Etiket arşivi: ankara boşanma avukatı

Boşanma Davaları Ne Kadar Sürer

Boşanma Davaları Ne Kadar Sürer?

a) Anlaşmalı Boşanma Davalarında Süre

Anlaşmalı boşanma davaları, eşlerin birlikte başvurdukları yahut bir eşin açtığı davadaki taleplerin diğer eş tarafından da kabul edildiği davalardır. Boşanma Davaları Ne Kadar Sürer yazısına devam et

Boşanma Davası

Mr.Yasin GİRGİN on TV
Avukat Yasin Girgin

Boşanma davası, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’muzun 161 ve 166. maddeleri arasında düzenlenen sebeplere dayalı olarak evlilik birliğinin sona erdirilmesi için açılan dava çeşitlerinden biridir. Evlilik, evliliğin iptali ile de sona erdirilebilir.

Boşanma davası zina, hayata kast, onur kırıcı muamele, terk, evlilik birliğinin temelinden sarsılması ( şiddetli geçimsizlik) nedenlerine dayalı olarak açılabilir.

Bununla birlikte en az bir yıl sürmüş evliliklerde eşler anlaşarak dava açabilirler.

Boşanma davası, aile mahkemelerinde, aile mahkemelerinin kurulmadığı yerlerde asliye hukuk mahkemelerinde açılır.

Dava evlilik birliğinin sona erme nedenlerinde kusuru ağır olmayan eş tarafından açılabilir. Kusuru daha ağır olan eşin bu davayı açmış olması halinde, az kusurlu eş bu davaya itiraz edebilir. Bu halde dava reddedilir.

Boşanma davasında davacının avukat tutması zorunlu değildir. Yani muhakkak bir avukat eliyle açılması gerekmemektedir.

Türk Hukukunda tarafların avukat tutma zorunluluğu bulunmamaktadır.

Bununla birlikte tarafların hak kaybına uğramamaları, işlerinin daha doğru ve daha hızlı takip edilmesi için avukat tutmalarında yarar bulunmaktadır.

Bunun dışında diğer kişiler tarafından açılamaz. Akıl hastası, ayırtım gücü olmayan vb. kişiler bu davayı kendilerine mahkeme tarafından atanacak vasileri eliyle de açabilirler.

Davada genel olarak boşanma ya da ayrılık ile birlikte nafaka, maddi ve manevi tazminat da istenmektedir.

Bununla birlikte müşterek ve ergin olmayan çocukların bulunması halinde bunların velayeti ve bunların geçimi, eğitimi ve diğer giderleri için iştirak nafakası da talep edilmektedir.

Boşanma davası, istatistiki olarak ülkemizde en çok açılan davalardan biridir. Genel olarak boşanma davası, anlaşmalı boşanma sebebiyle açılmaktadır. Açılan davaların büyük bir kısmını anlaşmalı boşanma davaları oluşturmaktadır.

Eşlerin, evlilik birliğini sona erdirmek istemelerinin nedeni ne olursa olsun, evlilik süresinin bir yılı doldurmuş olması halinde davanın anlaşmalı olarak bitirilmesi mümkündür.

Boşanma davalarında tarafların müşterek çocukları varsa bunların hangi ebeveynde kalacağı, bakımlarının nasıl sağlanacağı, nafaka miktarları, davadaki sebeplere göre eşlerin ne kadar tazminat alabileceği, maddi ve manevi tazminat miktarlarına da karar verilmelidir. Ancak boşanma davası ile birlikte eşlerin mal varlığını paylaşmaları konusunda bir karar verilmez.

Eşlerin mal varlığını paylaşmaları konusundaki problemin çözümü için ayrıca bir dava açmaları gerekir.

Aldatma Nedeniyle Boşanma Davası Nasıl Açılır?

TMK md.161 : “Eşlerden biri zina ederse, diğer eş boşanma davası açabilir. Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her halde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. Affeden tarafın dava hakkı yoktur”

Kanun zinadan ne anlaşılması gerektiğini belirtmemektedir. Genel olarak zina, evli bir erkeğin karısından başka bir kadınla veya evli bir kadının kocasından başka bir erkekle isteyerek cinsel ilişkide bulunması olarak tanımlanmaktadır.

Zina kusura dayalı bir boşanma sebebi olduğu gibi, aynı zamanda mutlak boşanma sebebidir. Bu nedenle hakim ortak hayatın diğer eş için çekilmez hale gelmiş olup olmadığını araştırmaksızın boşanma kararı verebilir.

1. Bir Fiilin Zina Sayılmasının Şartları 

a. Evlilik İlişkisinin Bulunması 

Eşlerden birinin zinasından söz edebilmek için, aralarında bir evlilik ilişkisinin bulunması şarttır. Bu ilişkinin geçerli veya butlanla sakatlanmış bir evlilikten doğmuş olmasının hiçbir önemi yoktur. Karı veya kocanın evlilikten önce yahut evliliğin ortadan kalkmasından sonra ayrı cinsten bir kişiyle cinsel ilişkide bulunmuş olması zina sayılmaz.

Bununla birlikte, evlilik birliği devam ettiği sürece ayrılık, gaiplik, boşanma davası açmış olma gibi durumlarda dahi eşlerin birbirine karşı olan sadakat yükümü devam ettiği için eşlerin başka kişilerle cinsel ilişkide bulunması zina fiilini oluşturur.

b. Başkasıyla Cinsel İlişkide Bulunma  

Zina sebebiyle boşanma davası açılabilmesi için, eşlerden birinin başka bir kimseyle cinsel ilişkide bulunmuş yani cinsel fiilin gerçekleşmiş olması şarttır. Bu cümleden olarak, öğretide cinsel ilişki girişiminde bulunmak, örneğin flört, mektuplaşma, cinsel ilişki gerçekleşmeksizin yakın bedeni temaslar, sevişme, öpme ve sarılma biçimindeki davranışlar zina sayılamamaktadır.  Ancak Yargıtay aksi görüştedir. Yine bir eşin aynı cinsten bir kimse ile cinsel ilişkide bulunması da zina kavramı içinde değerlendirilmemektedir. Ancak öğretide bu davranışların da örneğin haysiyetsiz yaşam sürme gibi boşanma sebebi teşkil edebileceği belirtilmektedir.

Kadın veya kocanın böyle tek bir cinsel ilişkisi dahi zina teşkil eder. Bununla birlikte zina Türk Ceza Kanunu bakımından suç olmaktan çıkarılmıştır.

c. Zina Edenin Kusurlu Olması

Bir eşin kusuru olmadan böyle bir ilişkide bulunması, örneğin kadının kaçırılarak zorla tecavüze uğraması ve bunun gibi irade dışı durumların zina sayılmayacağı düşünülmektedir.

 2. Aldatmanın İspatı  

Zina fiili iki kişi arasında büyük bir gizlilikle oluşmaktadır. Bu sebeple ispat edilen çeşitli olayla ve olgular bir zinanın bulunduğu konusunda hakime kanaat verdiği takdirde hakim zina suçüstü tespit edilmiş olmasa bile boşanmaya karar verir. Nitekim Yargıtay, başka bir erkeğin uzun süre eve alınmasını  zinanın varlığı hakkında karine saymış ve boşanma kararı vermiştir. Bunun yanında telefonla görüşme, mesaj gönderme ve bu kişinin arabasına binmeyi zinaya delalet eden davranış olarak görmemiştir.

Bunun yanında davalının zina yaptığını ikrar(kabul) etmesi, hakimi bağlamaz. Yani açılan bir davada, diğer delillerle hakim davalının zina yaptığına ikna olmazsa bu sebeple boşanmaya karar vermeyebilir.

Bununla birlikte davalının zina ettiğini kabul etmesi ile açılan boşanma davasını kabul etmesi birbirinden farklı durumlardır. Davalı zina ettiğini kabul etmeksizin açılan boşanma davasını kabul edebilir. Davalının boşanma davasını kabul etmesi halinde anlaşmalı boşanma davası hükümleri uygulanacaktır. Yine açılan davada zina yanında evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olması sebebine de dayanılmış olması halinde, zinanın ispatlanamadığı durumlarda genel boşanma sebebi olan evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olup olmadığı incelenerek bu sebebe göre boşanma kararı da verilebilir.

Davacının da zina yapmış olması davalının zina fiiline dayanılarak boşanma kararı verilmesine engel olmaz. Zina sabit olursa hakim boşanmaya karar verir, ayrıca zinanın evlilik birliğini sarsıp sarsmadığı, müşterek hayatı çekilmez kılıp kılmadığı araştırılmayacaktır.

 3. Dava Hakkının Düşmesi 

 a. Hak düşürücü sürenin dolması  

Medeni Kanun 161/2’ye göre “davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her halde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer.”

Buna göre iki tane süre bulunmaktadır. Birinci süre eşin, eşinin zina yaptığını öğrendiği tarihten itibaren altı aydır. Bu sürenin geçmesi halinde dava hakkı düşer. İkinci süre ise zina fiilinden itibaren beş yıldır. Zinadan itibaren beş yıllık sürenin dolması halinde yine dava hakkı düşer.

Zina devam etmişse, her zina fiilinden itibaren yeni bir dava hakkı vardır. Yani ilk fiilden itibaren beş yıl dolmuş olsa bile en sonuncusundan itibaren süre dolmamışsa boşanma davası açma hakkı vardır.

Sürenin dolması nedeniyle zinaya dayalı boşanma davası açma hakkı düşmüş olsa bile, bu zina geçimsizliğe sebep olmuşsa, bu nedenle boşanma davası açılabilir.

b. Af  

Medeni Kanun 161/3’e göre “affeden tarafın dava hakkı yoktur”. Dava hakkı olan eş, zina yapmış olan eşini affederse dava hakkı ortadan kalkmış olur. Af, zinanın işlenmesinden sonra, diğer eşin, bu kabahati bağışladığını açıklamasıdır. Bu nedenle henüz fiil işlenmeden bu fiile razı olma ya da muvafakat etme, af kapsamına girmez. Bununla birlikte muvafakat, eşi zinaya teşvik etme şeklinde olmuşsa bu davranışa rağmen boşanma davası açılması hakkın kötüye kullanılması teşkil edebilir ve bu nedenle açılmış dava reddedilebilir. Yargıtay, eşlerin birbirinin zinasına razı olmalarını ahlaka aykırı bulmakta ve bunu af mahiyetinde görmemektedir.

Af iradesinin açıklanması açık olabileceği gibi zımnî de olabilir. Ancak zımnî iradeden bahsedebilmek için eşin davranışlarından af iradesi tereddütsüz anlaşılmalıdır. Af, mutlaka affeden eşin serbest iradesinin ürünü olmalı, yani aldatma yahut korkutma yoluyla elde edilmemiş olmalıdır. Bununla birlikte zinayı öğrenmesine karşın eşi ile müşterek hayata devam etmek mutlaka af anlamına gelmez.

Gelin Kızınızı Götürün Demek Boşanma Sebebi

T.C. YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2015/740 K. 2015/17272 T. 5.10.2015

• EŞLERİN KUSURU ( Boşanma İstemi – Davacı Kadın Eşini Sevmediğini Evlendiğine ve Başka Taliplerini Reddettiğine Pişman Olduğunu Söylediği/Davalı Erkeğin İse Kadının Ailesini Arayıp “Gelin Kızınızı Götürün” Dediği Kadının Baba Evine Geldiğinde Vücudunda Darp İzleri Bulunduğu – Boşanmaya Neden Olan Olaylarda Davalı Erkeğin Daha Ağır Kusurlu Olduğu )

• ZİYNET EŞYALARININ BEDELİ OLARAK TAZMİNAT İSTEMİ ( Boşanmanın Eki Niteliğinde Olmadığından Ayrıca Nispi Harca Tabi Olduğu – Peşin Alınması Gerekli Nispi Harcı Tamamlaması İçin Davacıya Önel Verilmesi Nispi Harç Tamamlandığı Takdirde Hasıl Olacak Sonuca Göre Karar Verilmesi Gerektiği )

• BOŞANMA İSTEMİ ( Erkeğin Ağır Kusurlu Olması – Kadın Eşini Sevmediğini Evlendiğine ve Başka Taliplerini Reddettiğine Pişman Olduğunu Söylediği/Davalı Erkeğin İse Eşinin Ailesiyle Görüşmemesi Yönünden Baskı Yaptığı Kıyafetlerini Kestiği Manevi Bağımsızlığı Olan Konut Teminine Yanaşmadığı – Erkeğin Daha Ağır Kusurlu Olduğu Gözetileceği )

• HARÇ EKSİKLİĞİ TAMAMLANMADAN YARGILAMAYA DEVAM EDİLEMEYECEĞİ ( Ziynet Eşyalarının Bedeli Olarak Tazminat İstemi Boşanmanın Eki Niteliğinde Olmadığından Ayrıca Nispi Harca Tabi Olduğu – Mahkemece Peşin Alınması Gerekli Nispi Harcı Tamamlaması İçin Davacıya Önel Verilerek Sonuca Gidileceği )

• MANEVİ TAZMİNAT İSTEMİ ( Boşanmadan Kaynaklı – Davacı Kadın Eşini Sevmediğini Evlendiğine ve Başka Taliplerini Reddettiğine Pişman Olduğunu Söylediği/Davalı Erkek İse Kadının Ailesini Arayıp “Gelin Kızınızı Götürün” Dediği – Kadın Baba Evine Geldiğinde Vücudunda Darp İzleri Olduğu/Davacı Kadın Yararına Uygun Miktarda Manevi Tazminata Hükmedileceği )

4721/m.166/2,174/1-2

492/m.30,32

ÖZET : Dava, boşanma istemi ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Davacı kadının birlik görevlerini yerine getirmediği, eşini sevmediğini, evlendiğine ve başka taliplerini reddettiğine pişman olduğunu söylediği, davalı erkeğin ise eşinin ailesiyle görüşmemesi yönünden baskı yaptığı, kıyafetlerini kestiği, manevi bağımsızlığı olan konut teminine yanaşmadığı, kadının ailesini arayıp, “gelin kızınızı götürün” dediği, kadın baba evine geldiğinde vücudunda darp izleri bulunduğu anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu kusur durumuna göre; boşanmaya neden olan olaylarda davacı kadının az, davalı erkeğin ise daha ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları dikkate alınarak davacı kadın yararına uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekir.

Davacı kadın boşanma ve fer’leri yanında, ziynet eşyalarının bedeli olarak da maddi tazminat isteğinde bulunmuştur. Bu istek, boşanmanın eki niteliğinde olmadığından ayrıca nispi harca tabidir. Peşin alınması gerekli nispi harcı tamamlaması için davacıya önel verilmesi, nispi harç tamamlandığı takdirde hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, harç eksikliği tamamlanmadan yargılamaya devamla işin esası hakkında kesin hüküm oluşturacak şekilde ret hükmü kurulması doğru görülmemiştir.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davalı-karşı davacı kadın tarafından davacı-karşı davalı erkeğin boşanma davasının kabulü, kusur belirlemesi, manevi tazminat ile ziynet alacağı talebinin reddi yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 5.10.2015 günü temyiz eden davalı-karşı davacı B. D. ile vekili ve karşı taraf davacı-karşı davalı S. D. vekili geldiler. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : 1- ) Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, her iki taraf geçimsizliğe neden olan olaylarda eşit kusurlu kabul edilerek boşanmaya karar verilmiş ise de, toplanan delillerden davalı-karşı davacı kadının birlik görevlerini yerine getirmediği, eşini sevmediğini, evlendiğine ve başka taliplerini reddettiğine pişman olduğunu söylediği, davacı-karşı davalı erkeğin ise eşinin ailesiyle görüşmemesi yönünden baskı yaptığı, kıyafetlerini kestiği, manevi bağımsızlığı olan konut teminine yanaşmadığı, kadının ailesini arayıp, “gelin kızınızı götürün” dediği, kadın baba evine geldiğinde vücudunda darp izleri bulunduğu anlaşılmaktadır.Gerçekleşen bu kusur durumuna göre; boşanmaya neden olan olaylarda davalı-karşı davacı kadının az, davacı-karşı davalı erkeğin ise daha ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir.Davacı-karşı davalı erkeğin boşanma davası yönünden Türk Medeni Kanununun 166/2 maddesi koşulları oluşmuştur.Davacı-karşı davalı erkeğin davasında boşanma kararı sonucu itibariyle isabetli olmakla birlikte, gerekçesi yerinde olmamıştır. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438 /son maddesi uyarınca hüküm sonucu itibariyle doğru olup da, gerekçesi buna uygun değil ise, hükmün gerekçesinin değiştirilip onanmasına karar verilebileceğinden, erkeğin davasında, boşanma hükmünün kusur belirlemesine ilişkin gerekçesinin değiştirilerek onanmasına karar vermek gerekmiş; davalı-karşı davacı kadının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersiz bulunmuştur.

2- ) 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 174/2. maddesi, boşanmaya sebebiyet vermiş olan olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevi tazminat isteyebileceğini öngörmüştür. Toplanan delillerden evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davalı-karşı davacı kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, bu olayların kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları ( TMK md. 4, TBK md. 50, 51, 52, 58 ) dikkate alınarak davalı-karşı davacı kadın yararına uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiştir.

3- ) Davalı-karşı davacı kadın boşanma ve fer’leri yanında, ziynet eşyalarının bedeli olarak da 30.000 TL maddi tazminat isteğinde bulunmuştur. Bu istek, boşanmanın eki ( TMK m. 174/1 ) niteliğinde olmadığından ayrıca nispi harca tabidir.Karşı davada başvurma harcı yatırılmıştır. Dava açılması sırasında yatırılan başvurma harcı dava dilekçesinde yer alan tüm talepleri kapsar. Peşin alınması gerekli nispi harcı tamamlaması için davalı-karşı davacıya önel verilmesi ( Harçlar Kanunu md.30-32 ), nispi harç tamamlandığı takdirde hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, harç eksikliği tamamlanmadan yargılamaya devamla işin esası hakkında kesin hüküm oluşturacak şekilde ret hükmü kurulması doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. ve 3. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple erkeğin davasında boşanma hükmünün gerekçesinin değiştirilmek suretiyle ONANMASINA, duruşma için takdir olunan 1100.00 TL. vekalet ücretinin Suat’tan alınıp Birgül’e verilmesine, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.