Etiket arşivi: boşanma avukatı ankara

Kadının Başka Erkekle İlişkisi Olduğuna Dair Söylentiler

dedikoduHırsızın Hiç mi Suçu Yok?

 

Eşlerin birbirine karşı en önemli yükümlerinden bir tanesi de sadakat yükümüdür. Eşlerin birbirine karşı olan bu yükümü ihlal etmeleri halinde açılacak boşanma davasında ağır kusurlu sayılırlar. Sadakatsizliğin ispat edilmesi halinde “zina” adı verilen mutlak boşanma sebebi ile boşanma kararı verilebilir. Sadakatsizliğin ispat edilemediği durumlarda ise eşlerin güven kırıcı davranışlarından söz edilir. Bu durumda olayların ve delillerin değerlendirilmesi hakimin vicdani kanaatine bağlıdır, takdir yetkisi içindedir.

İncelediğim bir davada, koca eşine karşı şiddet uygulamış, eşinin yanındaki adı Ahmet olan bir şahsı da bıçakla yaralamış. Koca bunlardan dolayı mahkum olmuş. Koca ile yaraladığı eşi, bu olaydan sonra ayrı yaşamaya başlamışlar, bu ayrı yaşayış yaklaşık on yıl kadar sürmüş. Daha Kadının Başka Erkekle İlişkisi Olduğuna Dair Söylentiler yazısına devam et

Kişisel İlişki Süresi Yeterli Olması Gereği

Kişisel ilişki süresi, velayet davasında velayet kendisine bırakılmayan tarafın çocukla kuracağı ilişkide önem arzeder. Velayet kendisine bırakılmayan tarafın müşterek çocukla kuracağı duygusal bağ yönünden kişisel ilişki süresinin dini ve milli bayramlar ile özel günler için yeterli seviyede belirlenmesi gerekir.

Örneğin tarafların aynı şehirde oturdukları bir boşanma davası sonucunda velayetleri anneye bırakılan müşterek çocuklar ile baba arasında kurulacak kişisel ilişkilerde çocukların üstün yararı yanında, babalık duygularının da tatmin edilmesi gerektiği kabul edilmiştir.

Mahkemece her ayın birinci ve üçüncü haftalarında kurulan kişisel ilişki ile dini bayramlarda kurulan kişisel ilişkinin yatılı olmaması ve Temmuz ayında kurulan kişisel ilişkinin de süre yönünden yetersiz olduğu Yargıtay tarafından belirlenmiş ve yerel aile mahkemesinin vermiş olduğu karar kişisel ilişki süresi yönünden bozulmuştur.

Mahkemece, tarafların aynı şehirde oturdukları dikkate alınarak yaş sınırlaması da yapılmaksızın daha uygun süre ile kişisel ilişki kurulması gerekirken yazılı olduğu şekilde yetersiz kişisel ilişki kurulması doğru olmadığı tespit edilmiştir.

Kocasını eve almayıp tehdit eden kadın daha kusurludur

boşanma davası süren eşin ölmesi halinde dava düşer miDAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı ( koca ) tarafından, kusur belirlemesi ve yoksulluk nafakası yönünden; davalı ( kadın ) tarafından ise tamamına yönelik olarak temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalının temyiz itirazları yersizdir.

2-Davacının temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Kocasını eve almayıp tehdit eden kadın daha kusurludur yazısına devam et

Ziynet Eşyalarının İadesinde İspat

Yabancı ülkede alınan boşanma kararlarının Türkiye'de tanınmasıDAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, her iki dava yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalının aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2-Davacı 9 adet bilezik, 50 adet çeyrek altın ve 10 adet yarım altından oluşan ziynet eşyalarının Ziynet Eşyalarının İadesinde İspat yazısına devam et

Eşit kusurlu eş manevi tazminat alabilir mi?

Ankara boşanma avukatıDAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, kusur belirlemesi, tazminatlar, nafakalar ile velayet yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 13.4.2012 günü temyiz eden davacı M. B. vekili geldi. Karşı taraf davalı ile vekili gelmediler. Gelenin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında Eşit kusurlu eş manevi tazminat alabilir mi? yazısına devam et

Eşine Şiddet Uygulayan Kocanın Boşanma Davasında Kusuru

Eşine şiddet uygulayan kocanın boşanma davasında kusuruDAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Davalı kocanın boşanma davasının açılması tarihinden önce, 2010 yılında davacı eşine fiziksel şiddet uygulaması eyleminden dolayı Ankara 4. Sulh Ceza Mahkemesinin 2010/860 esas-2011/35 karar sayılı ilamıyla cezalandırılmasına karar verildiği ve ceza hükmünün kesinleştiği anlaşılmaktadır. Borçlar Kanununun 53. maddesi ( yeni Türk Borçlar Kanunu m.74 ) uyarınca ceza mahkemesinin eylemin gerçekleştiğine ilişkin mahkumiyet kararının hukuk hakimini bağlayacağı göz önüne alındığında; mahkemenin kocanın şiddet olayının eski olay olduğuna yönelik değerlendirmesinde bir isabet bulunmamaktadır. Bu durumda, davalı kocanın eşine fiziksel şiddet uygulamak suretiyle kusurlu ve bu nedenle evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olduğunun anlaşılmasına, davacı kadının da kusurlu bir davranışının kanıtlanamamasına göre; davanın kabulü ile boşanmaya ( TMK.m.166/1 ) karar verilecek yerde; yetersiz gerekçeyle davanın reddine hükmedilmesi isabetsiz olmuş; bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05.07.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.  (YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2012/12881 K. 2012/18861 T. 5.7.2012)

 

Boşanma davası süren eşin ölmesi halinde dava düşer mi?

boşanma davası süren eşin ölmesi halinde dava düşer miDAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Mahkemece verilen hüküm; Dairemizin 21.02.2011 günlü ilamı ile davacı kocanın 22.11.2010 tarihinde ölümü ile evlilik birliği sona erdiğinden bu husus gözetilerek karar verilmek üzere bozulmuştur. Bozma kararına uyularak mahkemece tarafların boşanmış olduklarının tespitine, davalının davacıya mirasçı olamayacağına karar verilmiştir. Evlilik birliği ölümle sona erdiğine ve davacı mirasçılar tarafından Türk Medeni Kanununun 181/2. maddesi uyarınca kusur belirlemesine yönelik olarak davaya devam edildiğine göre, boşanma davası yönünden dava konusuz kaldığından “karar verilmesine yer olmadığına” ve davalının boşanmaya sebebiyet verecek derecede kusurlu olup olmadığının tespitine karar vermek gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir:

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11.07.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2012/14008 K. 2012/19538 T. 11.7.2012)

Emekli Maaşı Olan Eş Yoksulluk Nafakası Alabilir mi?

ankara boşanma avukatı

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dı

şında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2-Yoksulluk nafakasının amacı, boşanma sonucunda yoksulluğa düşecek olan ve boşanmada daha fazla kusuru bulunmayan eşin, asgari yaşam gereksinimlerinin karşılanmasıdır. Davacı emekli olup, düzenli ve sürekli emekli maaşının bulunduğu ve kendisine ait iki konutunun olduğu toplanan delillerden anlaşılmaktadır. Davacının mevcut geliri ve malvarlığı dikkate alındığında boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceği kabul edilemez. Bu husus gözetilmeden yetersiz gerekçe ile davacı yararına yoksulluk nafakası takdir edilmesi doğru bulunmamıştır.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11.07.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

(YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2012/222 K. 2012/19507 T. 11.7.2012)

Sevgiliye, İmam Nikahlı Eşe Yeni Yasayla Nafaka Geldi (mi ?)

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne yetiştirilmek üzere, daha önce yürürlükte bulunan 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun’un bazı maddeleri değiştirilerek bazılarına yeni maddelere eklenerek 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun çıkarılmıştı. Bu konuda daha önce, yeni kanunun kadına yönelik şiddeti önleyemeyeceğini yazmıştım. Zamanın maalesef bizi haklı çıkarmasından duyduğum üzüntüyü bu vesile ile bir kez daha yineliyorum.
Bu yeni kanun ile birlikte hukuk çevrelerinde ülkemizin sosyal bir gerçeği olan imam nikahlı birliktelik yaşayan kadınların korunup korunmayacağı ile ilgili bir tartışma da yaşandı. Kanun’dan önce, bazı aile mahkemesi hakimleri yorum yoluyla nikahsız (imam nikahlı) kadına geçici süre için tedbir nafakası bağlayabiliyordu.
6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun 2. maddesi aynı haneyi paylaşmasa da aile veya hanede ya da aile mensubu sayılan diğer kişiler arasında meydana gelen her türlü fiziksel, cinsel, psikolojik ve ekonomik şiddeti ev içi şiddet olarak tanımladı. Burada dikkat edilmesi gereken kavram ise “aile mensubu sayılan diğer kişiler” ifadesidir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 367.maddesi aynı çatı altında yaşayan ve bu nedenle aileden sayılarak ev başkanının sorumluluğunda bulunan kişileri, kan veya kayın hısımlığı, işçilik, çıraklık veya benzeri sebeplerle ya da koruma ve gözetme ilişkisi içinde ev halkı olarak bir arada yaşayanların hepsi olarak tanımlamıştır. Bu tanımdan olarak, mensubu sayılan kişiler kavramına nişanlılar, evde yatılı çalışanlar dahil olmak üzere aynı evde yaşamayan nikahsız (ya da dini nikahlı birliktelikler) de girmektedir.
Kanun’un 4. ve 5. maddesi hakim tarafından verilecek önleyici ve koruyucu tedbir kararlarını saymıştır. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un 5. maddesinin 4 nolu bendine göre, şiddet uygulayan, aynı zamanda ailenin geçimini sağlayan yahut katkıda bulunan kişi ise 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre nafakaya hükmedilmemiş olması kaydıyla hâkim, şiddet mağdurunun yaşam düzeyini göz önünde bulundurarak talep edilmese dahi tedbir nafakasına hükmedebilecektir.
Bu madde ile, sevgiliye, nişanlıya, dini nikahlı eşe ve hatta 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 367.maddesine göre aileden sayılacak tüm şiddet mağduru kişilere tedbir nafakası bağlanması gerekir.

Çocuğun Soyadı Konusunda Yeni Gelişmeler

Boşanmış Kadın Çocuğuna Soyadını Verebilecek mi?

Çocuğun soyadını seçme hakkı, velayet hakkı kapsamında yer alır. Velayet, reşit olmayan çocuklarının bakım ve gözetimi konusunda ana-babaya verilen hak ve yükümlülüklerden oluşan bir Çocuğun Soyadı Konusunda Yeni Gelişmeler yazısına devam et