Eşini aşağılamak boşanma sebebi

Av.Yasin GİRGİN

Av.Yasin GİRGİN

1999 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun olan Av.Yasin GİRGİN yaklaşık 1 yıl hakimlik döneminin dışında 2000 yılından bu yana boşanma, velayet, nafaka ve mal paylaşımı gibi aile hukuku alanında avukatlık yapmaktadır. 120 köşe yazısı Hürriyet Gazetesi'nde de yayınlanan Yasin GİRGİN'in "Boşanma Davaları El Kitabı" ve "Evlilik Birliğinin Sona Ermesi" isimli iki kitabı da bulunmaktadır.
Av.Yasin GİRGİN

T.C. YARGITAY HUKUK GENEL KURULU E. 2006/2-787 K. 2006/805 T. 13.12.2006

• ORTAK HAYATIN TEMELİNDEN SARSILMASI ( Davalının Kendi El Yazısı İle Davacıya Hakaret İçeren Yazılar Yazdığı – Davacının Dava Açmakta Haklı Olduğu/Boşanma Kararı Verileceği )
• HAKARET ( Boşanma Davası/Davalının Kendi El Yazısı İle Davacıya Hakaret İçeren Yazılar Yazdığı – Davanın Kabul Edileceği )
• BOŞANMA DAVASI ( Davalının Kendi El Yazısı İle Davacıya Hakaret İçeren Yazılar Yazdığı/Ortak Hayatın Temelinden Sarsıldığı – Davanın Kabulü Gereği )
• TARAFLARIN BİRLİKTE YAŞAMASININ MÜMKÜN OLMAMASI ( Boşanma Davası/Davalının Kendi El Yazısı İle Davacıya Hakaret İçeren Yazılar Yazdığı – Davanın Kabul Edileceği )
4721/m.166
ÖZET : Dava, boşanma ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davalı kadının kendi el yazısı ile yazdığı yazılarında davacı kocasına ağır hakaretlerde bulunduğu anlaşılmaktadır.Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya karar verilmelidir.

DAVA : Taraflar arasındaki “boşanma” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kayseri 1.Aile Mahkemesince davanın reddine dair verilen 24.10.2004 gün ve 2004/1069-2005/884 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 08.05.2006 gün ve 2006/576-6950 sayılı ilamı ile;

( … Yapılan soruşturma, toplanan delillerle davalı kadının kendi el yazısı ile yazdığı yazılarında davacı kocasına ağır hakaretlerde bulunduğu anlaşılmaktadır.Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya ( TMK.md.166/1 )karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır… ),

Gerekçesiyle bozularak dosya geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda ; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

KARAR : Dava, boşanma ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

Davacı vekili, tarafların yaklaşık 16 yıldır evli olduklarını ve müşterek 2 çocukları bulunduğunu, evliliğin ilk yıllarından beri taraflar arasında tartışmalar olduğunu, davacının davalının hakaret ve aşağılamalarına maruz kaldığını, davalının davacıyı toplum içerisinde devamlı küçük düşürdüğünü, tarafların aynı evde ancak ayrı ve kilitli odalarda kaldıklarını, taraflar arasında fiilen evlilik birliğinin olmadığını, davacının çocukların anne sevgisinden mahrum kalmaması için tüm bu olumsuzluklara katlandığını, davalının annelik görevini de layıkıyla yerine getiremediğini, çocuklara şiddet uyguladığını ve hakaret ettiğini, aile mahremiyetine de uygun olmayan şekilde davacının yatak sırlarını 3.şahıslara anlatır olduğunu, kendi el yazısı ile davacı için yazdığı “sen senin mayandan bir fahişe bul! Sen kendin gibi karaktersiz, nankör…birini bul!” notlarını davacıya verdiğini, çok yerinde 3.kişilere aile mahremiyetini ifşa amacı güdülen ve 3.kişilere hitaben yazılan günlük tarzı yazılarda davacıya ağır hakaret ve ithamlar olduğunu, davalının son olarak davacıya bıçakla saldırdığını ileri sürerek tarafların boşanmalarına, davalının hakaret, iftira ve ağır kusuru nedeni ile 2.000.000.000 TL.manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı, davacının kendisine başka kadınların kendisi ile yatmak istediğini, 8 yıldır birlikte yiyip içtikleri meslek arkadaşının karısının kendisinde gözü olduğunu, daha önce görev yaptıkları yerde kendisi evde yokken komşu kızın eve geldiğini ve kendisini istediğini bunun üzerine dayanamayıp onunla yattığını söyleyince odayı terk etmesini istediğini, ondan ayrılacağını söylediğini ve herkese söyleyeceğim dediğini, o anki ruh halini anlatamayacağını, yıkıldığını ve bu sırrı içine attığını, bazen bunu nasıl yaptın dediğinde davacının böyle bir şey olmadığını denemek için şaka yaptığını söylediğini, böyle şakanın olamayacağını, bu olaydan dolayı eşinin kendisine sık sık şiddet uyguladığını, kafasında sürahiyi parçaladığını bu nedenle 8 dikiş atıldığını, davacı ile artık ayrı yatmaya başladıklarını, eşi ile hiçbir şey konuşamadıklarını, konuşunca ya dövdüğünü ya da ağır hakaretler ettiğini bu nedenle yazmaya başladığını, yazıyı okuması için yatağın üzerine koyduğunu, davacının kendisine bunu koz olarak kullanacağını söylediğini kendisinin de kullanmasını bildirdiğini, eşinin 2 yıl önce yazdığı ve kendi işine gelen sayfaları mahkemeye delil olarak sunduğunu, eşinin kendisine yaptıklarını , çirkin tekliflerini bir günlük tutup yazdığını, eşinin okumasına izin verdiğini, eşinin bu yazdıklarına kızıp o gece yine beraber olduğu kadınlardan bahsettiğini, kendisinin kız olmadığını ima ettiğini ona karşılık olarak “….on tabur askerin içine gireyim ar namus tertemiz çıkarım,senin gibi namussuz, nankör, karaktersiz değilim “şeklinde yazdığını , “sen kendin gibi önüne gelenle yatan bir fahişe bul dediğini”, 2-3 ay ayrı yattıktan sonra barıştıklarını, dava dilekçesindeki ayrı odalarda kalma, ailevi sırları başkalarına anlatma ve bıçaklama olayının gerçekleri yansıtmadığını, notların kendisine ait günlükten olduğunu günlüğün hepsi birlikte okunduğu taktirde neden yazdığının anlaşılacağını, yuvasından ayrılmak istemediğini, nafakasını istediğini savunmuştur.

Mahkemenin ” Sarf edilen sözler dışında eşler arasında geçimsizlik oluşturacak bir davalı davranışının varlığı davacı tarafça ispat edilememiştir. Mahkememizce davacının boşanma ısrarından vazgeçmesi ve evliliği devam ettirmesi halinde evlilik birliğinin devam edeceği sonucuna varılmıştır.” gerekçesi ile davanın reddine dair verdiği karar, yukarıda belirtilen nedenle bozulmuş, mahkemece “Davalı kadın ortada hiçbir sebep yokken veya ufak tartışmalar sonucunda kocayı aşağılamak, onu rencide etmek kastı ile hareket etmemiştir. Kendisinin sözleri sadece bir tepkiden ibarettir. Davalı kadının gösterdiği bu tepki dışında evlilik birliğinin devamı sırasında kendisine kusur atfedilebilecek en ufak hatalı bir davranışı bulunmamaktadır.” gerekçesi ile önceki kararda direnilmiştir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle davalı kadın tarafından kocasına yazılan hususlar kabul edilip inkar edilmediğine, davacı kocanın söylediği iddia edilen sözlerin ise söylendiği ispat edilemediğine göre, Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ : Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda ve Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 13.12.2006 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

yarx

Bilgi paylaştıkça artar...Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Share on LinkedInEmail this to someonePrint this page

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir