Boşanmada banka hesaplarının paylaşılması

Av.Yasin GİRGİN

Av.Yasin GİRGİN

2000 yılında avukatlığa başlayan GİRGİN boşanma, nafaka, velayet ve mal paylaşımı davalarına yoğunlaşmıştır.
Hürriyet Gazetesi'ndeki köşesinde 120 hafta boyunca okur sorularını yanıtlayan GİRGİN'in, boşanma konusunda yayınlanmış iki kitabı ve çeşitli makaleleri bulunmaktadır.
Randevu ve iletişim için: 0533 483 9313
Av.Yasin GİRGİN

T.C. YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ E. 2014/21275 K. 2015/7309 T. 31.3.2015

• EDİNİLMİŞ MALLARA KATILMA REJİMİNDEN KAYNAKLI ALACAK İSTEMİ ( Taleple Bağlılık İlkesi – Davacının Banka Hesaplarına İlişkin Islah Talebi Bulunmadığı/Mahkemece Dava Dilekçesinde Ki İstem Nazara Alınarak Hüküm Kurulması ve Fazlaya İlişkin İsteğin de Reddine Karar Verilmesi Gerektiği )

• TALEPLE BAĞLILIK İLKESİ ( Edinilmiş Mallara Katılma Rejiminden Kaynaklı Alacak İstemi – Davacının Banka Hesapları İle İlgili Katılma Alacağı İsteği 142.000 TL Olduğu ve Bu Miktar Islahla da Artırılmadığı/Mahkemece Bilirkişi Raporunda Belirlenen 233.792,104 TL Üzerinden Davalı Aleyhine Hüküm Kurulmasının Doğru Olmadığı )

• BANKA HESAPLARINA İLİŞKİN KATILMA ALACAĞI İSTEMİ ( Taleple Bağlılık İlkesi – Davacının İsteği 142.000 TL Olduğu ve Bu Miktar Islahla da Artırılmadığı/Mahkemece Bilirkişi Raporunda Belirlenen 233.792,104 TL Üzerinden Davalı Aleyhine Hüküm Kurulmasının İsabetsizliği – Mahkemece İstem Nazara Alınarak Hüküm Kurulacağı )

6100/m.26

ÖZET : Dava; edinilmiş mallara katılma rejiminden kaynaklı alacak istemine iklişkindir. Islah dilekçesindeki açıklamalar dikkate alındığında davacı tarafın ıslah talebinin taşınmazlarla ilgili olduğu, banka hesapları veya araçlarla ilgili herhangi bir artırımdan bahsedilmediği anlaşılmaktadır. Davacının banka hesapları ile ilgili katılma alacağı isteği 142.000 TL olmasına ve bu miktar ıslahla da artırılmamasına rağmen davacı lehine 142.000 TL katılma alacağı bulunduğu dikkate alınarak hüküm kurulması ve fazlaya ilişkin isteğin de reddine karar verilmesi gerekirken HMK’nın 26.maddesinde yazılı taleple bağlılık kuralı gözden kaçırılarak bilirkişi raporunda belirlenen 233.792,104 TL üzerinden davalı aleyhine hüküm kurulması doğru olmamıştır.

DAVA : S. Y. Ç. ile F. G. aralarındaki alacak davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair İstanbul 7. Aile Mahkemesi’nden verilen 12.06.2014 gün ve 419/455 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili, katılma yoluyla duruşmasız olarak davacı vekili taraflarından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 31.03.2015 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalı vekili geldi. Başka kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi gereği düşünüldü:

KARAR : Davacı Sibel vekili, taraflar arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğundan bahisle dava dilekçesinde yazılı taşınmazlar ve araçlar ile banka hesaplarından dolayı 280.000 TL’nin faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, 23.12.2009 tarihli harcını da tamamladığı dilekçesi ile talebini 580.000 TL olarak ıslah etmiştir.

Davalı Fatih vekili, davacının asgari ücretle çalıştığını, davalının ise müteahhit olarak çalışarak elde ettiği gelirlerle mal varlıklarını edindiğini, araçların evlilik öncesi davalıya ait araçların satışı ile alındığını, müşterek hesaptaki paraların tümünün de davalının daire satışlarından elde ettiği paralardan oluştuğunu, davacının ortak hesaptan çok sık yüksek miktarda paralar çektiğini, davalının parasını kurtarabilmek için bir kısım parayı ortak hesaptan çekerek ayrı hesaba yatırdığını açıklayarak davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 379.719,354 TL katılma alacağının hüküm tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmesi üzerine hüküm davalı vekili ile katılma yolu ile davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Taraflar 16.06.2001 tarihinde evlenmişler, 15.01.2007 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hüküm 07.02.2011 tarihinde kesinleşmekle evlilik birliği son bulmuştur. 4722 sayılı Kanun’un 10. maddesi uyarınca eşler bir yıllık yasal süre içerisinde başka bir mal rejimini seçtiklerini ileri sürmediklerine göre, eşler arasında evlilik tarihinden 4721 sayılı TMK’nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar 743 sayılı TKM’nin 170. maddesi uyarınca mal ayrılığı, bu tarihten boşanma davasının açıldığı tarihe kadar ise, yasal edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir ( TMK.m.202, 4722 s.K.m.10 ). Eşler arasındaki mal rejimi TMK’nun 225/2. maddesi uyarınca boşanma davasının açıldığı tarihte sona ermiştir.

Dosya kapsamına göre davacının talebi, katılma alacağı niteliğindedir.

Hüküm, davacı vekiline 14.07.2014, davalı vekiline ise 31.07.2014 tarihinde tebliğ edilmiş, hüküm 31.07.2014 tarihinde süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin davacı vekiline 19.09.2014 tarihinde tebliğ edilmesi üzerine davacı vekili, harcını da yatırdığı 03.10.2014 tarihli dilekçesi ile katılma yolu ile temyiz isteğinde bulunmuştur. Davacı vekili tarafından hüküm, 10 günlük temyize cevap süresi kaçırıldıktan sonra 03.10.2014 tarihinde hakimlikçe havalesi yapılarak ve harcı yatırılarak katılma yoluyla temyiz edildiğine, süresinden sonra yapılan temyiz istemi geçersiz bulunduğuna göre davacı vekilinin katılma yolu ile temyiz isteminin sürenin geçmiş olması nedeniyle HUMK’nun 432/4. maddesi hükmü uyarınca REDDİNE,

Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Davada, ortak hesaptan çekilen para ile ilgili talebin akti ilişkiden kaynaklandığı gözetilerek görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun gözetilmesi gerektiği düşünülebilirse de eldeki davada eşler arasında evlilik birliği içinde edinilen malvarlığının tasfiyesine ilişkin alacak isteğinde bulunularak davanın Aile Mahkemesinde açıldığına, ortak hesapla ilgili de talepte bulunulduğuna, bu durumda eşler arasındaki mal rejiminin tasfiyesi bakımından ortak hesapla ilgili görevsizlik ve tefrik kararı verilmesi halinde dahi tasfiyesi istenen diğer malvarlığı ile ilgili toplanacak ve değerlendirilecek delillerin birbiri ile sıkı ilişki arzetmesi, taleplerin birlikte incelenmesinin usul ekonomisine de uygun bulunması karşısında ortak hesapla ilgili talebin de Aile Mahkemesinde görülmesinde bir isabetsizlik olmadığı sonucuna varılmıştır.

Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, banka hesaplarının açılma tarihleri ve bu hesaplara ait ekstreler incelendiğinde hükme esas alınan bilirkişi raporunda bir isabetsizlik görülmediğine, katılma alacağı davalarında eşlerin çalışarak gelir elde edip etmemelerinin bir önemi olmadığına, dava konusu taşınmazların mal rejiminin sona erdiği 15.01.2007 tarihine en yakın tarih itibarıyla iki bodrum katın inşa edilmesi sebebiyle inşaat seviyesinin % 30 olarak kabul edilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına, aynı gün davalının babasına ait hesaptan tarafların ortak hesabına gelen ve aynı gün geri gittiği anlaşılan para tasfiyede dikkate alınamayacağına göre davalı vekilinin aşağıdaki husus dışındaki diğer temyiz itirazları yerinde görülmediğinden REDDİNE,

Ancak, davacı vekili dava dilekçesinde Şişli 9222 ada 9 parselde kayıtlı taşınmazlar yönünden 1/2’sinin değeri olan 100.000 TL, banka hesaplarından davacının hakkına düşen 142.000 TL. ile davalı adına kayıtlı iki otonun toplam değerinin 1/2’si olan 38.000 TL olmak üzere toplam 280.000 TL alacağın faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, 23.12.2009 tarihli ıslah dilekçesinde ise, davalının Beyoğlu 40. Noterliği’nin 17.04.2006 tarih ve 19947 yevmiye numaralı kat karşılığı inşaat sözleşmesiyle inşaatını yaptığı ve tapuya şerh verdirdiği ancak boşanma davasının açılmasıyla üzerine almadan satışını yaptırdığı taşınmazlarla ilgili olarak davacının taşınmazların yarı bedelinde hakkı olması nedeniyle toplam 300.000 TL. daha talep etmek mecburiyeti doğduğundan bahisle 280.000 TL.olan taleplerini 300.000 TL ıslah ederek 580.000 TL’ye yükselttiklerini bildirmiştir.

6100 sayılı HMK’nun 26. maddesinde “Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olup, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre talep sonucundan daha azına karar verebilir” hükmüne yer verilmiştir.

Islah dilekçesindeki açıklamalar dikkate alındığında davacı tarafın ıslah talebinin taşınmazlarla ilgili olduğu, banka hesapları veya araçlarla ilgili herhangi bir artırımdan bahsedilmediği, taşınmazlar bakımından ıslah sonucu artırılan miktarın 400.000 TL’ye yükseltildiği görülmektedir. Yapılan yargılama sonucunda, araçlarla ilgili talebin 38.000 TL, 9229 ada 9 parselde kat karşılığı yapılan binadan dolayı 400.000 TL olduğu gözetildiğinde Mahkemenin 16.477,25 TL alacağın araçlar, 129.450 TL alacağın ise taşınmazlar sebebiyle davacının katılma alacağı hakkı bulunduğunu kabul ederek hüküm kurması yerindedir. Fakat, Mahkeme gerekçesinde de yazılı olduğu üzere davacının banka hesapları ile ilgili katılma alacağı isteği 142.000 TL olmasına ve bu miktar ıslahla da artırılmamasına rağmen davacı lehine 142.000 TL katılma alacağı bulunduğu dikkate alınarak hüküm kurulması ve fazlaya ilişkin isteğin de reddine karar verilmesi gerekirken HMK’nın 26.maddesinde yazılı taleple bağlılık kuralı gözden kaçırılarak bilirkişi raporunda belirlenen 233.792,104 TL üzerinden davalı aleyhine yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazları kısmen yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün banka hesaplarından kaynaklanan katılma alacağı ile ilgili bölümü bakımından 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 1.100,00 TL Avukatlık Ücreti’nin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davalıya verilmesine, taraflarca HUMK’nun 388/4. ( HMK m.297/ç ) ve HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 25,20 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine ve 6,510,20 TL peşin harcın istek halinde davalıya iadesine, 31.03.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bilgi paylaştıkça artar...Share on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedInEmail this to someonePrint this page