Etiket arşivi: boşanma davası

Ses Kaydı Delil Olarak Kullanılabilir mi?

 “Bir delilin usulsüz olarak elde edilmesi ayrı, usulsüz olarak yaratılması ayrı bir olaydır. Usulsüz olarak elde edilen bir delil somut olayın özelliğine göre değerlendirilebilirse de; usulsüz olarak yaratılan bir delilin hiçbir şekilde delil olarak kabulü olanaklı değildir.” YARGITAY HUKUK GENEL KURULU E. 2013/4-1183 Ses Kaydı Delil Olarak Kullanılabilir mi? yazısına devam et

Boşanma Davası Açmadan Önce Bilinmesi Gerekenler

Boşanma

Aile avukatı, anlaşmalı boşanma, boşanma avukatı, boşanma avukatları, boşanma davası, boşanma davası nasıl açılır, boşanma dilekçesi, boşanma gerekçeleri, boşanma hukuku, boşanma sebepleri, boşanma nedenleri, çekişmeli boşanma, nasıl boşanabilirim

Boşanma Davası Türleri Nelerdir?

Boşanma davası genel olarak çekişmeli boşanma davası ve anlaşmalı boşanma davası olarak ikiye ayrılmaktadır.

Boşanma Sebepleri Nelerdir?

Kanuna göre boşanma sebepleri,

  • zina,
  • hayata kast,
  • eşe çok kötü muamele,
  • yüz kızartıcı suç işleyen eşten boşanma,
  • terk,
  • akıl hastalığı,
  • evlilik birliğinin temelinden sarsılması,
  • anlaşmalı boşanma ve
  • fiili olarak ayrı yaşama şeklinde sayılmıştır.

Anlaşmalı Boşanma Şartları Nelerdir?

Anlaşmalı olarak boşanmak isteyen eşlerin evliliğinin 1 tam yılı doldurmuş olması gerekir. Bir tam yılı doldurmamış eşler anlaşmalı olarak boşanamazlar. Ancak bu durumda eşlerin yukarıda saydığım nedenlerle çekişmeli boşanma davası açmalarının önünde bir engel yoktur.

Boşanma Süreci Nasıl İşler?

Boşanmada tüm süreçler dava dilekçesinin hazırlanması ile başlar, davanın açılması, dilekçenin tebliği, ESD araştırmasının yapılması, cevap dilekçesinin verilmesi, cevap dilekçesine cevap dilekçesi ile bu dilekçeye cevap verilmesi ile devam eder.

Yine ön inceleme duruşması, tanıkların dinlenilmesi ve diğer delillerin toplanmasının akabinde esasa ilişkin beyanların sunulması ile ilk aşaması sona erer.

Bu aşamadan sonra, gerekçeli kararın tebliği, istinaf ya da temyiz merciine başvurulması aşamaları da mevcut olabilir.

Nihayetinde kararının kesinleşmesi ve nüfus müdürlüğüne işlenmesi ile süreç tamamlanır.

Boşanma Davası Ne Kadar Sürer?

Genel olarak anlaşmalı davalar, davanın açılması, duruşmaya çıkılması ve kararın kesinleşmesi için yapılması gereken çeşitli işlemlerle birlikte yaklaşık 2-3 aylık bir süreç alıyor.

Çekişmeli davalar ise 10-12 ayda bitiyor. Kesinleşmesi ise temyiz edilirse yaklaşık 18 -20 ayı buluyor.

En Hızlı ve En İyi Nasıl Boşanılabilir?

Önemli olan en hızlı şekilde boşanılması değil, en doğru şekilde boşanılmasıdır. Tarafların tüm haklarını alabildiği sonuç en iyi boşanmadır.

Boşanma Davasını Hangi Tarafın Açması Avantajlıdır?

Boşanma davasını hangi tarafın açtığı değil, açan tarafın iddialarını ispatlaması önemlidir. Öte yandan bir taraf boşanma davası açtıktan sonra diğer tarafın da karşı boşanma davası açma hakkı bulunmaktadır.

Boşanmada iddialarını en doğru şekilde sunan ve bunları ispatlayabilen taraf avantajlıdır.

Kadın ya da erkeğin davayı açmasının hiç bir önemi bulunmamaktadır.

Boşanma Davası Nasıl Açılır?

Boşanma davası, aile mahkemesine, aile mahkemesinin bulunmadığı yerlerde ise asliye hukuk mahkemesine hitaben yazılacak 3 nüsha dilekçe ile açılmaktadır.

Davanın açılmış sayılması için başvuru harcı, peşin harç ve benzeri harçlar ile gerekli gider avansının yatırılmış olması gerekir.

Boşanma İçin Gerekli Evraklar Nelerdir?

Boşanma için bugünkü internet ortamında tek gerekli olan belge TC Kimlik numarasını içeren nüfus cüzdanıdır. Aile cüzdanı, pasaport, tapu kayıtları, ikametgah ilmuhaberi, doğum belgeleri gibi kayıtlara gerek yoktur.

Boşanma Dilekçesi Nasıl Hazırlanmalıdır?

Boşanma dilekçesinin hazırlanması için çeşitli kanunlarda belirlenmiş şekillere uyulması gerekmektedir. Dava dilekçelerinin içermesi gereken bazı ifadeler bulunmaktadır. Bunlara uyulmaması halinde dilekçe reddedilebileceği gibi, davanın açılmamış sayılmasına da karar verilebilmektedir. Bunun yanında, içerik olarak yanlış hazırlanmış bir dava dilekçesi, hak kayıplarına da neden olabilir.

İki Eş de Mahkemeye Gelmek Zorunda mıdır?

Evliliğin sona ermesi için açılan bu davaları ikiye ayırmak mümkündür: Bunlardan ilki anlaşmalı davadır.Anlaşmalı açılan davada her iki taraf mahkemeye çıkarak evliliğin sona ermesini hür iradeleriyle istediklerini hakime açıklamak zorundadırlar. Anlaşmalı davada, duruşmada tarafların temsili vekaletle olmamaktadır.

Diğer yandan çekişmeli olarak açılan davada tarafların mahkemeye çıkmasına gerek yoktur. Taraflar yerine vekil edecekleri avukatları da mahkemede kendilerini temsil edebilirler.

Duruşmaya Bizzat Katılmak Gerekir mi?

Duruşmaya eğer dava anlaşmalı değilse tarafların bizzat katılmasına gerek yoktur. Tarafların avukatları da katılarak davayı takip edebilir.

Davaya Gidilmezse Ne Olur?

Davaya gidilmediği ve dava avukatla da takip edilmediği takdirde dava düşer. Bu durumda davaya yetişemeyen, duruşma gününü yanlış hatırlayan, hatalı not eden tarafın davayı yenileme hakkı bulunmaktadır.

Davayı Takip İçin Avukat Tutulması Gerekir mi?

Hukukumuza göre dileyen herkes mahkemeler önünde işini kendi başına takip etme hakkına sahip. Ben de özellikle tarafların bir mal varlıklarının olmadığı, iki tarafın da çalıştığı, müşterek çocuklarının olmadığı ve iki tarafın da evliliğin sona ermesini isteyerek anlaşabildiği durumlarda avukat tutulmasına gerek olmayabileceğini düşünüyorum.

Ancak, özellikle çekişmeli davalarda mahkemelerin kusurlu eşe yüklediği maddi ve manevi tazminatlar çok yükseldi. Tarafların sosyal ve ekonomik durumuna, kusurun ağırlığına göre 50.000,00 TL hatta 100.000,00 TL’ye varan maddi ve manevi tazminatlara hükmedilebiliyor.

Yine bazı durumlarda eşin durumuna uygun olmayan miktarlarda nafakaya karar verildiğini de görebiliyoruz.

Dava dilekçesi bir şekilde hazırlanabilse bile, cevap dilekçesi, replik ve düplik dilekçeleri, delil dilekçesi, ıslah, itiraz, esas hakkında beyan dilekçeleri, delillerin toplanması, tanıklara soru sorulması gibi iş ve işlemler göz önüne alındığında avukatsız olarak bir davanın yürütülmesinin çok zor olduğunu düşünüyorum.

Diğer yandan bu davalar teknik olarak ceza davalarıyla birlikte en zor davalardan. Yargıtay’ın 2. , 6. ve 8. Daireleriyle birlikte 4. ve 12. Daireleri’nin ve Hukuk Genel Kurulu’nun da tüm ilgili kararlarını takip etmeyi gerektiriyor. Bu benim gibi sadece bu konuyla ilgilenen, bu konuda her hafta makale, yılda bir kitap yazan bir hukuk adamı için bile oldukça yorucu bir mesai gerektiriyor.

Eşinden Şiddet Görenler Ne Yapmalı?

Şiddet gören eş mutlaka en yakın karakola başvurarak durumu tutanak altına almalıdır. Buradan şiddete uğrayan mağdur, hastaneye gönderilerek kendisine darp raporu aldırılır.

Çocuğun Velayeti Kime Verilir?

Çocuğun velayeti verilirken çocuğun üstün yararı gözönünde bulundurulur. Bunun için çocuğun yaşına, cinsiyetine, ebeveynlerin çocukla olan ilişkisine, ekonomik ve sosyal durumlarına da bakılmalıdır.

Boşandıktan Sonra Hemen Yeniden Evlenilebilir mi?

Davada verilen kararın kesinleşmesinden sonra erkeklerin hemen yeniden evlenmesi mümkünken, kadınların bekleme süresini doldurmaları gerekir.

İddet (Kadın için Bekleme Süresi) Nedir?

Boşanan kadının yeniden evlenebilmesi için 300 günlük bekleme süresini tamamlaması gerekmektedir. Ancak bu süre, kadının hamile olmadığına dair bir raporu varsa kaldırılabilmektedir.

Yoksulluk ve İştirak Nafakası Nedir, Nasıl Belirlenir?

Nafaka, hem evliliğin sona ermesi nedeniyle yoksulluğa düşecek eş için hem de çocuklar için belirlenmektedir.

Nafaka belirlenirken, eşlerin gelirleri ve giderleri ile ekonomik ve sosyal durumları gözönüne alınır.

Davada Tazminat Nasıl Belirlenir?

Türk Medeni Kanunu’na göre maddi ve manevi tazminat, davanın açılmasına neden olan olaylarda daha ağır kusurlu olan eş aleyhine, kusurun derecesine, maddi gücüne göre belirlenir.

Eşlerin evliliğin sona ermesinde kusuru yoksa yahut kusurları eşitse birbirlerinden maddi ve manevi tazminat alamazlar.

Anlaşmalı Davada Kararlaştırılan Nafakanın İptali ya da Artırılması Mümkün müdür?

Şartların değişmesi halinde, anlaşmalı davada kararlaştırılan nafakanın kaldırılması, azaltılması ya da artırılması mümkündür.

Ses ve Video Kayıtları Delil Olarak Kullanılabilir mi?

Hukuka uygun elde edilmek şartıyla ses ve video kayıtlarının davalarda delil olarak kullanılabilmeleri mümkündür.

Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır?

Mal paylaşımı, tarafların evliliklerinin başlangıcına, evlilik içinde edinilen malvarlıklarının bedelinin nasıl ödendiğine göre özel hesaplama yöntemleriyle yapılmaktadır. Eşlerin %50 şeklindeki standart hakları, malvarlığının bedelinin ödenme şekline bağlı olarak değişebilmektedir.

Avukat Ücreti Ne Kadardır?

Avukatlık ücretleri, davanın görüleceği yere, tarafların çekişme durumlarına, ekonomik ve sosyal durumlarına göre değişkenlik göstermektedir.

Davanın açılacağı yer baroları her yıl, ortalama bazı ücretler belirlemekte ve bunları yayınlamaktadır.

Anlaşmalı mı yoksa çekişmeli davayı  mı tavsiye ediyorsunuz?

Öncelikle bu eşlerin durumuna bağlı. Eşlerin kaç yıldır evli olduğu, yaşları, ne iş yaptıkları, mal varlıklarının olup olmadığı, mal varlıklarının ne kadarını evlilik öncesinden ya da miras-bağışlama yoluyla edindikleri, müşterek çocukların olup olmadığı, bunların yaşları, aylık masrafları ve bunlar gibi durumları değerlendirerek anlaşmalı ya da çekişmeli davayı tavsiye ediyorum.

Karşı taraf boşanmak istemese de boşanabilir miyim?

Bana gelen soruların önemli bir kısmı da bununla ilgili. Yıllar içinde eşten-dosttan duyduklarımız hafızamızda yer ediyor ve başımıza böyle bir iş geldiğinde çözümü eski bilgilerimizle bulmaya çalışıyoruz. “Karşı tarafın  istememesi halinde boşanılamayacağı” fikri de eski Kanun döneminden kalma bir bilgi. Yeni Medeni Kanunumuza göre böyle bir durumda boşanmanın gerçekleşmemesi gibi bir durum söz konusu değil. Yine bu durum davayı da uzatmaz. Tabii kusur durumlarını ayrıca incelemek gerekir.

Hakimin açılan davayı reddetme hakkının olduğu doğru mu?

Genellikle “karakterimiz uyuşmuyor” “geçinemiyoruz” “uzun süredir zaten ayrı yaşıyoruz” şeklinde durumlarını izah etmeye çalışan insanlar, bunların yeterli olmadığını söylediğimde şaşkınlığa uğruyor. Evet, maalesef, Türk Hukuku’nda geçerli ve yeterli bir sebep olmaksızın boşanmak sadece anlaşmalı davalarda söz konusu olabiliyor, diğer davalarda (çekişmeli) boşanma sebebinizi ortaya koymalı ve bunu ispat etmelisiniz.

Kanun, bir kaç nedeni özel olarak saymış ve bunu düzenlemiştir. Aşağıdaki sebeplerden biri evliliğinizde mevcut ise çekişmeli dava açabilirsiniz.

– Zina,eşin hayatına kastetmek, eşe kötü muamelede bulunmak, eşin onurunu kırıcı davranışlarda bulunmak, küçük düşürücü, yüz kızartıcı suç işlemek, haysiyetsiz, ahlâka aykırı hayat sürmek, evi- eşi terketmek, akıl hastalığına yakalanmak, evlilik birliğini temelinden sarsacak davranışlarda bulunmak

Üç yıl ayrı yaşanırsa “hakimin otomatik boşayacağı” doğru mu?

Halk arasında en çok konuşulan ve yanlış bilinen konulardan biri de bu. Kanunumuzda böyle ayrı yaşama nedeniyle otomatik bir sona erme söz konusu değil. Ama şu olabilir: Taraflardan birisi dava açmıştır, bu davada yukarıda bahsettiğim  sebebinin varlığını, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını ispat edememiştir ve bu nedenle davası reddedilmiştir.Bu ret kararından 3 yıl sonra ikinci bir dava açma hakları vardır. Yani otomatik bir boşanma olmaz, yine dava açmaları gerekir.

En çok hangi nedenle boşanılıyor?

Bu iki taraf için de çoğunlukla sır alanında yer alan bir konu. Kişisel gözlemim, istatistiklerin bu konuda sağlıklı bir sonuç vermediği. Öte yandan her aile birbirinden farklı ve olaylara yaklaşımları da son derece değişik: Örneğin üst gelir grubu daha çok şiddet ve sadakatsizlik nedeniyle dava açarken orta ve alt gelir grubu öncelikle ekonomik nedenlerle dava açıyor, şiddet ve aldatma fiillerinden önce kendi geçimleri konusunda kaygılanıyorlar.

Dava nerede açılır?

Dava açabileceğiniz yerler çok çeşitli. Oturduğunuz yerde, karşı tarafın oturduğu yerde, birlikte 6 ay boyunca oturduğunuz son yerde dava açabilirsiniz.

Boşanma Davası

Mr.Yasin GİRGİN on TV
Avukat Yasin Girgin

Boşanma davası, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’muzun 161 ve 166. maddeleri arasında düzenlenen sebeplere dayalı olarak evlilik birliğinin sona erdirilmesi için açılan dava çeşitlerinden biridir. Evlilik, evliliğin iptali ile de sona erdirilebilir.

Boşanma davası zina, hayata kast, onur kırıcı muamele, terk, evlilik birliğinin temelinden sarsılması ( şiddetli geçimsizlik) nedenlerine dayalı olarak açılabilir.

Bununla birlikte en az bir yıl sürmüş evliliklerde eşler anlaşarak dava açabilirler.

Boşanma davası, aile mahkemelerinde, aile mahkemelerinin kurulmadığı yerlerde asliye hukuk mahkemelerinde açılır.

Dava evlilik birliğinin sona erme nedenlerinde kusuru ağır olmayan eş tarafından açılabilir. Kusuru daha ağır olan eşin bu davayı açmış olması halinde, az kusurlu eş bu davaya itiraz edebilir. Bu halde dava reddedilir.

Boşanma davasında davacının avukat tutması zorunlu değildir. Yani muhakkak bir avukat eliyle açılması gerekmemektedir.

Türk Hukukunda tarafların avukat tutma zorunluluğu bulunmamaktadır.

Bununla birlikte tarafların hak kaybına uğramamaları, işlerinin daha doğru ve daha hızlı takip edilmesi için avukat tutmalarında yarar bulunmaktadır.

Bunun dışında diğer kişiler tarafından açılamaz. Akıl hastası, ayırtım gücü olmayan vb. kişiler bu davayı kendilerine mahkeme tarafından atanacak vasileri eliyle de açabilirler.

Davada genel olarak boşanma ya da ayrılık ile birlikte nafaka, maddi ve manevi tazminat da istenmektedir.

Bununla birlikte müşterek ve ergin olmayan çocukların bulunması halinde bunların velayeti ve bunların geçimi, eğitimi ve diğer giderleri için iştirak nafakası da talep edilmektedir.

Boşanma davası, istatistiki olarak ülkemizde en çok açılan davalardan biridir. Genel olarak boşanma davası, anlaşmalı boşanma sebebiyle açılmaktadır. Açılan davaların büyük bir kısmını anlaşmalı boşanma davaları oluşturmaktadır.

Eşlerin, evlilik birliğini sona erdirmek istemelerinin nedeni ne olursa olsun, evlilik süresinin bir yılı doldurmuş olması halinde davanın anlaşmalı olarak bitirilmesi mümkündür.

Boşanma davalarında tarafların müşterek çocukları varsa bunların hangi ebeveynde kalacağı, bakımlarının nasıl sağlanacağı, nafaka miktarları, davadaki sebeplere göre eşlerin ne kadar tazminat alabileceği, maddi ve manevi tazminat miktarlarına da karar verilmelidir. Ancak boşanma davası ile birlikte eşlerin mal varlığını paylaşmaları konusunda bir karar verilmez.

Eşlerin mal varlığını paylaşmaları konusundaki problemin çözümü için ayrıca bir dava açmaları gerekir.

Boşanmada Manevi Tazminat Verilmesinin Amacı

BOŞANMA DAVASI ( Boşanmada Manevi Tazminatın Amacının Boşanmaya Sebep Olan Olaylar Yüzünden Kişilik Hakkı Saldırıya Uğrayan Tarafın Bozulan Ruhsal Dengesini Telafi Etmek ve Manevi Değerlerindeki Eksilmeyi Karşılamak Olduğu – Kişilik Haklarını İhlal Eden Fiille Tazminat Miktarı Arasında Makul Bir Oranın Bulunması Gerektiğinin Gözetileceği )
BOŞANMADA MANEVİ TAZMİNATIN AMACI ( Boşanmaya Sebep Olan Olaylar Yüzünden Kişilik Hakkı Saldırıya Uğrayan Tarafın Bozulan Ruhsal Dengesini Telafi Etmek ve Manevi Değerlerindeki Eksilmeyi Karşılamak Olduğu – Kişilik Haklarını İhlal Eden Fiille Tazminat Miktarı Arasında Makul Bir Oranın Bulunması Gerektiği )
BOŞANMA DAVASINDA MANEVİ TAZMİNAT MİKTARININ BELİRLENMESİ ( Bir Tarafın Zenginleşmesine Yol Açacak Sonuçlar Doğurur Miktarda Manevi Tazminat Takdir Edilemeyeceği – Bir Yandan Kişilik Hakları Zedelenen Tarafın Ekonomik ve Sosyal Durumunun ve Boşanmada Kusuru Bulunup Bulunmadığının ve Varsa Kusur Derecesinin Fiilin Ağırlığını Öbür Yandan da Kişilik Haklarına Saldırıda Bulunanın Kusur Derecesinin Ekonomik ve Sosyal Durumunun Göz Önünde Bulundurulacağı )
4721/m. 4, 166, 174
ÖZET : Dava boşanma davasıdır.

Boşanmada manevi tazminatın amacı, boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın, bozulan ruhsal dengesini telafi etmek, manevi değerlerindeki eksilmeyi karşılamaktır. Onun için, kişilik haklarını ihlal eden fiille, tazminat miktarı arasında makul bir oranın bulunması gerekir. Bir tarafın zenginleşmesine yol açacak sonuçlar doğurur miktarda manevi tazminat takdiri, müesseseyi amacından saptırır. Hakim, tazminat miktarını saptarken, bir yandan kişilik hakları zedelenen tarafın, ekonomik ve sosyal durumunu ve boşanmada kusuru bulunup bulunmadığını ve varsa kusur derecesini, fiilin ağırlığını; öbür yandan da, kişilik haklarına saldırıda bulunanın kusur derecesini, ekonomik ve sosyal durumunu göz önünde bulundurmak zorundadır.

bosanmada-manevi-tazminat

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davalı kadın tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : 1-)Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı kadının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2-)Boşanmada manevi tazminatın amacı,

  • boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın,
  • bozulan ruhsal dengesini telafi etmek,
  • manevi değerlerindeki eksilmeyi karşılamaktır.

Onun için, kişilik haklarını ihlal eden fiille, tazminat miktarı arasında makul bir oranın bulunması gerekir.

Bir tarafın zenginleşmesine yol açacak sonuçlar doğurur miktarda manevi tazminat takdiri, müesseseyi amacından saptırır.

Hakim, tazminat miktarını saptarken, bir yandan kişilik hakları zedelenen tarafın, ekonomik ve sosyal durumunu ve boşanmada kusuru bulunup bulunmadığını ve varsa kusur derecesini, fiilin ağırlığını; öbür yandan da, kişilik haklarına saldırıda bulunanın kusur derecesini, ekonomik ve sosyal durumunu göz önünde bulundurmak zorundadır.

Açıklanan ilkeler gözetildiğinde davacı erkek yararına takdir edilen manevi tazminat miktarı, ölçülülük ilkesine uygun olmayıp fazla bulunmuştur. Türk Medeni Kanununun 4. maddesinde yer alan hakkaniyet ilkesi gözetilerek daha uygun miktarda tazminat takdiri gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin ise yukarda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, istenmesi halinde temyiz peşin harcının yatırana iadesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17.02.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

T.C. YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2015/12460 K. 2016/2831 T. 17.2.2016

Kişisel Mal İddiasının Kanıtlanamaması Halinde Prosedür

KATILMA ALACAĞI DAVASI ( Dava Konusu Parseldeki Davalı Eş Adına Kayıtlı Payın Edinilmiş Mal Niteliğinde Olduğu Kabul Edilerek Davacı Eşin Artık Değere Katılma Alacağının Usulüne Uygun Bir Biçimde Hesaplanması İçin Gerekli İşlemlerin Yürütülmesi ve Gerçekleşecek Sonuca Göre Bir Karar Verilmesi Gerektiği )
MAL REJİMİNİN TASFİYESİ ( Eşlerin Bağlı Bulunduğu Rejime İlişkin Hükümlerin Uygulanacağı – Taşınmaz Eşler Arasında Edinilmiş Mallara Katılma Rejiminin Geçerli Olduğu Tarihlerde Satın Alınarak Davalı Eş Adına Tescil Edildiği Gözetilerek Sonuca Gidilmesi Gerektiği )
EDİNİLMİŞ MALLARA KATILMA REJİMİ ( Kişisel Mal İddiası Kanıtlanamaması Sebebiyle Taşınmazdaki Davalı Eş Adına Kayıtlı Payın Edinilmiş Mal Niteliğinde Olduğu Kabul Edilerek Davacı Eşin Artık Değere Katılma Alacağının Usulüne Uygun Bir Biçimde Hesaplanması İçin Gerekli İşlemlerin Yürütülmesi Gerektiği )
KİŞİSEL MAL ( Toplanan Tüm Delillerin İçeriğine Özellikle Davalının Dilekçesindeki Parseli Kendi Birikimi İle Edindiği Yönündeki Açık Beyanı Karşısında Taşınmazın Kişisel Malı İle Edindiği Yönündeki Davalı Savunmasının Kanıtlanamadığı )
4721/m.179,229,230,231
ÖZET : Dava, katılma alacağı istemine ilişkindir. Taşınmaz eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu tarihlerde satın alınarak, davalı eş adına tescil edilmiştir. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır. Davalı eş dava konusu taşınmazın adına kayıtlı paylarını, miras bırakanlarından kalan malların satılması sonucu gelen parayı kullanarak iktisap ettiğini, diğer deyişle kişisel malı ile satın aldığını, bu nedenle tasfiyeye tabi tutulamayacağını ileri sürmüştür. Ne var ki, toplanan tüm delillerin içeriğine, özellikle davalının dilekçesindeki parseli kendi birikimi ile edindiği yönündeki açık beyanı karşısında; taşınmazın kişisel malı ile edindiği yönündeki davalı savunması kanıtlanamamıştır. O halde, dava konusu parseldeki davalı eş adına kayıtlı payın “edinilmiş mal” niteliğinde olduğu kabul edilerek; davacı eşin artık değere katılma alacağının usulüne uygun bir biçimde hesaplanması için gerekli işlemlerin yürütülmesi ve gerçekleşecek sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken; mahkemece, talebin reddine karar verilmiş olması isabetsizdir.

DAVA : T. Y. ile Ş. K. aralarındaki katılma alacağı davasının reddine dair Adana 6. Aile Mahkemesi’nden verilen 15.01.2013 gün ve 1033/52 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili evlilik birliği içerisinde edinilen taşınmazlarda vekil edeninin yarı oranında hakkı bulunduğunu açıklayarak … Köyü’nde bulunan iki adet tarlanın her biri için ayrı ayrı 12.500 TL, .. Köyü’ndeki tarla için de 3000 TL nin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, daha sonra davacı vekili tarafından sunulan 02.01.2013 tarihli dilekçe ile ve değişik tarihlerdeki yargılama oturumlarında alınan imzalı beyanlarında talebinin sadece Suluca köyündeki 463 parsel sayılı taşınmaza yönelik bulunduğunu, diğer taşınmazlar yönünden herhangi bir talebinin bulunmadığını bildirmiştir.

Davalı vekili, dava konusu taşınmazları, vekil edenine babasından, dedesinden kalan miras yoluyla kalan malların satışı ile gelen para ile edinmiş olduğunu, kişisel malları niteliğinde bulunduğunu bu nedenle tasfiyeye tabi tutulamayacağını cevap dilekçesinde bildirmiş, daha sonraki 18.06.2012 tarihli imzalı dilekçesinde ise, 463 parsel sayılı taşınmazı kendi birikimi ile edindiğini açıklamış, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, davanın, dava konusu 463 parsel sayılı taşınmaz yönünden davacının katkısının kanıtlanamadığı, davalıya mirasen kalan malı olduğu gerekçesiyle, diğer taşınmazlar yönünden ise davacının alacak talebinden vazgeçtiği sebebiyle reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Temyiz dilekçesinin kapsamına göre temyiz isteği dava konusu 463 parsel sayılı taşınmaza yöneliktir.

Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir ( 6100 sayılı HMK.nın 33. m ). iddianın ileri sürülüş şekline göre dava, artık değere katılma alacağı isteğine ilişkindir.

Mal rejiminin devamı süresince, bir eşin sahip olduğu edinilmiş malda, diğer eşin artık değerin yarısı oranında katılma alacağı hakkı vardır. Artık değere katılma alacağı; eklenecek değerlerden ( TMK 229.m ) ve denkleştirmeden ( TMK 230.m ) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının ( TMK 219.m ) toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin ( TMK 231.m ) yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkıdır ( TMK 236/1.m ). Katılma alacağı Yasa’dan kaynaklanan bir hak olup, bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunulmasına gerek yoktur.

Artık değere katılma alacak miktarı hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malların, bu tarihteki durumlarına göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm ( rayiç ) değerleri, diğer deyişle tasfiyeye yönelik açılan davanın karar tarihine en yakın sürüm değeri esas alınır ( TMK 227/1, 228/1, 232 ve 235/1. m ). Yargıtay uygulamalarına göre, tasfiye tarihi karar tarihidir.

Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır. Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edilir ( TMK 222. m ).

Yukarıdaki değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülürse konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden de yardım alınmalıdır.

Somut olaya gelince; eşler, 25.12.1993 tarihinde evlenmiş, 29.6.2009 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir ( TMK 225 /son ). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 sayılı TMK’nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı ( 743 sayılı TKM 170.m ), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir ( 4722 sayılı yasanın 10, TMK 202/1.m ). Tasfiyeye konu 463 parsel 3.kişiler adına paylı olarak kayıtlı iken davalı eş 87/1177 oranındaki payı 13.02.2007 tarihinde, 87/1177 oranındaki payı ise 20.03.2007 tarihinde tapudan satın ve devralmıştır. Şu durumda taşınmaz eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu tarihlerde satın alınarak, davalı eş adına tescil edilmiştir. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır ( TMK 179.m ).

Mahkemece, dava konusu 463 parsel sayılı taşınmaz yönünden yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ise de; varılan sonuç dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Davalı eş dava konusu 463 parsel sayılı taşınmazın adına kayıtlı paylarını, miras bırakanlarından kalan malların satılması sonucu gelen parayı kullanarak iktisap ettiğini, diğer deyişle kişisel malı ile satın aldığını, bu nedenle tasfiyeye tabi tutulamayacağını ileri sürmüştür. Ne var ki, toplanan tüm delillerin içeriğine, özellikle davalının 18.06.2012 tarihli dilekçesindeki 463 parseli kendi birikimi ile edindiği yönündeki açık beyanı karşısında; taşınmazın kişisel malı ile edindiği yönündeki davalı savunması kanıtlanamamıştır. O halde, dava konusu 463 parseldeki davalı eş adına kayıtlı toplam 174/1177 oranındaki payın “edinilmiş mal” niteliğinde olduğu kabul edilerek; davacı eşin artık değere katılma alacağının yukarıda açıklanan esaslar çerçevesinde usulüne uygun bir biçimde hesaplanması için gerekli işlemlerin yürütülmesi ve gerçekleşecek sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken; mahkemece, yazılı gerekçe ile 463 parsel yönünden de talebin reddine karar verilmiş olması isabetsiz olmuş, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Davacı vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan sebeple, yerinde olduğundan kabulüyle hükmün dava konusu 463 parsel yönünden 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. ( HMK m.297/ç ) ve HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 24,30 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 19.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

T.C. YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ E. 2015/18964 K. 2015/20712 T. 19.11.2015

Eşiyle alay etmek boşanma sebebi

T.C. YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2012/22401 K. 2013/8209 T. 25.3.2013

• ORTAK HAYATIN TEMELİNDEN SARSILMASI ( Davalı Kadının Eşinin Ameliyatları Sırasında Eşiyle Yeterince İlgilenmediği/Müşterek Çocukları İhmal Etmek Suretiyle Birlik Görevlerini Yerine Getirmediği – Evliliğin Devamına İmkan Bırakmayacak Nitelikte Bir Geçimsizliğin Mevcut ve Sabit Olduğu )
• EVLİLİĞİN DEVAMINA İMKAN BIRAKMAYACAK NİTELİKTE GEÇİMSİZLİK ( Ortak Hayatın Temelinden Sarsılması – Davalı Kadının Eşinin Ameliyatları Sırasında Eşiyle Yeterince İlgilenmediği/Eşinin Fiziksel Özrünü Alay Konusu Yaptığı – Eşleri Birlikte Yaşamaya Zorlamanın Artık Kanunen Mümkün Görülmediği )
• BOŞANMA DAVASI ( Davalı Kadının Eşinin Ameliyatları Sırasında Eşiyle Yeterince İlgilenmediği/Eşinin Fiziksel Özrünü Alay Konusu Yaptığı Davacı Kocanın da Ailesiyle Birlikte Eşine Fiziksel Şiddet Uygulayıp Evden Kovduğu – Davanın Reddinin İsabetsiz Olduğu )
• TEDBİR NAFAKASI ( Boşanma Davası – Davacı Kocanın Ailesiyle Birlikte Eşine Fiziksel Şiddet Uygulayıp Evden Kovduğu/Tarafların Ekonomik ve Sosyal Durumları da Gözetilerek Dava Tarihinden Geçerli Olmak Üzere Davalı Kadın Yararına Uygun Miktarda Tedbir Nafakasına Hükmedilmesi Gerektiği )
4721/m.166/1,169,185/3,186/3
ÖZET : Davalı kadının eşinin ameliyatları sırasında eşiyle yeterince ilgilenmediği, müşterek çocukları ihmal etmek suretiyle birlik görevlerini yerine getirmediği, eşinin fiziksel özrünü alay konusu yaptığı; davacı kocanın da ailesiyle birlikte eşine fiziksel şiddet uygulayıp evden kovduğu, eşini istemediği söylediği anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinde sarsacak derecede ve evliliğin devamına imkan bırakmayacak nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya karar verilmesi gerekir. Boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince, gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine , malların yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden almak zorundadır. O halde; tarafların ekonomik ve sosyal durumları da gözetilerek dava tarihinden geçerli olmak üzere davalı kadın yararına uygun miktarda tedbir nafakasına hükmedilmesi gerekir.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı ( koca ) tarafından; tümü yönünden, davalı ( kadın ) tarafından ise; tedbir nafakası yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : 1- Davacı kocanın temyizine hasren yapılan incelemede;

Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden; davalı kadının eşinin ameliyatları sırasında eşiyle yeterince ilgilenmediği, müşterek çocukları ihmal etmek suretiyle birlik görevlerini yerine getirmediği, eşinin fiziksel özrünü alay konusu yaptığı; davacı kocanın da ailesiyle birlikte eşine fiziksel şiddet uygulayıp evden kovduğu, eşini istemediği söylediği anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinde sarsacak derecede ve evliliğin devamına imkan bırakmayacak nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya ( TMK. md.166/1 ) karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır.

2- Davalı kadının temyizine hasren yapılan incelemede;

Boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince, gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına ( TMK. md.186/1 ), geçimine ( TMK md.185/3 ), malların yönetimine ( TMK. m. 223, 242, 244, 262, 263, 264, 267, 215 ) ve çocukların bakım ve korunmasına ( TMK. m.185/2 ) ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden ( resen ) almak zorundadır ( TMK. m.169 ). O halde; Türk Medeni Kanununun 185/3. ve 186/3. maddeleri uyarınca, tarafların ekonomik ve sosyal durumları da gözetilerek dava tarihinden geçerli olmak üzere davalı kadın yararına uygun miktarda tedbir nafakasına hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda 1.bentte gösterilen sebeple davacı koca yararına, 2.bentte gösterilen sebeple davalı kadın yararına BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatıranlara geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25.03.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.

Boşanma Davası Nafaka

Boşanma davası nafaka, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 176/lV hükmüne göre: “Tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde aylık olarak ödenen arttırılması veya azaltılmasına karar verilebilir.” Boşanma Davası Nafaka yazısına devam et

Boşanmada mallar nasıl paylaşılır?

Boşanma davasında malların nasıl paylaşılacağı sorununu bir örnekle anlatmaya çalışalım.

Örneğin eşler 7.5.1996 tarihinde evlenmiş olsun. Yine bu eşler 13.8.2012 tarihinde boşanma davası açmış olsun.

Bu eşler için 7.5.1996 tarihinden 1.1.2002 tarihine kadar mal ayrılığı rejimi geçerli olur. 1.1.2002 tarihinden 13.8.2012 tarihine kadar ise edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır.

Bu duruma göre eşlerin 7.5.1996 tarihinden 1.1.2002 tarihine kadar satın aldıkları mallar kimin adınaysa onundur. Örneğin bir ev alınmışsa ve kocanın adına tapuda yazdırılmışsa kocanın olur.

1.1.2002 tarihinden boşanma davasının açıldığı 13.8.2012 tarihine kadar alınan mallarda ise eklenecek ve denkleştirilecek bir değer mevcut değilse diğer eşin maddi bir katkısının bulunup bulunmadığına bakılmaksızın, rejimin sona erdiği tarihte mevcut olan edinilmiş malın, tasfiye anındaki değerinin (artık değer) yarısı üzerinde diğer eş katılma alacağına sahiptir.

 

Büyükanne ve dede torunu görme hakkına sahip mi

Boşanma davalarında karşılaşılan olaylardan bir tanesi de anne ile babanın boşanmasından sonra, babanın yurtdışında yaşaması ve bu nedenle sık sık gelememesi nedeniyle çocuğu görememesi. Büyükanne ve dede torunu görme hakkına sahip mi yazısına devam et

Kaç yaşındaki çocuk mahkemede dinlenir?

Boşanma davaları söz konusu olduğunda cevabı en çok merak edilen sorulardan biri de çocukların mahkemede dinlenip dinlenmeyeceği, hangi ebeveynde kalmayı seçip seçemeyecekleri, bu konuda görüşlerinin alıp alınmayacağıdır. Kaç yaşındaki çocuk mahkemede dinlenir? yazısına devam et