Etiket arşivi: HUKUKİ DİNLENİLME HAKKI

Tebligatın usulsüzlüğü hukuki dinlenilme hakkının ihlalidir

Davalıya dava dilekçesi Tebligat Kanunu’nun 21/1 maddesi gereğince tebliğ edilmiştir.

Tebligat Kanunu’nun 21/1 maddesinde “Kendisine tebligat yapılacak kimse veya tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştınldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır” denilmektedir.

Davalıya bu madde gereğince yapılan tebligat mazbatasında beyanda bulunan kişinin imzadan imtina edip etmediğine dair bir şerh bulunmamaktadır (Tebligat Kanunu m. 23/7).

Ayrıca tebligattan haberdar edilen bu kişinin de ismi tebligat mazbatasında yazılmamıştır.

Bu nedenlerle davalıya dava dilekçesinin tebliği usulsüz olup, davalının savunma hakkı kısıtlanmıştır.

O halde, mahkemece yapılacak iş; davalıya usulüne uygun şekilde dava dilekçesinin tebliği, cevap dilekçesi sunma hakkı tanınması, dilekçelerin karşılık verilmesi aşaması tamamlandıktan sonra ön inceleme duruşma gününün tebliği, bundan sonra tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların tespiti (HMK m.140) taraflarca üzerinde anlaşılamayan ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar için usulüne uygun şekilde delil gösterildiği taktirde tahkikat aşamasına geçilerek gösterilen deliller toplanıp, birlikte değerlendirilerek bir sonuca ulaşmaktan ibarettir.

Açıklanan bu hususlara riayet edilmeksizin yazılı şekilde hüküm tesisi hukuki dinlenilme hakkının (HMK m. 27) ihlali niteliğinde olup, bozmayı gerektirmiştir.

YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
Esas Numarası: 2017/1970
Karar Numarası: 2017/5466
Karar Tarihi: 04.05.2017

Gerekçesiz Karar Bozma Nedenidir

Bir mahkeme kararı, taraflara dosyalarının, dilekçelerinin okunduğunu, tanıklarının ve diğer delillerinin nasıl ele alındığını anlatabilmeli ve onları yargılamanın hem adil, hem de tarafsız bir şekilde yapıldığına ikna edebilmelidir.

Ancak, mahkemelerin bazen iş yükü, bazen de özensizlik nedenleriyle usulüne uygun olmayan şekilde karar verdiğini görebiliyoruz.

Bir mahkeme, bir dosyada ulaştığı sonucu gerekçelendirerek bir nevi matematiksel bir çıkarım yapar. Boşanma davalarında da tarafların maddi ve manevi tazminat hakları ile nafaka yükümlülüğü belirlenirken tarafların boşanma davasının açılmasına neden olan olaylardaki kusur dereceleri ortaya konmalıdır.

Bu şekilde, gerekçesiz olarak hazırlanmış mahkeme kararları, temyiz için yapılan incelemede kabul edilmez ve bozulur. Aşağıda buna ilişkin yargıtayda temyizen yapılan bir inceleme sonucunda bozulan aile mahkemesini okuyabilirsiniz.


T.C. YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2016/958 K. 2016/12413 T. 28.6.2016

1-)Mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması Anayasa hükmüdür (m. 141/3).

Mahkemenin, tarafların açıklamalarını dikkate alarak değerlendirmesi ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesi hukuki dinlenilme hakkının da (HMK m. 27) gereğidir.

Yargı organları her iki tarafın iddia ve savunmaları ile delillerini değerlendirip, sabit görülen maddi vakıaları ve bunlardan çıkardıkları sonuç ve hukuki sebepleri gerekçelerine yansıtmalıdırlar.

Somut olaya gelince; mahkeme gerekçeli kararında boşanmaya sebep olan olaylarda davacı kadının az kusurlu olduğunu belirtmiş ve fakat kadının kusuruna dair somut bir gerekçe belirtmemiş, bu husus gerekçede tartışılmamıştır.

Bu haliyle karar yeterli gerekçeden yoksun olup. Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297/1-c maddesindeki unsurları içermemektedir. Bu bakımdan, gerekçesiz karar oluşturulması usule aykırı bulunmuştur.

2-)Davacı kadın dava dilekçesinde boşanmanın yanı sıra ziynet alacağı talebinde de bulunmuştur.

Dava açılırken alınan başvuru harcı, dava dilekçesindeki isteklerin tümünü kapsar. Davacı kadının ziynet alacağı talebi boşanmanın eki niteliğinde olmayıp nispi harca tabidir.

Bu talep sebebiyle davanın açılması esnasında nispi harç alınmadığı gibi bu eksiklik yargılama sırasında da giderilmemiştir. Nispi harç tamamlattırılmadan müteakip işlemler yapılamaz.

Mahkemece, davacı kadına talep ettiği ziynet eşyaların bedelleri üzerinden nispi harcın ikmali için süre verilmesi (Harçlar Kanunu m. 30-32) harç noksanlığı giderildiği takdirde, bu talebin esasının incelenmesi ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi, harcın ikmal edilmemesi halinde ise Harçlar Kanununun 30. maddesi gereğince işlem yapılması gerekirken, belirtilen hususlar gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.