Etiket arşivi: mal paylaşımı

Mal Paylaşımı

Mal Paylaşımı

Mal paylaşımı, evlilik birliği içinde eşler arasında geçerli olan edinilmiş mallara katılma rejiminin sona ermesi halinde eşlerin evlilik birliği içinde edindikleri mal varlıklarını paylaşmaları gündeme gelir.

(Edinilmiş mal rejimini sona erdiren nedenler için buradan okumaya devam edin)

Edinilmiş mallara katılma rejiminin sona ermesinin sonuçları şunlardır:

  • eşler birbirlerinde bulunan kişisel mallarını ve edinilmiş mallarını geri alırlar,
  • eşler arasında paylı mülkiyete konu bir mal varsa m.226/II hükmünce mülkiyet durumu çözümlenir,
  • eşler karşılıklı borçları ile ilgili düzenleme yapabilirler,
  • eşler diğer eşe ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın yaptıkları katkıyı (değer artış payını) geri alırlar,
  • eşler kişisel malları ile edinilmiş malları arasında denkleştirme yapılmasını isteyebilirler,
  • eşler ekleme ve denkleştirmeden sonra elde edilecek artık değere katılırlar.

Mal rejiminin eşlerden birinin ölümü ile sona ermesi durumunda ölen eşin mirasçılarının ölen eşin yerine geçeceğini yani mal rejiminin tasfiyesinin veya mal rejiminden kaynaklanan taleplerin sağ kalan eşle ölen mirasçıları arasında olur.

Mal paylaşımı yani mal rejiminin tasfiyesi sonucunda eşlerin katılma alacakları tespit edilir.

Mal paylaşımı, taraflar arasında anlaşma ya da anlaşmanın sağlanamaması halinde ise eşlerden birinin mal rejiminin tasfiyesi davası açması üzerine mahkemece yapılır.

Bu dava hukuken, yenilik doğuran bir dava olarak tanımlanır.

Mal paylaşımı , boşanma davasının eki niteliğinde değildir, ayrıca harca tabi, bağımsız bir dava ile sağlanır.

Mal paylaşımı anlaşma ile yapıldığı durumlarda tarafların mirasçılarının haklarını ihlal etmesi de mümkündür. Bu takdirde tarafların mirasçıları, tasfiye sözleşmesinin içeriğinin karşılıksız kazandırma veya saklı pay kurallarını etkisiz bırakma amaçlı yapıldığını iddia ederek TMK 565 çerçevesinde dava açabilirler.

Mal paylaşımı aile mahkemesinde, aile mahkemesinin kurulmadığı yerlerde ise asliye hukuk mahkemesinde aile mahkemesi sıfatı ile görülmek üzere açılır.

Evlilik birliği içinde edinilen taşınmazların alımına katkının yapıldığı ileri sürülerek tapu kaydının iptali istenemez.

Katılma rejiminde eşlere tanınan hak ayni bir hak olmayıp şahsi bir haktır. Sadece mal rejimi sona erdiğinde eşlerin edinilmiş mallara ilişkin artık değerler üzerinde alacak hakkı vardır.

Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi Nedir?

Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi

1 Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe giren yeni Medeni Kanunu’muzla birlikte önceki Medeni Kanun döneminde kabul edilmiş olan yasal mal rejimi mal ayrılığı iken, edinilmiş mallara katılma olarak değiştirilmiştir.

Yasanın yürürlüğe girmesinden itibaren 1 yıllık dönem içerisinde eşlerin birlikte notere giderek, evliliklerinin en başından itibaren edinilmiş mallara katılabilme imkanı da tanınmıştır.

Mal ayrılığı rejimi hakkında meslek çevreleri ve kamuoyunda söylenegelen eleştiriler gözönüne alınarak İsviçre Medeni Kanunu’ndaki kanun hükmü aynen çeviri yoluyla alınarak Türk Hukuk Sistemine katılmıştır.

Mal ayrılığı rejiminden farklı olarak, edinilmiş mallara katılma rejiminde, edinilmiş mal her eşin, bu mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleri olarak yasada tanımlanmıştır.  Eşin çalışmasının karşılığı olan edimler; sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurumu ve kuruluşlarının veya personele yardım amacıyla kurulan sandık ve benzerlerinin yaptığı ödemeler; çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar; kişisel malların gelirleri; edinilmiş malların yerine geçen değerler bu mal rejiminde eşlerin ortak malları sayılır. Bir avukat olarak örnek vermem gerekirse örneğin eşlerden birinin babasından miras kalan malı ev yönünden kişisel maldır. Ancak bu ev kiraya veriliyorsa, buradan elde edilen kira gelirleri edinilmiş maldır, yani her iki eşin ortak mülkiyetindedir.

Eski kanunda yasal mal rejimi olan mal ayrılığı rejimi terkedilmiş, yerine çağdaş bir mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimi tercih edilmiştir.

Edinilmiş mal ise Türk Medeni Kanunu’nun 219. Maddesinde her eşin bu mal rejimi süresinde karşılığını vererek elde ettiği mal varlığı değerleri olarak tanımlanmıştır.

Edinilmiş Mallar Nasıl Paylaşılır?

Edinilmiş mallara katılma rejiminde mal paylaşımı için öncelikli olarak hangi tür malların edinilmiş mal kabul edileceğini belirlemek gerekir.

Aile Mahkemeleri de tasfiye davalarında öncelikli olarak malların niteliğini belirlemekte, yargılamayı da malların bu belirlenen durumuna göre yapmaktadır.

Edinilmiş Mallar Nelerdir?

Edinilmiş malların neler olduğu Türk Medeni Kanunu’nun 219. Maddesinde sıralanmıştır.

Maddeye göre bir eşin edinilmiş malları özellikle şunlardır :

  • Çalışmasının karşılığı olan edinimler,
  • Sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurum ve kuruluşlarının veya personele yardım amacı ile kurulan sandık ve benzerlerinin yaptığı ödemeler,
  • Çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar,
  • Kişisel malların gelirleri
  • Edinilmiş malların yerine geçen değerler.

Çalışmanın Karşılığı Olan Edinimler Nelerdir?

Evlilik birliği içerisinde eşlerin çalışmalarının karşılığı olan kazançları edinilmiş mal kabul edilmiştir.

Bir çalışanın maaşı, bir işçinin yevmiyesi, bir tüccarın geliri gibi gelirler çalışma karşılığı edinim olarak kabul edilmiştir.

Ülkemizde çalışma karşılığı olan edinimler genellikle bir mesleki faaliyetin sürdürülmesi sonucu kazanılan değerlerdir, eşin maaşı, ücreti, kârı, kazancı, bahşişi, aylığı, haftalığı, transfer ücreti gibi kazanımlar Türk Medeni Kanunu’na göre edinilmiş mal kabul edilmektedir.

Eşlerden birisi evlilik birliği süresince meslek dışı kazançlar da sağlayabilir. Örneğin eş, bilgi yarışmalarından, resim, şiir, şarkı yarışmalarından ödül kazanabilir. Bu şekilde kazanılan ödüller de edinilmiş mal olarak kabul edilmektedir.

Sosyal Güvenlik veya Sosyal Yardım Kurumlarının Ödemeleri

Edinilmiş mal kapsamında sayılan diğer gelir grubu ise sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurum ve kuruluşlarının veya personele yardım amacı ile kurulan sandık veya benzerlerinin yaptığı ödemeleridir.

İlgili kurum ve kuruluşlardan yapılan ödemeler de bir kazanımdır ve bir çoğu temelde çalışma karşılığında kişilere aktarılan değerlerdir. Bu kazançların da edinilmiş mal sayılması ve tasfiyeye tabi tutulması gerekecektir.

Örnek olarak eşlerin emekli maaşları, emeklilik ikramiyesi, işsizlik paraları, dul ve yetim aylıkları, yaşlılık aylıkları, maluliyet aylıkları, kıdem tazminatları, ihbar tazminatları vb. kazanımlar evlilik birliği içerisinde edinilmiş mal kabul edilmektedir.

Çalışma Gücünün Kaybı Nedeniyle Ödenenen Tazminatlar

Türk Medeni Kanunu’nun 219. Maddesinde sayılan edinilmiş mallar kapsamına çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar da yer almaktadır.

Bu mallar da Medeni Kanun gereği edinilmiş mal sayılacak ve tasfiyeye tabi tutulacaktır. Nitekim ülkemizde sıklıkla meydana gelen trafik kazaları ve iş kazaları neticesinde çalışma gücü kayıpları yaşanmakta ve çalışma gücü kaybı yaşayan eşe tazminat ödenmektedir. Eşlere evlilik birliği içerisinde ödenen bu tazminatlar da kanun gereği edinilmiş mal sayılacaktır.

Kişisel Malların Gelirleri

Türk Medeni Kanunu’nda edinilmiş mallara katılma rejiminin mülkiyet başlıklı maddede de belirtildiği üzere edinilmiş mal ve kişisel mal ayrımı yaptığı açıktır.

Kişisel mallar edinilmiş mallara katılma rejiminde tasfiyeye tabi olmamasına rağmen kişisel mallardan elde edilen gelirler kazanç olarak değerlendirilmiş ve edinilmiş mal olarak kabul edilmiştir.

Örneğin eşin babasından kalan dairelerden aldığı topladığı kiralar, edinilmiş mal olarak kabul edilmekte ve tasfiyeye konu olmaktadır.

Edinilmiş Malların Yerine Geçen Değerler

Türk Medeni Kanunu’nun 219. Maddesinde edinilmiş mallar sıralanmış ve son fıkrada edinilmiş malların yerine geçen değerler şeklinde bir düzenleme yapılmıştır.

Böyle bir düzenleme evlilik birliği içerisinde edinilmiş malın ikame edilmesiyle elde edilecek değerlerin de edinilmiş mal kabul edileceğini göstermektedir. Evlilik birliği içerisinde bir taşınmaza sahip eşin bu taşınmazı evlilik birliği içerisinde satıp yeni bir taşınmaz alması halinde yeni alınan taşınmaz da edinilmiş mal kabul edilecek ve tasfiyeye tabi olacaktır.

Eşin Kıdem Tazminatı Edinilmiş Mal Kabul Edilir Mi ?

Bir eşin almış olduğu kıdem tazminatı, emekli ikramiyesi, yaşlılık aylığı ölüm aylığı gibi ödemeler Türk Medeni Kanunu’nun 219. Maddesi gereği edinilmiş mal kabul edilir ve tasfiyeye tabidir.

Eşin Kira Geliri Edinilmiş Mal Kabul Edilir Mi ?

Türk Medeni Kanunu’nun 1.1.2002 tarihinde kabulünden sonra malın edinilmiş veya kişisel olup olmaması farketmeksizin bu mallardan elde edilen gelirler edinilmiş mal kabul edilecektir. Yani bir dükkanın kirası, bir evin kirası gibi gelirler edinilmiş mal kabul edilir.

Eş Adına Tapuda Kayıtlı Ev-Arsa-İşyeri Edinilmiş Mal mıdır?

Türk Medeni Kanunu gereği 1.1.2002 sonrası satın alınan ev, arsa, işyeri, dükkan, araba, devre mülk gibi gayrimenkuller  ve araçlar edinilmiş maldır.

Şirket Hissesi Edinilmiş Mal mıdır ?

Bedeli edinilmiş mallarla karşılanmış şirket hisseleri edinilmiş maldır.

Evi Terk Eden Kadın Eşinin Malından Pay Alır mı?

Selam, benim sorum şu: Boşanmalarda 7-8 yaşlarındaki kız çocuğunun babaya verilmesi olasılığı nedir? Ayrıca anne çalışmamakta ve baba evinde kalmaktadır. Diğer bir sorum da kadın evi terketmiş ve ailelerin barışma isteğiyle eve getirilmiş ama fazla zaman geçmemesine rağmen yine gitmişse ve erkek karısı gittikten sonra aldığı evden karısına pay vermek zorunda mıdır? Kadriye Ü.

Kadriye hanım, çocukların 11 yaşını bitirmelerine kadar boşanma halinde hangi ebeveyn yanında kalacakları kendilerine sorulmaz. Bu nedenle mahkeme, boşanma davası açılınca, her iki taraf da velayeti istiyorsa sosyal hizmet uzmanlarını görevlendirerek çocuğun velayetinin hangi tarafa bırakılacağının daha iyi olacağını araştırır. Velayetin verileceği taraf seçilirken çocuğun üstün yararı ilkesi önceliklidir. Annenin çalışmaması ve baba evinde kalması benim düşünceme göre çocuğun anneye bırakılmasında olumlu bir noktadır. Zira çocukların anne tarafından geniş bir ailede bakılmasının çocuğun sosyal-psikolojik gelişimi için çok daha iyi olacağına inanıyorum.
İkinci sorunuza gelince: Eşler hakkında, mal ayrılığına karar verilinceye, boşanma davası açılıncaya kadar, eşin çalışmasıyla edindiği malvarlığının değerinin yarısı diğer eşe aittir. Terk eden eş de bu hakkını kaybetmez.

Odam Kamerayla İzleniyor 

Merhabalar, bir fabrikada kalite bölümünde çalışmaktayım. Üst amirlerim tarafından bana  sürekli bir baskı yapılıyor. İşten bezdirme yoluna gidilip tazminatsız işten çıkarılmaya çalışılmaktayım. En son olarak fabrikada bir çok oda olmasına rağmen sadece benim odama kamera kondu ve 24 saat odam izlenmekte. Bu beni psikolojik olarak baskı altında hissettiriyor. Bu sebeple tazminat alıp çıkmam mümkün mü? Emre D.

Emre bey, odanıza kamera konulması işle ilgili zorunlu bir tedbir olabilir. Bunun böyle olmadığı durumlarda ise bezdirme dediğimiz mobbingden söz edebiliriz. Size mobbing uygulanıyorsa, iş akdinizi haklı sebeple feshedebileceğiniz gibi mobbing uygulayan kişilere karşı da manevi tazminat davası açma hakkınız bulunmaktadır.

Ev İşi Yapmayan Kadın Kusurlu mudur?  

Yasin bey iyi günler. Ankara’da görülen bir davada kadının ev işi vazifelerini yapmadığı anlaşılınca kadın erkeğe tazminat ve nafaka ödemeye mahkum edilmiş. Eşim bana boşanma davası açtı. Ancak benim sıkıntım ev işlerini yapmaması sebebiyleydi. Hatta barışmak için erkekliğimi unutmamı, sadece yemek ve çamaşır, temizlik işlerini yapmamı şart koşuyor. Bunu şahitlerle ispatlayabilirim. Boşanma halinde hakim lehime karar verir mi, Ankara’daki olay emsal gösterilebilir mi? Erdoğan A. 

Erdoğan bey, geçtiğimiz hafta Nurettin Kurt’un haberine konu olan davayı okuduğunuzu tahmin ediyorum. İlk önce belirtmek gerekir ki 2002 yılında Medeni Kanun’da yapılan değişiklikle kadın ve erkeğin eşit olduğu kabul edilmiştir. Bu nedenle kadının, ev işlerini yapma erkeğin ise çalışarak bakma zorunluluğu yoktur. Eşlerin evin geçimine kendi gelirleri oranında katkıda bulunma yükümlülükleri vardır.

Bununla birlikte çalışmayan bir eşin evin idaresini sağlaması, örf-adet ve geleneklerimize uygun bir durumdur. Bunun dışında bir kadının ev işini yapmadığı için boşanma davasında kusurlu sayılmasını kanuna uygun bulmuyorum.

Öte yandan bir davanın diğer bir davaya emsal olabilmesi için Yargıtay incelemesinden geçmesi gerekir. Boşanma davalarında ise emsal konusuna biraz daha ihtiyatlı yaklaşırız, çünkü hiçbir davanın diğerine birebir örtüşmediğini düşünürüz.

Sizin durumunuza gelince: eşinizin barışmak için koştuğu şartların, halinize uygun olmadığını ve gerçekten bir barışma iradesini içermediğini düşünüyorum. Böyle bir beyan bana samimi gelmedi. Hakim barışma iradesini samimi bulursa açılmış boşanma davasını reddedebilir.

2. Eş Ölünce İlk Eşten Nafaka İstenebilir mi?

20 yıllık eşinden ayrılmış ve 2. eşinden ayrılıp nafaka alan dul bayan, nafaka aldığı 2. eşi ölünce ilk eşinden yeniden nafaka alabilir mi? Ayrıca babası ölünce ikisini birden alabilir mi? Ayşe C. 

Ayşe hanım, ilk eşin nafaka yükümlülüğü, eşi yeniden evlenince, yoksulluktan kurtulunca yahut bir başkasıyla evli gibi yaşamaya başlayınca sona erer. Siz ikinci kez evlenince bu nedenle ilk eşinizin nafaka yükümlülüğü sona ermiş. İkinci eşinizin ölmesi halinde ilk eşinizden yeniden nafaka alamazsınız. Babanızdan aylık alabilmek için SGK’ya başvurun, şartları varsa yetim aylığı bağlanabilir.

Evlilik Öncesi Alınan Dairenin Ödemelerine Evlilik İçinde de Devam Edilmesi

T.C. YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ E. 2015/15539 K. 2015/20137 T. 10.11.2015

• EVLİLİK ÖNCESİ ALINAN DAİRENİN ÖDEMELERİNE EVLİLİK İÇİNDE DE DEVAM EDİLMESİ ( Davalının Daireyi Davacının Hak İsteyebileceği Endişesiyle Üçüncü Kişilere Devrettiği/Dairenin Bedelinin Yarısının Dava Tarihinden Geçerli Yasal Faizi İle Davalıdan Tahsili – Davaya Aile Mahkemesi Sıfatıyla Bakılması Gerektiği )

• GÖREV ( Evlilik Öncesi Alınan Dairenin Ödemelerine Evlilik İçinde de Devam Edilmesi/Davalının Daireyi Davacının Hak İsteyebileceği Endişesiyle Üçüncü Kişilere Devrettiği – Dairenin Bedelinin Yarısının Davalından Tahsili/Davaya Aile Mahkemesi Sıfatıyla Bakılacağı )

• EVLİLİK İÇİNDE ÖDEMELERİ DEVAM EDEN DAİRENİN BEDELİNİN YARISININ DAVALIDAN TAHSİLİ İSTEMİ ( Davalının Daireyi Davacının Hak İsteyebileceği Endişesiyle Üçüncü Kişilere Devrettiği/Dairenin Bedelinin Yarısının Dava Tarihinden Geçerli Yasal Faizi İle Davalıdan Tahsili – Davaya Aile Mahkemesi Sıfatıyla Bakılması Gerektiği )

4787/m.4

ÖZET : Davacı, evlilik öncesi davalının üyesi olduğu ancak ödemeleri evlilik içinde de devam eden kooperatiften edindiği. ada.. parseldeki .. numaralı daireyi davacının hak isteyebileceği endişesiyle üçüncü kişilere devrettiğini, bu dairede kendisinin de hakkı bulunduğunu açıklayarak tespit dosyası ile tespit ettirdiği dairenin bedelinin yarısının dava tarihinden geçerli yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Görev, kamu düzenine ilişkin olmakla yargılamanın her aşamasında kendiliğinden gözönünde bulundurulur. Mahkemece, niteliği dikkate alınarak davaya Aile Mahkemesi sıfatıyla bakılması gerekirken, yazılı şekilde Asliye Hukuk Mahkemesi sıfatı ile yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.

DAVA : G. S. ile M. K. aralarındaki tazminat davasının kısmen kabulüne dair Keşan 2. Hukuk Mahkemesi’nden verilen 25.12.2012 gün ve .. sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay’ca incelenmesi davacı tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 10.11.2015 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü taraflardan kimse gelmediğinden incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildi. Temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR : Davacı G., evlilik öncesi davalının üyesi olduğu ancak ödemeleri evlilik içinde de devam eden kooperatiften edindiği. ada.. parseldeki .. numaralı daireyi davacının hak isteyebileceği endişesiyle üçüncü kişilere devrettiğini, bu dairede kendisinin de hakkı bulunduğunu açıklayarak tespit dosyası ile tespit ettirdiği dairenin bedelinin yarısı olan 35.318 TL’nin dava tarihinden geçerli yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı M. mirasçıları vekili, davalının evlilik öncesi üyesi olduğu Kooperatife yapılan ödemelerin hemen hemen evlilik tarihine kadar tamamlandığını, davacının hakkı olmadığını, davalının ihtiyacı sebebiyle devir yaptığını açıklayarak reddi savunmuştur.

Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, 5.603,85 TL’nin dava tarihinden geçerli yasal faizi ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin isteğin reddine karar verilmesi üzerine hüküm, davacı G. tarafından temyiz edilmiştir.

Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir ( 6100 sayılı HMK’nun 33 m ). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, katkı payı ve katılma alacağı isteğine ilişkindir.

4787 sayılı Aile Mahkemeleri’nin Kuruluş Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun’un 5133 sayılı Kanunla değişik 4. maddesi; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun ikinci kitabından üçüncü kısım hariç olmak üzere aile hukukundan ( TMK’nun 118-395 m ) kaynaklanan bütün davaların Aile Mahkemesi’nde bakılacağını hükme bağlamıştır. Aile Mahkemesi kurulmayan yerlerde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nca belirlenen Asliye Hukuk Mahkemeleri’nde davanın Aile Mahkemesi sıfatı ile görülüp karara bağlanması gerekir ( H.G.K 16.11.2005 tarih ve 2/673-617 sayılı kararı ). Görev, kamu düzenine ilişkin olmakla yargılamanın her aşamasında kendiliğinden gözönünde bulundurulur. Bu açıklamalar karşısında mahkemece, niteliği dikkate alınarak davaya Aile Mahkemesi sıfatıyla bakılması gerekirken, yazılı şekilde Asliye Hukuk Mahkemesi sıfatı ile yargılamaya devam edilerek hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenle davacı G.’nün temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve yasaya aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre işin esasına yönelen temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK’nun 388/4. ( HMK m.297/ç ) ve HUMK’nun 440/1 maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 27,70 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 10.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.