Yargıtay: Erkeğin düzenli çalışmaması boşanma nedeni

Av.Yasin GİRGİN
Takip edin

Av.Yasin GİRGİN

1999 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun olan Av.Yasin GİRGİN yaklaşık 1 yıl hakimlik döneminin dışında 2000 yılından bu yana boşanma, velayet, nafaka ve mal paylaşımı gibi aile hukuku alanında avukatlık yapmaktadır. 120 köşe yazısı Hürriyet Gazetesi'nde de yayınlanan Yasin GİRGİN'in "Boşanma Davaları El Kitabı" ve "Evlilik Birliğinin Sona Ermesi" isimli iki kitabı da bulunmaktadır.

İletişim:0533 483 9313
Av.Yasin GİRGİN
Takip edin

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden davalı erkeğin düzenli olarak çalışmadığı, birlik görevlerini yerine getirmediği anlaşılmaktadır.

Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir.

Olayların akışı karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır.

SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 09.05.2017 (Salı)

YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
Esas Numarası: 2016/338
Karar Numarası: 2017/5636
Karar Tarihi: 09.05.2017

Özel Günleri Unutmak Boşanma Sebebi

Av.Yasin GİRGİN
Takip edin

Av.Yasin GİRGİN

1999 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun olan Av.Yasin GİRGİN yaklaşık 1 yıl hakimlik döneminin dışında 2000 yılından bu yana boşanma, velayet, nafaka ve mal paylaşımı gibi aile hukuku alanında avukatlık yapmaktadır. 120 köşe yazısı Hürriyet Gazetesi'nde de yayınlanan Yasin GİRGİN'in "Boşanma Davaları El Kitabı" ve "Evlilik Birliğinin Sona Ermesi" isimli iki kitabı da bulunmaktadır.

İletişim:0533 483 9313
Av.Yasin GİRGİN
Takip edin

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, eşini evlilik yıldönümü ve doğumgünü gibi özel günlerde ve düğün, yurtdışı/içi gezi, konser gibi sosyal ortamlarda sürekli yalnız bırakmanın boşanma sebebi olduğuna karar verdi.

Cumhuriyet’ten Kemal Göktaş’ın haberine göre, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 4 Ekim 2016 tarihli kararında

“Davalı karşı davacı kadının mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışları yanında, davacı- karşı davalı erkeğin de eşine karşı ilgisiz olduğu, eşini sürekli özel günlerde ve sosyal ortamlarda yalnız bıraktığı ve boşanmaya sebebiyet veren olaylarda, kusurlu olduğunu” belirtti.

Daire kararında, bu halde, taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizliğin mevcut ve sabit olduğu belirtilerek “Gerçekleşen olaylar karşısında, davalı-karşı davacı kadın da dava açmakta haklı olup, Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesi koşulları kadının davası yönünden gerçekleşmiştir” denildi.

Daire, bu gerekçeyle davalı-karşı davacı kadının boşanma davasının da kabulüne karar verilmesi gerekirken reddedilmesinin doğru görülmediğini belirterek yerel mahkemenin kararını bozdu. Karardaki ‘özel günler’ ifadesi ile ‘evlilik yıldönümü, doğum günü, yılbaşı, bayram vb.’günlerin, ‘sosyal ortamlar’ ifadesi ile de ‘düğünler, yurtiçi ve dışı geziler, konserler, açılışlar, kermesler vb’nin’ anlaşılması gerektiğini ifade edildi.

Av.Yasin GİRGİN : “Yargıtay’ın kararını doğru ve yerinde buluyorum”

Avukat Yasin Girgin“Evlilik, iki kişinin bir hayatı birlikte paylaşmalarıdır. Evlilik, doğum günü gibi günler muhakkak önem verilmesi gereken, birlikte yaşanılan zamana ait önem taşıyan günlerdir.

Nasıl bir dini ya da milli bayramın unutulması düşünülemezse bu günler de ortak geçirilen zamanın yeniden anımsandığı, duyguların ve değerlerin paylaşıldığı ortak değerlerdir.

Eşlerden birinin bu günleri önemsememesi, eşini sosyal hayatta yalnız bırakması insan doğasına da aykırıdır. Bu haliyle yalnız bırakılan, önemsenmeyen eşin bu evliliğe devam etmeyi arzulamaması tabiidir. Bu anlamda Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin kararını doğru buluyorum”

Eşi Küçümsemek Boşanma Sebebidir

Av.Yasin GİRGİN
Takip edin

Av.Yasin GİRGİN

1999 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun olan Av.Yasin GİRGİN yaklaşık 1 yıl hakimlik döneminin dışında 2000 yılından bu yana boşanma, velayet, nafaka ve mal paylaşımı gibi aile hukuku alanında avukatlık yapmaktadır. 120 köşe yazısı Hürriyet Gazetesi'nde de yayınlanan Yasin GİRGİN'in "Boşanma Davaları El Kitabı" ve "Evlilik Birliğinin Sona Ermesi" isimli iki kitabı da bulunmaktadır.

İletişim:0533 483 9313
Av.Yasin GİRGİN
Takip edin

T.C. YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2012/6805 K. 2013/8276 T. 26.3.2013

• BOŞANMA DAVASI ( Boşanmaya Sebep Olan Olaylarda Davacı Kadının Daha Ağır Kusurlu Olmadığı/Her Hangi Bir Geliri ve Malvarlığının Bulunmadığı/Boşanma Yüzünden Yoksulluğa Düşeceği – Davacı Kadın Yararına Geçimi İçin Uygun Miktarda Yoksulluk Nafakası Takdiri Gerektiği )
• YOKSULLUK NAFAKASI ( Boşanma Davası – Boşanmaya Sebep Olan Olaylarda Davacı Kadının Daha Ağır Kusurlu Olmadığı/Her Hangi Bir Geliri ve Malvarlığı Bulunmayıp Boşanma Yüzünden Yoksulluğa Düşeceğinden Davacı Kadın Yararına Geçimi İçin Uygun Miktarda Yoksulluk Nafakası Takdiri Gerektiği )
• KUSUR ( Boşanmaya Sebep Olan Olaylarda Davacı Kadının Daha Ağır Kusurlu Olmadığı/Her Hangi Bir Geliri ve Malvarlığının Bulunmadığı/Boşanma Yüzünden Yoksulluğa Düşeceği – Davacı Kadın Yararına Geçimi İçin Uygun Miktarda Yoksulluk Nafakası Takdiri Gerektiği )
4721/m.175
ÖZET : Dava, boşanma istemine ilişkindir. Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. Toplanan delillerle, boşanmaya sebep olan olaylarda davacı kadının daha ağır kusurlu olmadığı, her hangi bir geliri ve malvarlığının bulunmadığı, boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceği gerçekleşmiştir. O halde, davacı kadın yararına geçimi için uygun miktarda yoksulluk nafakası takdiri gerekirken isteğin reddi doğru görülmemiştir.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı kadın tarafından; kusur tespiti, manevi tazminat ve iştirak nafakasının miktarı, davalı koca tarafından ise; kusur tespiti, boşanma davasının ferileri yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 26.3.2013 günü duruşmalı temyiz eden davacı Ç. K. ile vekili ve karşı taraf temyiz eden davalı N. K. vekili geldiler. Lüzum üzeri davalı vekilinden soruldu: Biz hükmün boşanmaya dair bölümünü temyiz etmedik, temyiz isteğimiz kusur belirlemesi ve boşanmanın feri ileri ne yöneliktir. Dilekçemizi bu şekilde açıklıyoruz dedi. Beyanı okundu imzası alındı. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

KARAR : 1- )Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle boşanmaya sebep olan olaylarda taraflar eşit kusurlu kabul edilmiş ise de, yapılan soruşturma ve toplanan delillerden, davacı kadının eşine hakaret ettiği ve küçümsediği, buna karşılık davalı kocanın da eşine fiziksel ve ekonomik şiddet uyguladığı, birlik görevlerini yerine getirmediği, gerçekleşen bu durum karşısında boşanmaya neden olan olaylarda davalı kocanın daha ağır kusurlu olduğunun kabulü gerektiğinin anlaşılmasına göre, davalı kocanın tüm, davacı kadının ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2- )Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. ( T.M.K.m.175 ) Toplanan delillerle, boşanmaya sebep olan olaylarda davacı kadının daha ağır kusurlu olmadığı, her hangi bir geliri ve malvarlığının bulunmadığı, boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceği gerçekleşmiştir. O halde, davacı kadın yararına geçimi için uygun miktarda yoksulluk nafakası takdiri gerekirken isteğin reddi doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarda 2. bentte gösterilen sebeple yoksulluk nafakası yönünden BOZULMASINA, hükmün bozma kapsamı dışında kalan bölümlerinin ise yukarda 1. bentte açıklanan sebeple ONANMASINA, duruşma için taktir olunan 990 TL. vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, aşağıda yazılı temyiz ilam harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna 103.50 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, istenmesi halinde temyiz peşin harcının yatıran davacıya iadesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle, 26.03.2013 tarihinde karar verildi.

Eşini aşağılamak boşanma sebebi

Av.Yasin GİRGİN
Takip edin

Av.Yasin GİRGİN

1999 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun olan Av.Yasin GİRGİN yaklaşık 1 yıl hakimlik döneminin dışında 2000 yılından bu yana boşanma, velayet, nafaka ve mal paylaşımı gibi aile hukuku alanında avukatlık yapmaktadır. 120 köşe yazısı Hürriyet Gazetesi'nde de yayınlanan Yasin GİRGİN'in "Boşanma Davaları El Kitabı" ve "Evlilik Birliğinin Sona Ermesi" isimli iki kitabı da bulunmaktadır.

İletişim:0533 483 9313
Av.Yasin GİRGİN
Takip edin

T.C. YARGITAY HUKUK GENEL KURULU E. 2006/2-787 K. 2006/805 T. 13.12.2006

• ORTAK HAYATIN TEMELİNDEN SARSILMASI ( Davalının Kendi El Yazısı İle Davacıya Hakaret İçeren Yazılar Yazdığı – Davacının Dava Açmakta Haklı Olduğu/Boşanma Kararı Verileceği )
• HAKARET ( Boşanma Davası/Davalının Kendi El Yazısı İle Davacıya Hakaret İçeren Yazılar Yazdığı – Davanın Kabul Edileceği )
• BOŞANMA DAVASI ( Davalının Kendi El Yazısı İle Davacıya Hakaret İçeren Yazılar Yazdığı/Ortak Hayatın Temelinden Sarsıldığı – Davanın Kabulü Gereği )
• TARAFLARIN BİRLİKTE YAŞAMASININ MÜMKÜN OLMAMASI ( Boşanma Davası/Davalının Kendi El Yazısı İle Davacıya Hakaret İçeren Yazılar Yazdığı – Davanın Kabul Edileceği )
4721/m.166
ÖZET : Dava, boşanma ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davalı kadının kendi el yazısı ile yazdığı yazılarında davacı kocasına ağır hakaretlerde bulunduğu anlaşılmaktadır.Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya karar verilmelidir.

DAVA : Taraflar arasındaki “boşanma” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kayseri 1.Aile Mahkemesince davanın reddine dair verilen 24.10.2004 gün ve 2004/1069-2005/884 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 08.05.2006 gün ve 2006/576-6950 sayılı ilamı ile;

( … Yapılan soruşturma, toplanan delillerle davalı kadının kendi el yazısı ile yazdığı yazılarında davacı kocasına ağır hakaretlerde bulunduğu anlaşılmaktadır.Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya ( TMK.md.166/1 )karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır… ),

Gerekçesiyle bozularak dosya geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda ; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

KARAR : Dava, boşanma ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

Davacı vekili, tarafların yaklaşık 16 yıldır evli olduklarını ve müşterek 2 çocukları bulunduğunu, evliliğin ilk yıllarından beri taraflar arasında tartışmalar olduğunu, davacının davalının hakaret ve aşağılamalarına maruz kaldığını, davalının davacıyı toplum içerisinde devamlı küçük düşürdüğünü, tarafların aynı evde ancak ayrı ve kilitli odalarda kaldıklarını, taraflar arasında fiilen evlilik birliğinin olmadığını, davacının çocukların anne sevgisinden mahrum kalmaması için tüm bu olumsuzluklara katlandığını, davalının annelik görevini de layıkıyla yerine getiremediğini, çocuklara şiddet uyguladığını ve hakaret ettiğini, aile mahremiyetine de uygun olmayan şekilde davacının yatak sırlarını 3.şahıslara anlatır olduğunu, kendi el yazısı ile davacı için yazdığı “sen senin mayandan bir fahişe bul! Sen kendin gibi karaktersiz, nankör…birini bul!” notlarını davacıya verdiğini, çok yerinde 3.kişilere aile mahremiyetini ifşa amacı güdülen ve 3.kişilere hitaben yazılan günlük tarzı yazılarda davacıya ağır hakaret ve ithamlar olduğunu, davalının son olarak davacıya bıçakla saldırdığını ileri sürerek tarafların boşanmalarına, davalının hakaret, iftira ve ağır kusuru nedeni ile 2.000.000.000 TL.manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı, davacının kendisine başka kadınların kendisi ile yatmak istediğini, 8 yıldır birlikte yiyip içtikleri meslek arkadaşının karısının kendisinde gözü olduğunu, daha önce görev yaptıkları yerde kendisi evde yokken komşu kızın eve geldiğini ve kendisini istediğini bunun üzerine dayanamayıp onunla yattığını söyleyince odayı terk etmesini istediğini, ondan ayrılacağını söylediğini ve herkese söyleyeceğim dediğini, o anki ruh halini anlatamayacağını, yıkıldığını ve bu sırrı içine attığını, bazen bunu nasıl yaptın dediğinde davacının böyle bir şey olmadığını denemek için şaka yaptığını söylediğini, böyle şakanın olamayacağını, bu olaydan dolayı eşinin kendisine sık sık şiddet uyguladığını, kafasında sürahiyi parçaladığını bu nedenle 8 dikiş atıldığını, davacı ile artık ayrı yatmaya başladıklarını, eşi ile hiçbir şey konuşamadıklarını, konuşunca ya dövdüğünü ya da ağır hakaretler ettiğini bu nedenle yazmaya başladığını, yazıyı okuması için yatağın üzerine koyduğunu, davacının kendisine bunu koz olarak kullanacağını söylediğini kendisinin de kullanmasını bildirdiğini, eşinin 2 yıl önce yazdığı ve kendi işine gelen sayfaları mahkemeye delil olarak sunduğunu, eşinin kendisine yaptıklarını , çirkin tekliflerini bir günlük tutup yazdığını, eşinin okumasına izin verdiğini, eşinin bu yazdıklarına kızıp o gece yine beraber olduğu kadınlardan bahsettiğini, kendisinin kız olmadığını ima ettiğini ona karşılık olarak “….on tabur askerin içine gireyim ar namus tertemiz çıkarım,senin gibi namussuz, nankör, karaktersiz değilim “şeklinde yazdığını , “sen kendin gibi önüne gelenle yatan bir fahişe bul dediğini”, 2-3 ay ayrı yattıktan sonra barıştıklarını, dava dilekçesindeki ayrı odalarda kalma, ailevi sırları başkalarına anlatma ve bıçaklama olayının gerçekleri yansıtmadığını, notların kendisine ait günlükten olduğunu günlüğün hepsi birlikte okunduğu taktirde neden yazdığının anlaşılacağını, yuvasından ayrılmak istemediğini, nafakasını istediğini savunmuştur.

Mahkemenin ” Sarf edilen sözler dışında eşler arasında geçimsizlik oluşturacak bir davalı davranışının varlığı davacı tarafça ispat edilememiştir. Mahkememizce davacının boşanma ısrarından vazgeçmesi ve evliliği devam ettirmesi halinde evlilik birliğinin devam edeceği sonucuna varılmıştır.” gerekçesi ile davanın reddine dair verdiği karar, yukarıda belirtilen nedenle bozulmuş, mahkemece “Davalı kadın ortada hiçbir sebep yokken veya ufak tartışmalar sonucunda kocayı aşağılamak, onu rencide etmek kastı ile hareket etmemiştir. Kendisinin sözleri sadece bir tepkiden ibarettir. Davalı kadının gösterdiği bu tepki dışında evlilik birliğinin devamı sırasında kendisine kusur atfedilebilecek en ufak hatalı bir davranışı bulunmamaktadır.” gerekçesi ile önceki kararda direnilmiştir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle davalı kadın tarafından kocasına yazılan hususlar kabul edilip inkar edilmediğine, davacı kocanın söylediği iddia edilen sözlerin ise söylendiği ispat edilemediğine göre, Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ : Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda ve Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 13.12.2006 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

yarx

Eşiyle alay etmek boşanma sebebi

Av.Yasin GİRGİN
Takip edin

Av.Yasin GİRGİN

1999 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun olan Av.Yasin GİRGİN yaklaşık 1 yıl hakimlik döneminin dışında 2000 yılından bu yana boşanma, velayet, nafaka ve mal paylaşımı gibi aile hukuku alanında avukatlık yapmaktadır. 120 köşe yazısı Hürriyet Gazetesi'nde de yayınlanan Yasin GİRGİN'in "Boşanma Davaları El Kitabı" ve "Evlilik Birliğinin Sona Ermesi" isimli iki kitabı da bulunmaktadır.

İletişim:0533 483 9313
Av.Yasin GİRGİN
Takip edin

T.C. YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2012/22401 K. 2013/8209 T. 25.3.2013

• ORTAK HAYATIN TEMELİNDEN SARSILMASI ( Davalı Kadının Eşinin Ameliyatları Sırasında Eşiyle Yeterince İlgilenmediği/Müşterek Çocukları İhmal Etmek Suretiyle Birlik Görevlerini Yerine Getirmediği – Evliliğin Devamına İmkan Bırakmayacak Nitelikte Bir Geçimsizliğin Mevcut ve Sabit Olduğu )
• EVLİLİĞİN DEVAMINA İMKAN BIRAKMAYACAK NİTELİKTE GEÇİMSİZLİK ( Ortak Hayatın Temelinden Sarsılması – Davalı Kadının Eşinin Ameliyatları Sırasında Eşiyle Yeterince İlgilenmediği/Eşinin Fiziksel Özrünü Alay Konusu Yaptığı – Eşleri Birlikte Yaşamaya Zorlamanın Artık Kanunen Mümkün Görülmediği )
• BOŞANMA DAVASI ( Davalı Kadının Eşinin Ameliyatları Sırasında Eşiyle Yeterince İlgilenmediği/Eşinin Fiziksel Özrünü Alay Konusu Yaptığı Davacı Kocanın da Ailesiyle Birlikte Eşine Fiziksel Şiddet Uygulayıp Evden Kovduğu – Davanın Reddinin İsabetsiz Olduğu )
• TEDBİR NAFAKASI ( Boşanma Davası – Davacı Kocanın Ailesiyle Birlikte Eşine Fiziksel Şiddet Uygulayıp Evden Kovduğu/Tarafların Ekonomik ve Sosyal Durumları da Gözetilerek Dava Tarihinden Geçerli Olmak Üzere Davalı Kadın Yararına Uygun Miktarda Tedbir Nafakasına Hükmedilmesi Gerektiği )
4721/m.166/1,169,185/3,186/3
ÖZET : Davalı kadının eşinin ameliyatları sırasında eşiyle yeterince ilgilenmediği, müşterek çocukları ihmal etmek suretiyle birlik görevlerini yerine getirmediği, eşinin fiziksel özrünü alay konusu yaptığı; davacı kocanın da ailesiyle birlikte eşine fiziksel şiddet uygulayıp evden kovduğu, eşini istemediği söylediği anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinde sarsacak derecede ve evliliğin devamına imkan bırakmayacak nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya karar verilmesi gerekir. Boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince, gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine , malların yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden almak zorundadır. O halde; tarafların ekonomik ve sosyal durumları da gözetilerek dava tarihinden geçerli olmak üzere davalı kadın yararına uygun miktarda tedbir nafakasına hükmedilmesi gerekir.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı ( koca ) tarafından; tümü yönünden, davalı ( kadın ) tarafından ise; tedbir nafakası yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : 1- Davacı kocanın temyizine hasren yapılan incelemede;

Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden; davalı kadının eşinin ameliyatları sırasında eşiyle yeterince ilgilenmediği, müşterek çocukları ihmal etmek suretiyle birlik görevlerini yerine getirmediği, eşinin fiziksel özrünü alay konusu yaptığı; davacı kocanın da ailesiyle birlikte eşine fiziksel şiddet uygulayıp evden kovduğu, eşini istemediği söylediği anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinde sarsacak derecede ve evliliğin devamına imkan bırakmayacak nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya ( TMK. md.166/1 ) karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır.

2- Davalı kadının temyizine hasren yapılan incelemede;

Boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince, gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına ( TMK. md.186/1 ), geçimine ( TMK md.185/3 ), malların yönetimine ( TMK. m. 223, 242, 244, 262, 263, 264, 267, 215 ) ve çocukların bakım ve korunmasına ( TMK. m.185/2 ) ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden ( resen ) almak zorundadır ( TMK. m.169 ). O halde; Türk Medeni Kanununun 185/3. ve 186/3. maddeleri uyarınca, tarafların ekonomik ve sosyal durumları da gözetilerek dava tarihinden geçerli olmak üzere davalı kadın yararına uygun miktarda tedbir nafakasına hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda 1.bentte gösterilen sebeple davacı koca yararına, 2.bentte gösterilen sebeple davalı kadın yararına BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatıranlara geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25.03.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.