
YOKSULLUK NAFAKASI ( Davacı Kadının Üzerine Kayıtlı Bulunan Evlerden Kira Geliri Elde Ettiği ve Yurt Dışında Emekli Maaşının Olduğu – Yoksulluk Nafakası Verilmesi Koşullarının Oluşmadığı/Talebin Reddinin Gerektiği )
NAFAKA TALEBİNİN REDDİ GEREĞİ ( Davacı Kadının Gelirinin Olması Sebebiyle Boşanma Yüzünden Yoksulluğa Düşeceğinin Kabul Edilemeyeceği – Mahkemece Davacı Kadın Yararına Verilen Yoksulluk Nafakası Kararının Bozma Sebebi Olduğu )
DAVACININ KİRA GELİRİ VE EMEKLİ MAAŞININ OLDUĞU ( Yoksulluk Nafakası Talebi – Boşanma Sebebiyle Yoksulluğa Düşmeyeceğinden Talebin Reddine Karar Verilmesi Gerektiği )
4721/m. 175
ÖZET : Davacı-karşı davalı kadının evlerinin bulunduğu ve kira geliri elde ettiği, ayrıca yurt dışında emekli maaşının olduğu anlaşıldığından boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceği kabul edilemez.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davalı-karşı davacı erkek tarafından, kusur belirlemesi, tazminatlar, yoksulluk nafakası ve vekalet ücreti yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 08.09.2015 günü temyiz eden davalı-karşı davacı Ş. U. vekili ile karşı taraf davacı-karşı davalı J. B. S. U. vekili geldiler. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : 1- )Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-karşı davacı erkeğin aşagıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2- )Toplanan delillerden davacı-karşı davalı kadının evlerinin bulunduğu ve kira geliri elde ettiği, ayrıca yurt dışında emekli maaşının olduğu anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu duruma göre, davacı-karşı davalı kadının boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceği kabul edilemez. Bu bakımdan isteğin reddi yerine davacı yararına yoksulluk nafakası tayini doğru bulunmamıştır.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, hükmün bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, duruşma için takdir olunan 1.100.00 TL vekalet ücretinin Jutta’dan alınıp Şerafeddin’e verilmesine, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08.09.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Asgari Ücretle Çalışan Kadın Nafaka Alabilir

Yoksulluk nafakası, boşanmadan sonra yoksulluğa düşecek olan tarafı koruma amacına yönelik olduğu içindir. Bu nedenle boşanmış olan yoksul tarafa verilecek olan yoksulluk nafakası, hiçbir durumda diğer tarafa yükletilen bir ceza veya tazminat niteliğinde değildir.

Yoksulluk nafakası, bir ceza veya tazminat niteliğinde olsaydı sadece boşanmada kusuru olan eşten istenebilmesi gerekirdi.

Ancak maddede açıkça belirtildiği gibi, kusursuz eş dahi yoksulluk nafakası ödemekle yükümlüdür.

Yoksulluk nafakası, bir bakıma evlilik birliği devam ettiği sürece söz konusu olan karşılıklı bakım ve geçindirme ödevinin devam ettirilmesi anlamını taşımaktadır.

4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 175. maddesinde,

“boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafın kusuru daha ağır olmamak koşuluyla, geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebileceği, nafaka yükümlüsünün kusurunun aranmayacağı” açıklanmıştır.

Maddede geçen “yoksulluğa düşecek” kavramından ne anlaşılması gerektiği konusunda yasal bir tanımlama olmaması karşısında bu husus yargısal uygulamada kurallara bağlanmıştır.

Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 7.10.1998 gün ve 1998/2-656-688; 28.2.2007 gün ve 2007/3-84-95; 16.5.2007 gün ve 2007/2-275-275; 11.3.2009 gün ve 2009/2-73-118 Sayılı kararlarında:

“yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür, eğitim” gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanların “yoksul” kabul edilmesi”

gerektiği benimsenmiştir.

Yoksulluk durumu günün ekonomik koşulları ile birlikte, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve yaşam tarzları değerlendirilerek takdir edilmelidir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nda yapılan görüşmeler sırasında, asgari ücretle çalışan kadının boşanmakla yoksulluğa düşüp düşmeyeceği konusunda görüş ayrılığı ortaya çıkmış ve çoğunlukça asgari ücret gelirinin olması, nafaka takdirine etkili bir husus olarak kabul edilmemiştir.

O halde, nafaka alacaklısının asgari ücretle çalışılıyor olması, tek başına yoksulluk nafakası bağlanmasını olanaksız kılan bir olgu değildir.

Aldığı ücret kendisini yoksulluktan kurtarmayacak ve insanca yaşayıp geçinme olanağı sağlayamayacak düzeyde olan eş de, diğer koşulları varsa yoksulluk nafakası isteyebilir.

Nitekim, Yargıtay’ın yerleşik kararlarında “asgari ücret seviyesinde gelire sahip olunması” yoksulluk nafakasının bağlanmasını olanaksız kılan bir olgu olarak kabul edilmemektedir ( Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 7.10.1998 gün ve 1998/2-656-688; 26.12.2001 gün ve 2001/2-1158-1185; 1.8.2002 gün ve 2002/2-397-339; 28.2.2007 gün ve 2007/3-84-95; 16.5.2007 gün ve 2007/2-275-275; 11.3.2009 gün ve 2009/2-73-118; 13.5.2009 gün ve 2009/3-165 -186 Sayılı kararları ).

Diğer taraftan, asgari ücret seviyesinde gelir elde edilmesi yoksulluk nafakası bağlanmasına engel değilse de, bu durum ancak nafaka miktarının tespitinde esas alınmalıdır.

Eşit kusurlu kadına nafaka verilmesi

Boşanma davasında, mahkemece davacı kadın ağır kusurlu kabul edilerek tarafların boşanmasına karar verilmiş ise de,

  • davacı kadının davalı erkeğin annesine hakaret ettiği,
  • davalının ailesine soğuk davrandığı,
  • davalı erkeğin babasının cenazesine katılmadığı,

Eşit kusurlu kadına nafaka verilmesi yazısına devam et

Yoksulluk Nafakasının İptali Nasıl Olur?

Merhabalar Yasin Bey. Eşimin daha önceki 2008 yılında boşandığı eşinden 8 yaşında bir kızı var. Eski eşi için yoksulluk nafakası, kızı içinse iştirak nafakası ödüyor. Ben devlet memuruyum, eşim de güvenlik görevlisi olarak çalışıyor. Eski eşinin çalıştığını ve sigortasının da yıllardır işlediğini yeni öğrendik. Yoksulluk nafakasının iptali için dava açabilir miyiz? Şimdiden çok teşekkür ederim. Elif S. 

Merhaba Elif Hanım. Yoksulluk nafakasının kaldırılması, yoksulluk nafakası alan eşin yoksulluktan kurtulması halinde söz konusu olabilir. Bu nedenle aile mahkemesine dava açmanız gerekiyor. Aile mahkemesi, yoksulluk nafakası alan eşin gelir durumunu inceleyerek nafaka almasına gerek olup olmadığını inceler ve buna göre nafakanın kaldırılmasına yahut azaltılmasına karar verebilir.

Evlenen Eski Eş Nafaka Almaya Devam Eder mi?

Avukat Yasin GİRGİN
Avukat Yasin GİRGİN,her hafta Hürriyet Gazetesi okurlarından gelen soruları cevaplıyor.

10 yıldır nafaka ödemekte olduğum eski eşim evlendi. Nafakanın kaldırılması için dava açmak zorunda mıyım ? Ufuk Ç. 

Eşinizin resmi olarak evlenmesiyle birlikte nafaka yükümlülüğünüz kendiliğinden kalkmaktadır. Eşinizin nüfus kaydını çıkarttırarak, nafakanın alınması için yapılmış icra dosyasına talepte bulunarak takibin kaldırılmasını sağlayabilirsiniz.

Boşanma Davasında Çocuklar Mahkemeye Çağrılır mı?  

Eşimle 13 yıllık evliliğimizi sonlandırma kararı aldık. Anlaşmalı boşanıyoruz, sadece çocuklar için nafaka talebim var ve nafaka miktarı eşim tarafından da kabul edildi. Çocuklarımız 7 ve 9 yaşında. Çocukların mahkemeye çağrılabileceği bilgisini aldım, doğru mudur? Ayrıca mahkemeye çıkmadan boşanmamız gerçekleşebilir mi? Saygılarımla. Sevgi S. 

Anlaşmalı boşanma tarafların boşanmanın nafaka, maddi ve manevi tazminat konuları ile varsa müşterek çocukların kimin sorumluluğunda kalacağı, çocuklarla diğer ebeveynin kişisel ilişkisi konularında anlaşmaları ile gerçekleşebilen bir evliliğin sona erme biçimidir. Bu nedenle velayet konusunda da bir anlaşmaya varmış olmanız gerekir. Velayet konusunda anlaşmış olacağınız için; çocuklarınız mahkemeye çağırılmaz. Ancak, eşler anlaşmalı boşanma davalarında en az bir kez mahkeme önüne çıkarak kendi serbest iradeleriyle boşanmayı istediklerini belirtmek zorundadırlar.

Boşanırken Mal Varlığı Yarı Yarıya mı Paylaşılır?  

Merhaba Yasin Bey. Ben 21 yıldır çalışıyorum, eşim de 16 yıldır çalışıyor. Evlenirken benim arabam ve toplu param vardı, eşim işe yeni girmiş ve ilk aylığını dahi almamıştı. Daha sonra 1999 yılında işyeri kooperatif kurdu ve benim maaşımdan kesilerek bir ev sahibi olduk. Daha sonra şimdi oturduğumuz ev olan TOKİ’deki evi tüm ödemelerini tek başıma yaparak aldım. TOKİ’den %50 onun %50 benim şeklinde aldık; fakat kendisi hiç ödeme yapmadı. Tüm banka dekontlarım elimde 260 bin TL ödenmiş 288 TL borç olarak görünüyor. Bu süre zarfında kendisi gezdi eğlendi, bankada da parası yok. Şimdi boşanmayı düşünüyoruz malların yarısı onun mu olacak acaba? Ayşen K.

Ayşen Hanım, 1 Ocak 2002’de yürürlüğe giren Medeni Kanun’a göre, bu tarihten sonra eşlerin çalışmaları ile edindikleri malvarlığının değerinin yarısı üzerinde diğer eşin hakkı olacağı kabul edilmiştir. Bu tarihten önce edinilen malvarlığı için ise “mal ayrılığı rejimi” geçerlidir. Bu rejimin uygulandığı dönemde edinilen mal varlığı değeri, adına kayıtlı olduğu eşe ait olacaktır. Yine bu dönem içinde eşin, diğer eşin malvarlığına yaptığı katkıyı istemesi de mümkündür.

Babadan Kalan Arsaları Nasıl Paylaşırız?  

Merhaba Yasin bey. Babamdan kalan iki küçük arsa var. Mirasçıları olarak annem ile 8 kardeş varız. Satış yapmak istiyoruz; ama ölen abimin bir kızı arsayı satmaya yanaşmıyor. Miras ortaklığını nasıl bozabiliriz? Ne yapabilirim? Yardım ederseniz çok sevinirim. Serpil S. 

Miras ortaklığı devam ettiği sürece, paylaşma yapılamaz ve mirasçılar kendilerine düşen pay üzerinde tek başına tasarrufta bulunamaz. Paylaşımın yapılabilmesi için ortaklığın giderilmesi adını verdiğimiz davanın açılması gerekir. Bu davayı, mirasçılardan herhangi biri ya da bir kaçı geri kalan mirasçılara karşı açabilir. Ortaklığın giderilmesi davası, taşınmazın bulunduğu sulh hukuk mahkemesinde açılabilir.

Nafakadan Nasıl Kurtulurum?

AdsızEş, çocuk ya da yakın akrabalar için mahkeme tarafından hükmedilen ödemeye “nafaka” adı veriliyor. Nafakayla ilgili gelen soruları bir arada değerlendirince aslında halk arasında bir çok bilinmeyen ya da yanlış bilinen noktaların olduğunu gördük. Bu hafta sizlerden gelen sorulardan yoksulluk (eş için) bağlanan nafakaları ele aldık.

SORU : Yasin bey merhaba, iki yıl önce boşandık. Hakim, eşime aylık 300,00 TL nafaka bağlamıştı. Bu nafakayı ne zamana kadar ödeyeceğim? İki yıldır nafaka maaşımdan kesiliyor, kaç yaşına kadar ödeyeceğim? Bu nafakadan nasıl kurtulurum? Mithat A.
CEVAP : Mithat Bey, hakim eşinize yoksulluk nafakası adını verdiğimiz nafakadan bağlamış. Yani hakim demiş ki, “bu kadının bir yerden geliri yok, bir malı mülkü yok, boşanmadan sonra bu kadın yoksulluğa düşer, buna kocası aylık maaş gibi bir para ödesin”
Nafakadan nasıl kurtulacağınız konusuna gelince. Bunun için sizden nafaka alan eski eşinizin kendisini yoksulluktan kurtaracak bir Nafakadan Nasıl Kurtulurum? yazısına devam et

Yardım Nafakası Nedir?

Yardım Nafakası Nedir?  

Yardım nafakası, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek altsoyu, üstsoyu ve kardeşleri bulunan herkesin bu kişilere olan Nafaka davaları avukatıyükümlülüğünü ifade eder. Nafaka, bir kimsenin bakmakla yükümlü olduğu kimseler lehine mahkemenin takdir ettiği aylık parasal katkı miktarına verilen addır.

Ergin çocuğa yardım nafakası talebi, boşanma veya ayrılık davası açılınca davanın devamı süresince eşlere ilişkin alınması gereken geçici önlemler dışında alınabilecek olan genel önlemlerdendir. Yardım nafakası talepleri, boşanma davasının eki olmayan davalardandır. Yardım nafakası talepleri, boşanma davasından bağımsız olarak usulüne uygun şekilde açılması gereken bir davaya konu olabilir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu‘na göre çocuklara koşulları oluştuğunda tedbir nafakası, iştirak nafakası, yardım nafakası verilebilmektedir. Ana ve babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder. Erginlik onsekiz yaşın doldurulmasıyla başlar. Yine evlenme, kişiyi ergin kılar. Onbeş yaşını dolduran küçük, kendi isteği ve velisinin rızasıyla mahkemece ergin kılınabilir. Çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere, eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdürler.

Diğer yazılarımı da okumanızı tavsiye ederim:

* Üniversitede okuyan çocuğa nafaka bağlanır mı? 

* Nafaka Nedir? 

* İştirak Nafakası Nedir? 

* Yoksulluk Nafakası Nedir?

Yoksulluk Nafakası Nedir?

Yoksulluk nafakası, boşanmanın eşlerle ilgili mali sonuçlarından biridir. Nafaka, bir kimsenin bakmakla yükümlü olduğu kişilere  

Nafaka Davası Avukatı Yasin Girginmahkeme tarafından bağlanan aylığa verilen addır. Boşanan eşlerin birbirine tam olarak yabancı sayılamayacağı, beklenen çıkarların aniden kaybedilmesi, iddet müddeti ( boşanmış kadının yeniden evlenebilmesi için geçmesi gereken bekleme süresi), ahlaki yardım gerekçeleriyle kanunlarda yer almakta ve bu ilkeler ışığında hakimler tarafından takdir edilmektedir.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’na göre, boşanma sebebiyle yoksulluğa düşecek taraf, kusuru diğer taraftan daha ağır olmamak şartıyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak yoksulluk nafakası isteyebilir. Önceki Medeni Kanun’da yer alan  erkeğin kadından isteyebilmesi için kadının hali refahta olması kuralı kadın-erkek eşitliği ilkesine uygun olarak çıkartılmıştır.

Yoksulluk Nafakası isteyebilmek için bazı şartların varlığı gerekmektedir:  talep eden taraf diğer taraftan daha ağır kusurlu olmamalıdır; yoksulluk nafakası isteyen yoksulluğa düşecek olmalıdır; bunun yanında yoksulluk, boşanma sebebiyle oluşmalıdır, isteyenin yoksulluğa düşmesi kendi iradi hareketleriyle gerçekleşmemelidir.

 

 

 

Adına Gayrimenkulü Aracı Olan Kadın Yoksulluk Nafakası Alır mı?

T.C. YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2015/16400 K. 2015/19951 T. 27.10.2015

• ÇEKİŞMELİ BOŞANMA ( Davacı-Davalı Kadının Birden Çok Taşınmazının Ve Aracının Bulunduğunun Anlaşılması/Bu Taşınmazların Ve Aracın Değer Ve Gelirlerinin Davacı Kadını Yoksulluktan Kurtarıp Kurtarmayacağı Araştırılmadan Eksik Araştırma Ve İnceleme İle Kadın Yararına Yoksulluk Nafakası Takdirinin Doğru Görülmediği )

• KADIN YARARINA YOKSULLUK NAFAKASI ( Boşanma/Dosyadaki Belge Ve Bilgilerden Davacı-Davalı Kadının Birden Çok Taşınmazının Ve Aracının Bulunduğu Anlaşılmakla Bu Taşınmazların Ve Aracın Değer Ve Gelirlerinin Davacı Davalı Kadını Yoksulluktan Kurtarıp Kurtarmayacağı Araştırılmadan Eksik İnceleme İle Kadın Yararına Yoksulluk Nafakası Takdirinin Doğru Görülmeyeceği )

• ARACI VE TAŞINMAZI BULUNAN DAVACI KADININ YOKSULLUK NAFAKASI TALEBİ ( Taşınmazların Ve Aracın Değer Ve Gelirlerinin Davacı Davalı Kadını Yoksulluktan Kurtarıp Kurtarmayacağı Araştırılmadan Kadın Yararına Yoksulluk Nafakası Takdirinin Doğru Olmadığı )

4721/m.175

ÖZET : Dosyadaki belge ve bilgilerden davacı-davalı kadının birden çok taşınmazının ve aracının bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu taşınmazların ve aracın değer ve gelirlerinin davacı-davalı kadını yoksulluktan kurtarıp kurtarmayacağı araştırılmadan eksik araştırma ve inceleme ile kadın yararına yoksulluk nafakası takdiri doğru görülmemiştir.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı-davalı kadın tarafından erkeğin davası, kusur belirlemesi, tazminat taleplerinin reddi yönünden; davalı-davacı erkek tarafından ise kadının davası, kusur belirlemesi ve manevi tazminat yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 08.06.2015 günü temyiz eden davacı-davalı F.A. vekili ve karşı taraf temyiz eden davalı-davacı İ.A. vekili geldiler. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : 1- ) Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davacı-davalı kadının tüm davalı-davacı erkeğin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2- ) Dosyadaki belge ve bilgilerden davacı-davalı kadının birden çok taşınmazının ve aracının bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu taşınmazların ve aracın değer ve gelirlerinin davacı davalı kadını yoksulluktan kurtarıp kurtarmayacağı araştırılmadan eksik araştırma ve inceleme ile kadın yararına yoksulluk nafakası takdiri doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün, yukarıda 2.bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, duruşma için takdir olunan 1100.00 TL. vekalet ücretinin Feride’den alınıp İhsan’a verilmesine, aşağıda yazılı harcın Feride’ye yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna ve 123.60 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, temyiz peşin harcını yatıran İhsan’a geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle, 27.10.2015 tarihinde karar verildi.