Etiket arşivi: mal rejimi

BOŞANMA DAVASINDA ZİYNET EŞYALARI

1. Maddi sıkıntılardan dolayı eşim evi terk etti. Eşimle
ayrılma sürecindeyiz ve çekişmeli boşanma davası açtı. Düğünde takılan ziynet eşyalarını borç ödemek maksadıyla gönül rızasıyla bana verdi. Ben bunu ödemek istemiyorum. Ziynet eşyalarını verdiği zamana ait borç ödeme dekontlarının hepsi mevcut. Nasıl bir yol izlemeliyim? 2015 yılında olan SMS’ler var yalnız bunları mahkeme ister mi, isterse yeterli olur mu?

 Volkan / SAKARYA

Evlenme sırasında kadına armağan edilen ziynet eşyaları kim tarafından takılırsa takılsın kadına bağışlanmış sayılır ve artık onun kişisel malı olduğu kabul edilir.

Ziynetlerin düğün masrafları, balayı masrafları ve ev eşyası alımında bozdurulması veya evlilik içerisinde bozdurularak harcanması halinde ise kadının isteği ile iade edilmemek üzere bozdurulup ihtiyaçlar için harcandığının koca tarafından kanıtlaması gerekir.

Yani ispatlanması gereken, ziynet eşyalarının rıza ile ve iade şartı olmaksızın verildiği olup, bunun ispat edilememesi halinde koca koca ziynet eşyalarını iade etmek zorundadır.

Ziynet alacağı davalarında ispat araçları genel olarak; yemin, ikrar, tanık delili,bilirkişi raporu, teknik kayıtlardır. Sms kayıtları da bu anlamda delil olarak sunulabilecektir.

 

2. Eşim benden ayrılmak istiyor, ben istemiyorum. Benim
2000 öncesi bir evim, 2009’da ikinci evim oldu. 2013’te aynı sorundan evi 1 yıllığına başkasına devrettim. Şimdi ikisi de bende. Eşim şu an dava açmadı ama ayrılacağım diyor. Ben bu evlerin birini veya ikisini de gerçek usulde satsam  olur mu? Veyahut ne yapmam gerekir? 4 evladımı da bana karşı dolduruyor.

Mehmet / ANKARA 

Türk hukukunda 1926 öncesinde karı-koca mal rejimi kavramı yoktu. Tam anlamıyla mal ayrılığı vardı.

743 sayılı Medeni Kanun ise, yasal olarak mal ayrılığını kabul etmekle beraber, bunun yanı sıra mal birliği ve mal ortaklığı gibi 2 farklı mal rejimini de düzenlemişti. Böylece eşler 3 farklı mal rejiminden dilediğini seçebilme imkanına sahipti.

1 Ocak 2002’de 4721 sayılı yeni Medeni Kanun’un yürürlüğe girmesinden evvel yapılan evlilikler için mal ayrılığı rejimi benimsenmiştir. Yani 1 Ocak 2002’den önce başlayan bir evlilikte evlilik sözleşmesi de yapılmamışsa, evliliğin bu döneminde eşlerin adına kayıt ettirdikleri mal varlıkları kimin adına kayıtlı ise onun olur.

4721 sayılı Medeni Kanun, yasal olarak edinilmiş mallara katılma rejimini kabul etmiştir.

Bu düzenlemelerin sonucu olarak, aralarındaki yasal mal rejimini değiştirmemiş eşlerin 1 Ocak 2002  tarihinden önceki mal varlıklarına mal ayrılığı, 1 Ocak 2002’den sonraki mal varlıklarına ise edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanacaktır.

Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, eşlerden her biri diğeri ve üçüncü kişilerle her türlü hukuki işlemi yapabilir. Ancak mal rejimi içerisinde eşin edindiği araba veya evin boşanma dönemi öncesinde satılması ve bu vaziyette diğer eşin mağdur olması gibi durumlarda mahkeme satım işlemlerini incelemekte ve mal rejimi içerisinde edilen malların tamamı için katılma alacağına ilave etmektedir.

 

3. Eşim yaklaşık 3 yıldır yurt dışında ve 1 yıldır sözde benden ayrıldı. 2 çocuğumu da yanına götürmek istiyor. Aksi takdirde çocuklarımı elimden alabileceğini iddia ediyor. Eşimin oturumu yok ve de başka bir bayanla da birlikte ve bir çocukları var. Boşanmaz isem resmi kurumlarda adamlarının olduğunu çocukları elimden almak istediğini  iddia ediyorlar. Ben daha Türkiye’deyken benim için en mantıklısı ne olur?

Zeliha / TÜRKİYE

Medeni Kanunumuz, boşanmaya imkan veren sebepleri altı maddede düzenlemiştir. Boşanma nedenleri, özel ve genel nedenler olmak üzere ikiye ayrılır. Boşanmanın özel nedenleri, zina, hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış, suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, terk ve akıl hastalığıdır. Genel nedenler ise evlilik birliğinin temelden sarsılması, anlaşmalı boşanma ve fiili ayrılık nedeniyle boşanmadır.

Bu boşanma nedenlerinden zina, hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış, terk, anlaşmalı boşanma, fiili ayrılık nedeniyle boşanma etkileri yönünden mutlak boşanma sebepleri olarak gösterilmekteyken; suç işleme, haysiyetsiz hayat sürme, akıl hastalığı ve evlilik birliğinin temelden sarsılması nispi boşanma sebepleri olarak ayrılmaktadır.

Eşlerden birinin evlilikten doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla diğerini terk etmesi veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmemesi halinde belirli sürelerin geçmiş olması halinde terk edilen eş boşanma davası açabilecektir. Aynı zamanda eşin başka bir kadınla birlikte olması halinde zinaya dayalı boşanma davası açılabilmesi mümkündür.

Hakim çocuğun velayetinin kimde kalacağı, çocuk ile ana baba arasındaki kişisel ilişkiler ve iştirak nafakası konusunda düzenleme yapmak zorundadır. Eşlerin bu konuda anlaşamaması halinde hakim çocukların yararını gözeterek karar verecektir.

İleride doğabilecek hak kayıplarını engellemek amacıyla sürecin bir avukatla takip edilmesinde yarar vardır.

4. Merhaba. Aldatılıyorum, lütfen bana yardım eder misiniz?
Bir gelirim yok, ne yapabilirim? 

Gülten / İZMİR

Merhaba. Sosyal devlet anlayışının bir sonucu olarak yoksulluğun hak aramaya engel olmaması amacıyla hukukumuzda adli yardım düzenlemesi yer almaktadır.

Bulunduğunuz ildeki Baro Başkanlığına yazılacak bir dilekçe ve gerekli evrakların teslimi ile adli yardım talebinde bulunabilmeniz mümkündür.

5. Merhabalar imam nikahlı Kırgızistan uyruklu eşimden 3
yaşında oğlum var ancak eşimin deport olması durumunda çocuk velayeti nasıl olur? Çocuk benim adıma kayıtlı Türk vatandaşı, eşim Kırgızistan vatandaşı. Teşekkür ederim.

Mustafa / İSTANBUL

Merhaba. Velayet hakkı sadece ana-babaya aittir.

Hakim, velayetin kimde kalması gerektiğini tayin ederken çocuğun çıkarlarını göz önünde bulundurmalı ve buna göre karar vermelidir. Velayet hakkı kendisinde bulunan eşin velayet hakkını kullanmasının doğal sonucu olarak ortak çocuğu yurt dışına çıkarması boşandığı eşinin muvafakatına bağlı değildir.

 

6. 2011 senesinde açmış olduğum boşanma davası,avukatımın davayı yanlış gerekçe ile açması yüzünden reddedildi.
Davalı olan taraf istinaf dilekçesi vererek, boşanmanın
gerçekleşmesini ve nafaka ödemek istemediğini söylüyor. Avukatım olmadığından istinaf dilekçesine yanıt vermek istiyorum. Teşekkürler.

Sandra / İSTANBUL

İstinaf dilekçesinin size tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde gerekçeli olarak yazılan cevap dilekçenizi kararı veren mahkemeye veya başka bir yer mahkemesine verebilirsiniz. Ancak hak kaybı yaşamamak adına işinin ehli bir avukattan yardım almanız yararlı olacaktır.

 

7. Abimin evliliğinde geçimsizlik var, boşanmak istiyor. Karşı taraf dava açsa babamın evinde bir hakları olabilir mi?  

Güngör / SAKARYA

Evliliğin hukuki sonuçlarından en önemlilerinden biri de mal paylaşımıdır. Yargıtay, eşlerden birinin anne veya babalarından gelen malları, satış gösterilse dahi, bağış olarak kabul etmektedir. Bağış, karşılıksız kazanma yoluyla elde edildiğinden kişisel mal statüsünde olup, edinilmiş mal statüsünde değildir. Yani diğer eşin bu mallarda katılma alacağı hakkı yoktur.

 

8.  Eşimle anlaşmalı boşanacağız. 2 çocuğumuz var, ne
kadar nafaka çıkar?

Hasan / BURSA 

Anlaşmalı boşanmada taraflar sadece boşanmak konusunda değil, boşanmanın mali sonuçları ile çocukların boşanmadan sonraki durumlarının ne olacağı konusunda anlaşmış ve hâkim onlar tarafından yapılan düzenlemeyi uygun bulmuş olmalıdır.

Hâkim tarafların yaptığı düzenlemeyi uygun bulmazsa tarafların ve müşterek çocukların menfaatlerini dikkate alarak taraflarca öngörülen düzenlemede gerekli saydığı değişiklikleri yapabilir.

Boşanmalarda nafakanın ne kadar ödeneceğine ilişkin hakim, nafakayı ödeyecek kişinin geliri oranında bir miktara hükmetmektedir. Bu değişiklikler taraflarca da kabul edilirse anlaşma tamamlanmış olur.

 

9. Evi ve babasının emekli maaşını alan kadına
yoksulluk nafakası bağlanır mı? Ve karşı tarafın kredi borçları
yüzünden aldığı maaş kendine bile yetmezken yoksulluk nafakası yine de bağlanır mı? Teşekkür ederim.

Yeliz / ANTALYA

Yoksulluk nafakası, Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinde aynen şöyle düzenlenmiştir:

“Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.”

Yoksulluk nafakası isteyen tarafın, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşme tehlikesiyle karşı karşıya olması, yeterli gelirinin olmaması ve talepte bulunması gereklidir. Bu halde, maddi geliri olan ve boşanma dolayısıyla yoksulluğa düşme tehlikesi olmayan taraf yoksulluk nafakası alamayacaktır.

Nafaka, diğer tarafın mali gücüyle orantılı olarak takdir edilmelidir. Ödenecek yoksulluk nafakası, talepte bulunan tarafın yoksulluğa düşmesini önleyecek ve normal şartlarda onun geçimine yetecek miktarda olmalıdır.

10. 17 senelik evliyim. 3 çocuğum var. Evliliğimde eşimle
sürekli geçimsizlikler yaşadım. Hep ben bilirim ben harcarım düşüncesinde. Akraba bağlarım koptu psikolojik baskı altındayım. Sürekli küçük görülüyorum, adımı söylemek bile istemiyor lütfen bana yardımcı olur musunuz? Ev hanımıyım, hiçbir gelirim yok.

Leyla / TOKAT 

Medeni Kanunumuz, boşanmaya imkan veren sebepleri altı maddede düzenlemiştir. Boşanma nedenleri, özel ve genel nedenler olmak üzere ikiye ayrılır. Boşanmanın özel nedenleri, zina, hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış, suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, terk ve akıl hastalığıdır. Genel nedenler ise evlilik birliğinin temelden sarsılması, anlaşmalı boşanma ve fiili ayrılık nedeniyle boşanmadır.

Pek kötü davranış mutlak bir boşanma nedeni olduğundan ortak yaşamın davacı açısından çekilmez hale gelip gelmediği araştırılmayacaktır. Pek kötü davranış, zulüm, işkence, ağır eziyet, dövmek, aç bırakmak ile ağır hakaret, silahla tehdit ve benzeri fiiller kabul edilmiştir. Eylemin pek kötü davranış sayılıp sayılmayacağını hakim durumun gereklerine göre belirleyecektir.

Pek kötü davranışta yeterli ağırlık yoksa eylemin tekrarlanması koşulu vardır. Ancak onur kırıcı davranışlarda tek bir olay boşanma kararı verebilmek için yeterlidir. Onur kırıcı davranışta hakaret doğrudan doğruya davacının kişiliğine yönelmiş olmalı ve hakaretin tecavüz kastı ile yapılmış olması şarttır.

Yoksulluğun hak arama özgürlüğüne engel olmaması için hukukumuzda adli yardım düzenlemesi bulunmaktadır. Adli yardım talebinde bulunmak, gerekli evraklar ve baro başkanlığına yazılan dilekçe ile mümkündür.

Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi Nedir?

Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi

1 Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe giren yeni Medeni Kanunu’muzla birlikte önceki Medeni Kanun döneminde kabul edilmiş olan yasal mal rejimi mal ayrılığı iken, edinilmiş mallara katılma olarak değiştirilmiştir.

Yasanın yürürlüğe girmesinden itibaren 1 yıllık dönem içerisinde eşlerin birlikte notere giderek, evliliklerinin en başından itibaren edinilmiş mallara katılabilme imkanı da tanınmıştır.

Mal ayrılığı rejimi hakkında meslek çevreleri ve kamuoyunda söylenegelen eleştiriler gözönüne alınarak İsviçre Medeni Kanunu’ndaki kanun hükmü aynen çeviri yoluyla alınarak Türk Hukuk Sistemine katılmıştır.

Mal ayrılığı rejiminden farklı olarak, edinilmiş mallara katılma rejiminde, edinilmiş mal her eşin, bu mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleri olarak yasada tanımlanmıştır.  Eşin çalışmasının karşılığı olan edimler; sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurumu ve kuruluşlarının veya personele yardım amacıyla kurulan sandık ve benzerlerinin yaptığı ödemeler; çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar; kişisel malların gelirleri; edinilmiş malların yerine geçen değerler bu mal rejiminde eşlerin ortak malları sayılır. Bir avukat olarak örnek vermem gerekirse örneğin eşlerden birinin babasından miras kalan malı ev yönünden kişisel maldır. Ancak bu ev kiraya veriliyorsa, buradan elde edilen kira gelirleri edinilmiş maldır, yani her iki eşin ortak mülkiyetindedir.

Eski kanunda yasal mal rejimi olan mal ayrılığı rejimi terkedilmiş, yerine çağdaş bir mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimi tercih edilmiştir.

Edinilmiş mal ise Türk Medeni Kanunu’nun 219. Maddesinde her eşin bu mal rejimi süresinde karşılığını vererek elde ettiği mal varlığı değerleri olarak tanımlanmıştır.

Edinilmiş Mallar Nasıl Paylaşılır?

Edinilmiş mallara katılma rejiminde mal paylaşımı için öncelikli olarak hangi tür malların edinilmiş mal kabul edileceğini belirlemek gerekir.

Aile Mahkemeleri de tasfiye davalarında öncelikli olarak malların niteliğini belirlemekte, yargılamayı da malların bu belirlenen durumuna göre yapmaktadır.

Edinilmiş Mallar Nelerdir?

Edinilmiş malların neler olduğu Türk Medeni Kanunu’nun 219. Maddesinde sıralanmıştır.

Maddeye göre bir eşin edinilmiş malları özellikle şunlardır :

  • Çalışmasının karşılığı olan edinimler,
  • Sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurum ve kuruluşlarının veya personele yardım amacı ile kurulan sandık ve benzerlerinin yaptığı ödemeler,
  • Çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar,
  • Kişisel malların gelirleri
  • Edinilmiş malların yerine geçen değerler.

Çalışmanın Karşılığı Olan Edinimler Nelerdir?

Evlilik birliği içerisinde eşlerin çalışmalarının karşılığı olan kazançları edinilmiş mal kabul edilmiştir.

Bir çalışanın maaşı, bir işçinin yevmiyesi, bir tüccarın geliri gibi gelirler çalışma karşılığı edinim olarak kabul edilmiştir.

Ülkemizde çalışma karşılığı olan edinimler genellikle bir mesleki faaliyetin sürdürülmesi sonucu kazanılan değerlerdir, eşin maaşı, ücreti, kârı, kazancı, bahşişi, aylığı, haftalığı, transfer ücreti gibi kazanımlar Türk Medeni Kanunu’na göre edinilmiş mal kabul edilmektedir.

Eşlerden birisi evlilik birliği süresince meslek dışı kazançlar da sağlayabilir. Örneğin eş, bilgi yarışmalarından, resim, şiir, şarkı yarışmalarından ödül kazanabilir. Bu şekilde kazanılan ödüller de edinilmiş mal olarak kabul edilmektedir.

Sosyal Güvenlik veya Sosyal Yardım Kurumlarının Ödemeleri

Edinilmiş mal kapsamında sayılan diğer gelir grubu ise sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurum ve kuruluşlarının veya personele yardım amacı ile kurulan sandık veya benzerlerinin yaptığı ödemeleridir.

İlgili kurum ve kuruluşlardan yapılan ödemeler de bir kazanımdır ve bir çoğu temelde çalışma karşılığında kişilere aktarılan değerlerdir. Bu kazançların da edinilmiş mal sayılması ve tasfiyeye tabi tutulması gerekecektir.

Örnek olarak eşlerin emekli maaşları, emeklilik ikramiyesi, işsizlik paraları, dul ve yetim aylıkları, yaşlılık aylıkları, maluliyet aylıkları, kıdem tazminatları, ihbar tazminatları vb. kazanımlar evlilik birliği içerisinde edinilmiş mal kabul edilmektedir.

Çalışma Gücünün Kaybı Nedeniyle Ödenenen Tazminatlar

Türk Medeni Kanunu’nun 219. Maddesinde sayılan edinilmiş mallar kapsamına çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar da yer almaktadır.

Bu mallar da Medeni Kanun gereği edinilmiş mal sayılacak ve tasfiyeye tabi tutulacaktır. Nitekim ülkemizde sıklıkla meydana gelen trafik kazaları ve iş kazaları neticesinde çalışma gücü kayıpları yaşanmakta ve çalışma gücü kaybı yaşayan eşe tazminat ödenmektedir. Eşlere evlilik birliği içerisinde ödenen bu tazminatlar da kanun gereği edinilmiş mal sayılacaktır.

Kişisel Malların Gelirleri

Türk Medeni Kanunu’nda edinilmiş mallara katılma rejiminin mülkiyet başlıklı maddede de belirtildiği üzere edinilmiş mal ve kişisel mal ayrımı yaptığı açıktır.

Kişisel mallar edinilmiş mallara katılma rejiminde tasfiyeye tabi olmamasına rağmen kişisel mallardan elde edilen gelirler kazanç olarak değerlendirilmiş ve edinilmiş mal olarak kabul edilmiştir.

Örneğin eşin babasından kalan dairelerden aldığı topladığı kiralar, edinilmiş mal olarak kabul edilmekte ve tasfiyeye konu olmaktadır.

Edinilmiş Malların Yerine Geçen Değerler

Türk Medeni Kanunu’nun 219. Maddesinde edinilmiş mallar sıralanmış ve son fıkrada edinilmiş malların yerine geçen değerler şeklinde bir düzenleme yapılmıştır.

Böyle bir düzenleme evlilik birliği içerisinde edinilmiş malın ikame edilmesiyle elde edilecek değerlerin de edinilmiş mal kabul edileceğini göstermektedir. Evlilik birliği içerisinde bir taşınmaza sahip eşin bu taşınmazı evlilik birliği içerisinde satıp yeni bir taşınmaz alması halinde yeni alınan taşınmaz da edinilmiş mal kabul edilecek ve tasfiyeye tabi olacaktır.

Eşin Kıdem Tazminatı Edinilmiş Mal Kabul Edilir Mi ?

Bir eşin almış olduğu kıdem tazminatı, emekli ikramiyesi, yaşlılık aylığı ölüm aylığı gibi ödemeler Türk Medeni Kanunu’nun 219. Maddesi gereği edinilmiş mal kabul edilir ve tasfiyeye tabidir.

Eşin Kira Geliri Edinilmiş Mal Kabul Edilir Mi ?

Türk Medeni Kanunu’nun 1.1.2002 tarihinde kabulünden sonra malın edinilmiş veya kişisel olup olmaması farketmeksizin bu mallardan elde edilen gelirler edinilmiş mal kabul edilecektir. Yani bir dükkanın kirası, bir evin kirası gibi gelirler edinilmiş mal kabul edilir.

Eş Adına Tapuda Kayıtlı Ev-Arsa-İşyeri Edinilmiş Mal mıdır?

Türk Medeni Kanunu gereği 1.1.2002 sonrası satın alınan ev, arsa, işyeri, dükkan, araba, devre mülk gibi gayrimenkuller  ve araçlar edinilmiş maldır.

Şirket Hissesi Edinilmiş Mal mıdır ?

Bedeli edinilmiş mallarla karşılanmış şirket hisseleri edinilmiş maldır.

Katkı (Değer Artışı) Alacağı Nedir?

Boşanma Avukatı Ankara4721 sayılı Yeni Türk Medeni Kanunu’nun 227. maddesi katkı alacağını tanımlamıştır. Buna göre katkı alacağı, eşlerden biri diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuşsa, tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında alacak hakkına sahip olduğu alacak hakkıdır.

Katkı alacağı o malın tasfiye sırasındaki değerine göre hesaplanır; bir değer kaybı söz konusu olduğunda katkının başlangıçtaki değeri esas alınır. Böyle bir malın daha önce elden çıkarılmış olması halinde hakim, diğer eşe ödenecek alacağı hakkaniyete uygun olarak belirler.

Eşler, yazılı bir anlaşmayla değer artışından pay almaktan vazgeçebilecekleri gibi, pay oranını da değiştirebilirler.

Katkı alacağı, kanundan doğan bir alacak hakkıdır. Eşler arasında alacak hakkına neden olan bir sözleşme ilişkisi mevcut ise katkı alacağı gündeme gelmez. Bir eş diğerinin mal edinmesine malvarlığı ya da emeğiyle bir katkıda bulunurken, bunun karşılığını düşünmez. Bu nedenle katkı alacağından söz edebilmek için eşler arasında yapılan katkının karşılığının ödenmesi konusunda açık ya da örtülü bir irade uyuşmasının bulunması gerekir.

Katkı alacağı, eşler arasındaki mal rejimi ne olursa olsun doğabilir.