Etiket arşivi: boşanma avukatı

Bankadan Çekilen Krediyle Alınan Araç Nasıl Paylaşılır?

  1. Boşanma davalarının özelliklerinden kısaca bahseder misiniz? Boşanma davası açmak için avukat tutmak zorunlu mudur?

Evlilik birliği, her zaman Uzun Göl gibi sakin, durgun, huzur veren bir görünüm sergilemez. Gün gelir Fırtına Deresi gibi coşar öne alıp her şeyi devirip yıkarak acılar yaşatır. Bu acıları sonlandırmanın bir yolu da boşanmaktır.

Budur yöresinde bir söz vardır: Derler ki “tarla satanla, karı boşayanın göğsünün kütültüsü geçmez”miş.  Boşanma bir sürecin başlangıcı değil sonudur.

Bu anlamda boşanma davaları, evlilik birliğinin devam etmesinde, tarafların, müşterek çocukların ve toplumun menfaatinin kalmadığının tespiti için açılan davadır şeklinde tanımlıyorum.

Özellikle anlaşmalı boşanma davaları, açması, takip edilmesi, sonuca bağlanması açısından oldukça basit davalardandır. Okuma- yazma bilen her evli kişi, anlaşmalı boşanma davasını açıp takip edebilir. Zaten Türk hukukunda boşanma davası açmak için avukat tutma zorunluluğu yoktur. Tabi, bir hakka sahip olmakla bunu kullanabilmek arasında fark vardır. Anlaşmalı boşanma davası dilekçesi her ne kadar bir arzuhalciye 10 liraya yazdırılabilse yahut internetten ücretsizce bulunulabilse de, bu dilekçenin ekinde bir de “boşanma protokolü” sunulması gerekmektedir. İşte bu protokolün doğru olarak, hak kaybına yol açmayacak, ileride başka türlü problemler çıkarmayacak şekilde hazırlanması için mutlaka işinin ehli bir meslektaşıma başvurulmasında yarar görüyorum. Yoksa, sadece anlaşmalı boşanma davasının değil, hemen her türlü davayı kendi kendinize açabilirsiniz. Buna bir engel yoktur.

  1. Boşanma davası açmak için hangi mahkemeye müracaat etmek gerekir?

Boşanma davası Aile Mahkemeleri varsa Aile Mahkemelerinde, eğer bu mahkemeler bulunmuyorsa Asliye Hukuk Mahkemesinde açılır.

  1. Eşlerin en son oturduğu yerde mi dava açmak gerekiyor?

Kanunumuzun 168. maddesine göre, eşlerin davadan önceki son 6 aydır oturdukları yerde, dava açanın oturduğu yerde ya da davalının oturduğu yerde açılabilir. Yani yer yönünden üç tane alternatif bulunuyor.

  1. Boşanma davasını kimin açtığının bir önemi var mıdır? Mahkeme masraflarını kim öder?

 

Ben bazen internette davayı kimin açtığı önemli değildir şeklinde cevaplara yorumlara rastlıyorum. Hayır, boşanma davasını ilk önce kimin açtığı çok önemli. Örneğin kadın Çorum’da öğretmen, kocası Adana’da çalışıyor. Koca ilk önce dava açarsa dava Adana’da görülür. Kadın ilk önce açarsa dava Çorum’da görülür.

İkincisi, kusurların eşit olması halinde de davalı mahkeme masraflarını öder. Bu nedenle davayı ilk önce açmak önemlidir. Ancak, davayı daha ağır kusuru olan taraf açmışsa, örneğin adam kadını dövüyor, hakaret ediyor bir de gitmiş, boşanma davası açmış. Bu davada kadın ben boşanmayacağım, davaya itiraz ediyorum derse adamın açtığı dava reddedilir. Yani mahkeme masraflarını, boşanmaya neden olan olaylarda daha ağır ya da eşit kusuru olan davalı öder diyebiliriz.

 

  1. Genel olarak boşanma sebepleri nelerdir? İnsanlar hangi sebeplerle boşanma davası açıyorlar?

Boşanma davasıyla ilgili olarak söyleyebileceğim tek neden şu: Boşanma davası açanın diğerinden umudunu kesmiş olması. Eğer diğerinden umudunu kesmemişse, aldatılsa da, dövülse de, hakaret de görse boşanma davası açılmaz. Gerçek boşanma nedeni budur. Kanunda yazan hangi maddeye dayanılarak boşanma davası açılıyor diye soruyorsanız, %90 oranında şiddetli geçimsizlik maddesine dayanılarak boşanma davası açılıyor.

  1. Aile konutu nedir? Aile konutu olması için dairenin tapusunun eşlerden biri adına kayıtlı olması şart mıdır?

Aile konutu, ailenin sürekli olarak hayatını sürdürdüğü iskana elverişli yerdir. Bir yerin aile konutu olması için mutlaka eşlerden birine ait olması gerekmez, kira ile sağlanan konutlar, eşin annesine, babasına, kardeşine ait olup da bila bedel oturulan konutlar da aile konutu sayılır.

  1. Kaç çeşit nafaka vardır? Sadece kadın mı nafaka alabilir?

Kanunumuzda üç çeşit nafaka vardır. Bunlar, yardım, iştirak ve yoksulluk nafakasıdır. İştirak ve yoksulluk nafakası tedbiren de bağlanabilir. Bu halde adına tedbir nafakası denilir.

 

  1. Nafaka miktarı nasıl belirlenir?

Nafaka miktarı, tarafların ekonomik ve sosyal durumlarına göre hakim tarafından takdir edilir. Örneğin, çocuk özel okulda mı okuyor, devlet okulunda mı; nafaka talep eden çalışıyor mu, maaşı ne kadar, kira geliri var mı, eğitimi ne, nerede oturuyor gibi kriterleri göz önüne alarak karar verilir.

  1. Taraflardan biri mahkemenin hükmettiği nafakayı ödemiyorsa ne yapılabilir?

Mahkeme tarafından hükmedilen nafakayı ödememenin 3 aya kadar hapis cezası var. Ödenmediği takdirde icra ceza hakimliğine başvurulur. Ödenirse borçlu tahliye edilir.

  1. Taraflardan biri maddi ve manevi tazminat isteyebilir mi? Tazminat miktarı nasıl belirlenir?

Boşanma nedeniyle maddi bir zarara uğrayan taraf, eğer boşanmaya neden olan olaylarda kusursuz yahut daha az kusurlu ise maddi tazminat talep edebilir. Tazminat miktarı karşı tarafın malvarlığıyla orantılı olarak bulunur.

Maddi tazminat konusunda çok karıştırılan bir de başka konu var. Örneğin ben evlenmek için şu kadar masraf yaptım, diyor ve boşanma davasında o masraflarını maddi tazminat olarak istiyor. Ya da “ben evlenmeden önce çalışıyordum, eşim beni çalıştırmadı” diyor ve maddi kaybı nedeniyle boşanma davasında maddi tazminat istiyor. Biraz önce söylediğim maddi tazminat ile bunlar arasında sadece isim benzerliği var. Bu davalar genel hükümlere göre açılır. Boşanma davası ile açılan maddi tazminat davası Medeni Kanunun 174. maddesinin 1. fıkrasına göre açılmaktadır.

Manevi tazminat ise, boşanmaya neden olan olaylarda karşı tarafın fiillerinin ağırlığına bakılır. Örneğin, eşini aldatmış mı, ona şiddet uygulamış mı, herkesin önünde hakaret etmiş mi? Bu olayların ağırlığına göre diğer taraftan manevi tazminat istenir.

Hem maddi hem de manevi tazminat, tarafların malvarlıklarına göre hakim tarafından takdir edilmektedir. Tabi burada hakimin keyfiliği söz konusu olmaz. Hakim, tazminatı belirlerken o miktarı nasıl belirlediğini de objektif olarak incelenebilecek şekilde anlatmalıdır.

  1. Ankara’dan Fatma hanım soruyor: eşimle son iki yıldır ayrı yaşıyoruz. Boşanma davası açabilir miyim?

Eşler 2 yıl değil, 22 yıl boyunca ayrı yaşasa da sırf bu nedenle boşanma davası açamazlar. Ayrı yaşayan eşler, açacakları boşanma davasında evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını ispat etmek zorundadırlar. Bunu ispat ederlerse boşanabilirler.

  1.  10 yaşımda çocuğum var, boşanma davası açmak istiyorum ama oğlumun velayetini alamamaktan korkuyorum. Mahkeme çocukları anneye verir diyorlar doğru mudur? Velayet verirken mahkeme neye göre karar verir?

Velayet konusunda çocuğun yaşı çok önemli. Çocukları birkaç yaş grubunda değerlendirmek ve buna göre incelemek gerekiyor. 0-3 yaş, 3-6 yaş, 6-13 yaş ve 13-17 yaş grupları.

0-3 yaş grubundaki bir çocuğun velayeti mutlaka anaya verilmelidir. Annenin durumunun hiçbir önemi yoktur. Bu yaşta bir çocuk annenin yaşantısını idrak edebilecek çağda değildir.

3-6 yaş arasında, çocuğun benliği gelişir. Bu yaşlarda ana yoksunluğu derin izler bırakabilir. Bu nedenle, bu yaşlardaki çocuğun velayetinin anaya verilmesi tercih olunmalıdır. Ancak çocuğun beden, fikir ve ahlak güvenliği için ciddi ve inandırıcı kanıt varsa bu yaş grubundaki çocukların velayetinin babaya bırakılmasında sakınca yoktur.

6-13 yaş grubundaki çocuğun ananın bakım ve şefkatine muhtaçlığı azalır. Bu nedenle babaya bırakılabilir.

13-17 yaş grubundaki çocuklar için baba, ergenlik çağından sonra çocuğun yaşantısına model teşkil eder. Çocuğun otoriteye karşı mücadelesinde önemli rol oynar. Bu yaş grubundaki çocuklar, fiili olarak babanın yanında kalıyorsa velayeti ona verilmelidir.

Bunlarla birlikte Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinin 12. maddesine göre idrak çağındaki çocuğun görüşü alınmadan velayet düzenlenemez. “Mahkeme çocuğu anaya verir diyorlar” dedi seyircimiz. Bu kesinlikle yanlıştır.

  1. Ayrıldığım eşim, mahkemenin izni olmasına rağmen çocuğumu göstermiyor. Ne yapabilirim?

Çocukla kişisel ilişkinin nasıl ve ne şekilde kurulacağı boşanma kararı ile belirlenir. Eğer, velayet kendisine bırakılan eş bu karara uymuyorsa, icra dairesine başvurmanız gerekiyor. İcra dairesinden memur ile birlikte, gerekirse kolluk kuvvetlerinden de yardım alarak çocuk alınır ve mahkeme kararı yerine getirilir. Tabi- bunu özellikle velayet kendisine bırakılmayan babalar dinlesin- çocuğu mahkeme kararına rağmen göstermeyen taraf aleyhine, diğer şartlar da varsa velayetin kaldırılması davası açılabilir.

  1. Mahkeme üç yıl önce çok cüzi bir nafaka vermişti? Bunu nasıl artırabilirim?

Mahkemece verilen nafaka miktarının yükseltilmesi için gene dava açmanız gerekiyor.

 

  1. Eşim de ben de çalışıyoruz, ancak eşim evin masraflarına hiç katılmıyor, kazandığı tüm parayı kendine saklıyor, ne yapabilirim?

Herkesin malumu, Medeni Kanunumuz 1 Ocak 2002 tarihinde değişti. Bu yeni kanunumuz ile kadın-erkek eşitliği kabul edildi. Önceki 743 sayılı Medeni Kanunumuzun 152. maddesine göre evin reisi kocaydı ve koca, eşinin ve çocukların geçimini sağlamakla yükümlüydü. Yeni 4721 sayılı Kanunumuz ile bu hüküm kaldırıldı. 185. maddesinde eşlerin birbirine yardımcı olmak zorundadır. Eğer, seyircimizin sorusunda olduğu gibi, evin geçimine katkıda bulunmuyorsa 196. maddeye göre boşanma davası açmaya gerek olmaksızın tedbir aldırabilir.

 

  1. Ayrıldığım eşimin yeniden evleneceğini duydum. Çocuğumun bir başkasıyla aynı evde oturacak olması düşüncesi beni rahatsız ediyor. Ne yapabilirim?

Velayet sahibi ana ya da babanın yeniden evlenmesi velayetin kendisinden alınmasını gerektirmez. Ancak, çocuğun menfaati bunu gerektiriyorsa çocuğun velayeti değiştirilebilir, hatta çocuğa bir vasi dahi atanabilir.

  1. Babamla annem dört yıl önce ayrıldı. Ben 18 yaşını doldurunca mahkemenin bana bağladığı nafaka kesildi. Şimdi üniversitede okuyorum, masraflarımı annem tek başına karşılayamıyor, ne yapabilirim?

Az evvel nafaka türlerini sayarken yardım nafakasından bahsetmiştim. 18 yaşını doldurmuş çocuğun boşanma kararı ile kendisine verilen iştirak nafakası sona erer ancak üniversitede okuyorsa yardım nafakası için ana-babasına dava açabilir.

  1. Mahkeme aldatan eşe çocuğun velayetini verebilir mi? Sadakatsiz davranış velayeti almaya engel midir?

Biraz önce velayetle ilgili sorulan soruda bahsetmiştim. Burada çocuğun kaç yaşında olduğuna bakılır. Eğer çocuk 3 yaşından küçükse velayet anaya bırakılır. Ananın sadakatsiz davranışlarından ziyade, yaşayış biçimi daha büyük yaşlarda velayet bırakılırken göz önüne alınır.

 

  1. Aldatılan eş, eşinin gönül ilişkisi içinde olduğu kişiye dava açıp tazminat isteyebilir mi?

Son zamanlarda bana çok fazla sorulan hususlardan biri de bu. Bunun sebebi Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun mart ayında verdiği bir karardan kaynaklanıyor. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, aldatılan eşin, eşinin gönül ilişkisi içinde olduğu kişiden tazminat isteyebileceğine karar verdi ama bu kararında Yargıtay, boşanma davasında manevi tazminata hükmedilip edilmediğini incelemedi. Eğer boşanma davasında manevi tazminata hükmedilmişse, ikinci bir tazminat istenemez. Bu bir kuzudan iki post çıkarmak gibi olur. Boşanma davası açılmamışsa ya da manevi tazminat istenmemişse tazminat istenebilir.

  1. Eşim boşanma davası açacağımı öğrenince, kendi adına olan malları kardeşine devretti, ne yapabilirim? Eşlerden birinin mal kaçırmasını engellemek için ne yapılabilir?

Yaygın olarak bilinenin aksine malların üzerine tedbiri ancak boşanma davası açtıktan sonra koydurabilirsiniz. Boşanma davası açmadan önce eşin adına kayıtlı,aile konutu dışındaki, bir malını satmasını önleyemezsiniz. Ama boşanma davası açıldıktan sonra, bu mallar üzerine tedbir konulmasını isteyebileceğiniz gibi, kaçırılan mallar için 229. maddeye göre hem eşinize hem de kardeşine dava açabilirsiniz. Boşanma davası açmadan önce sadece aile konutu vasfındaki gayrimenkulün 3. bir kişiye devrini tedbiren engelleyebilirsiniz.

  1. Kocanın adına olan malların yarısı boşanınca kadına ait oluyor, deniliyor. Doğru mu?

Bu konuda 1 Ocak 2002 tarihi çok önemli. Bu tarihte yeni medeni kanun kabul edildi. Kabaca bu tarihten sonra iktisap edilmiş olması halinde, kocanın adına olan malların değerinin yarısı kadına ait olduğu gibi, kadına ait olan malların değerinin yarısı da kocaya ait olur diyebiliriz.

 

  1. Peki, 1 Ocak 2002 yılı önemli dediniz. 1 Ocak 2002’den önceki dönemde edinilen mallar üzerinde kadının hiçbir hakkı yok mu?

Hayır, var. Ancak bu katkıların ispat edilmesi gerekiyor. Bir de 1 Ocak 2002’den sonra, malın edinilmesine eşin hiçbir katkısı olmasa bile değerinin yarısına hak kazanıyor, bu tarihten önceki dönemde alınmış mallara yaptığınız katkıyı, nasıl ve ne şekilde olduğunu ispat etmeniz gerekiyor.

  1. Bir soru var: Eşimle evlenmeden önce kooperatife girmiştim. Evlendikten sonra taksitlerini ödemeye devam ettim, tapusunu 1 Ocak 2002’den sonra aldım. Bunun yarısı eşime mi ait?

Basitçe anlatmaya çalışayım. 1 Ocak 2002’ye kadar ki dönemde yaptığınız ödemeler kişisel malınız. 1 Ocak 2002’den sonra yaptığınız ödemelerin yarısı sizin yarısı eşinizin. Tapuyu 2002’den sonra almanızın yahut kooperatife giriş tarihinizin önemi yok.

  1. Bir soru var: Mal varlığının paylaşılmasını boşanma davasıyla birlikte mi isteyeceğiz şeklinde. Mal paylaşımı davası, boşanma davası ile birlikte mi açılır?

Uygulamada gördüğüm kadarıyla çok fazla dava bu şekilde açılıyor. Ancak bu yanlıştır. Mahkemeler, boşanma kararı vermeden önce davanın mal paylaşımı kısmını ayırır ve yeni bir esas numarası verir. Çünkü boşanma kararı olmadan mal paylaşımı olmaz. Böyle bir davayı açtınız diyelim, boşanma davanız reddedilirse, yahut zina veya hayata kast nedeniyle boşanmaya karar verilirse mal paylaşımı davasını da otomatikman kaybedersiniz, yaptığınız masraflar boşa gider. Ayrıca gereksiz yere boşanma davanızın uzamasına neden olursunuz.

 

  1. Başka bir soru: Babam rahmetli olunca bana iki tane arsa kalmıştı. Müteahhitle anlaştım, kat karşılığı verdim. Şimdi bu dairelerin yarısı eşime mi ait oluyor? şeklinde.

Babadan kalan miras malları kişisel mallardır. Bu arsalar nedeniyle kat karşılığı aldığınız daireler de kişisel malınızdır. Ama bu daireler bittikten sonra kiraya verirseniz, bunların kira gelirleri edinilmiş maldır.

 

  1. Bir izleyicimiz soruyor : Boşanma davası açtım, eşim davalara gelmiyor, davaya bir etkisi olur mu? Gelmezse boşanamaz mıyım?

Karşı tarafın davaya gelip gelmemesi değil, sizin iddialarınızı kanıtlamanız önemli. İddialarınızı kanıtlarsanız karşı taraf gelmese de boşanırsınız.

 

  1. Başka bir izleyicimiz: Boşanma davaları ne kadar sürüyor, tanık göstermek şart mıdır?

Boşanma davaları genel olarak 3-4 celse sürmektedir. Bu da yaklaşık 8-10 ay etmektedir. Avukatın, hakimin duruşmaya gelmemesi, delillerin toplanamaması gibi nedenlerle bu süre uzamaktadır. Yargıtay aşaması da şu an için ortalama 8,5 ay kadar sürmektedir.

  1. Boşanmış kadının çocuğa kendi soyadını verebileceği doğru mu?

Evet doğru. 2525 sayılı Soyadı kanunumuzun 4. maddesine göre, boşanma halinde velayet anaya bırakılsa bile çocuk babanın soyadını taşımak zorundaydı. Bu madde, Anayasa Mahkemesi tarafından Aralık ayında iptal edildi. Artık, boşanmada velayet kendisine bırakılmış ana çocuğun soyadını seçebilecek.

Trafik Kazası Nedeniyle Çocuk için Manevi Tazminat

T.C.
YARGITAY
4. HUKUK DAİRESİ
E. 2010/8353
K. 2011/10461
T. 13.10.2011
• TRAFİK KAZASINA DAYALI MANEVİ TAZMİNAT ( Çocukları Trafik Kazasında Yaralanan Anne ve Babanın Kendi Adlarına Asaleten Çocukları Adına Velayeten Manevi Tazminat İstemi – Anne ve Babanın Kendi Adlarına Yaptıkları İstem Hakkında Karar Verilmemesinin Bozma Nedeni Olduğu)
• CİSMANİ ZARAR NEDENİYLE ANNE VE BABANIN MANEVİ TAZMİNAT İSTEMİ ( Trafik Kazası – Çocuk Hakkında Manevi Tazminata Hükmedilirken Kendi Adlarına Manevi Tazminat İsteminde Bulunan Anne ve Babanın İstemleri Hakkında Bir Karar Verilmesi Gereği)
818/m. 47
ÖZET : Kararı temyiz eden davacılar dava dilekçesiyle kendi adlarına da manevi tazminat talep etmiş olmalarına rağmen mahkemece sözü geçen davacıların istemleri hakkında bir karar verilmemiş olması doğru bulunmamıştır.

DAVA : Davacı Zeynep K. ve diğeri ( çocukları Ceyhan K.’a velayeten) vekili tarafından, davalı Ömer D. aleyhine 3.9.2009 gününde verilen dilekçeyle tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 26.1.2010 tarihli kararın yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan raporla dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR : 1-) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.

2-) Davacıların diğer temyiz itirazına gelince; dava, çocukları trafik kazasında yaralanan davacı anne Zeynep K., baba Feramuz K. ( kendi adlarına asaleten çocukları Ceyhan K. adına velayeten) ile davacı Ceyhan K.’ın manevi tazminat talebinden ibarettir. Mahkemece sadece davacı küçük Ceyhan K.’ın manevi tazminat istemi kısmen kabul edilmiş, davacılar Zeynep ve Feramuz K.’ın manevi tazminat istemleri konusunda olumlu-olumsuz karar verilmemiş karar davacılar tarafından temyiz edilmiştir.

Çocukları Ceyhan’ın trafik kazasında sürekli malul kalması sebebiyle açılan işbu tazminat davası; Feramuz K.la Zeynep K. tarafından kendi namına asaleten ve çocukları Ceyhan K. adına velayeten açılmıştır. Kararı temyiz eden davacılar dava dilekçesiyle kendi adlarına da manevi tazminat talep etmiş olmalarına rağmen mahkemece sözü geçen davacıların istemleri hakkında bir karar verilmemiş olması doğru bulunmamış, temyiz edilen kararın bu yönden bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Temyiz edilen kararın yukarda ( 2) numaralı bentte gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, davacıların diğer temyiz itirazlarının ( 1) numaralı bentte gösterilen sebeplerle reddine ve peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, 13.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle maddi ve manevi tazminat davası

T.C. YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ E. 2012/839 K. 2013/1958 T. 7.2.2013
• TRAFİK KAZASI SONUCU ÖLÜM NEDENİYLE MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT DAVASI ( Bilirkişi Raporundan Sonra Islahla Talep Sonucunun Artırıldığı – Islahla Yapılan İstemin Yeni Bir Dava Niteliği Bulunmadığı/İstek Sonucunun Artırılmış Olduğu )
• ISLAH İLE TALEP SONUCUNUN ARTIRILMASI ( Yerel Mahkemenin Islahla Artırılan Bölümün Zamanışımı Sebebiyle Reddetmiş Olmasının Hatalı Olduğu – Ayrıca Tazminat Miktarının Her Olayın Özelliğine Göre Değişebileceğinin Gözetilmesi Gereği )
• TAZMİNATIN HER OLAYIN ÖZELLİĞİNE GÖRE DEĞİŞMESİ ( Takdir Hakkı Kullanılırken Objektif Ölçülerin Dikkate Alınacağı – Eldeki Davada Belirlenen Manevi Tazminat Miktarının Az Olduğu/Ayrıca Dul Eşin Evlenme İhtimalinin de Gözetileceği )
• DESTEKTEN YOKSUN KALMA ( Dul Eşin Evlenme İhtimalinin Gözetilmesi Gereği – Davacının Medeni Halinin Araştırılacağı )
• TAZMİNAT MİKTARININ HESAPLANMASI ( Mahkeme Kararında Gerekçe Bulunmadığından Belirlenen Miktarlara Ne Şekilde Ulaşıldığının Tespit Edilemediği – Trafik Kazası Sonucu Ölüm Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat Davası/Trafik Kazası )
• DESTEĞİN BÖLÜŞÜK KUSURU ( Tazminat Miktarının Ne Şekilde Hesaplandığının Mahkeme Kararından Anlaşılamadığı )
• DUL EŞİN EVLİLİK DURUMU ( Destenten Yoksun Kalma Tazminatı – Eşin Medeni Durumunun Araştırılması Gerektiği )
6100/m. 176,177/1
818/m. 41,47

DAVA : Davacı N. C. vd. vekili tarafından, davalı M.A. aleyhine 21.10.2004 gününde verilen dilekçeyle maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 16.11.2011 tarihli kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan raporla dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR : 1- ) Dava, trafik kazası sonucu ölüm sebebiyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı, dava dilekçesinde fazlaya dair haklarını saklı tutarak maddi ve manevi tazminata hükmedilmesini istemiştir. Yargılamanın devamı sırasında düzenlenen tazminat bilirkişi raporunda, destek zararının istemden fazla hesaplanması üzerine; davacı, 01.11.2010 tarihli ıslah dilekçesini vererek dava dilekçesindeki talep sonucunu artırmış ve bilirkişi raporunda belirlenen zarar miktarına göre bakiye zararını istemiştir. Davacının ıslah dilekçesinde ileri sürdüğü istem, yeni bir dava niteliğinde olmayıp dava dilekçesindeki istek sonucunun artırılması biçimindedir. Bu sebeple sadece dava dilekçesine karşı ileri sürülebilecek olan zamanaşımı itirazı ıslaha karşı ileri sürülemez. Islah. 1.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 176. vd. maddelerinde düzenleme altına alınmıştır. Anılan kanunun 177/1 maddesinde de ıslahın, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabileceği açıkça düzenlenmiştir. Şu durumda, ıslaha karşı zamanaşımı definde bulunulamaz. Zira ıslah, yeni bir dava olmayıp sadece dava dilekçesinde yapılan bir değişikliktir. Açıklanan yasal düzenleme karşısında; yerel mahkemece, ıslahla artırılan bölümün zamanaşımı sebebiyle reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.

2- ) Borçlar Yasası’nın 47. maddesi gereğince yargıcın, özel durumları göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Takdir edilecek bu tutar, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi ( fonksiyonu ) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna dair bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum ( tatmin ) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1966 gün ve 7/7 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel durum ve koşullar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden yargıç, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde nesnel ( objektif ) ölçülere göre uygun ( isabetli ) bir biçimde göstermelidir.

Dava konusu olayda, her ne kadar ölenin çocukları olan O. C. ve R.C. yararına takdir edilen manevi tazminat miktarları makul ise de; ölenin eşi olan davacı N. C. manevi tazminat alacağından, yerinde olmayan gerekçelerle indirim yapılması doğru değildir. Olayın oluşu, kusur durumu, adı geçen davacının ölene olan yakınlık derecesiyle yukarda açıklanan ilkeler gözetildiğinde, hüküm altına alınan manevi tazminat miktarı azdır. Davacı N. C. yararına daha üst düzeyde manevi tazminata karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.

3- ) Destekten yoksunluk tazminatı hesaplarında dikkat edilmesi gereken hususlardan biri, dul eşin yeniden evlenme ihtimalinin nazara alınması keyfiyetidir. Hesaplama, bilinmeyen dönem için farazi bazı kriterlere göre yapılmakta ise de; evlenme ihtimali belirlemesinde dul eşin hesap tarihi itibariyle evlenip evlenmediği tespit edilebilir bir olgudur. Hükme esas alınan ek raporda, olay tarihinde davacının 30 yaşında olmasına ve 18 yaşından küçük iki çocuğunun bulunmasına göre evlenme ihtimali belirlenmiştir. Ancak 1974 doğumlu olan davacının ek rapor tarihine ( 37 yaşına ) kadar hala evlenmediği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Şu halde, mahkemece davacı eşin nüfus tablosu dosya arasına getirtilerek, medeni hali belirlenmeli ve eğer eş hala evlenmemiş ise rapor tarihindeki yaşına göre evlenme ihtimali bulunup bulunmadığı hususunda ek rapor alınmalıdır. Kararın bu sebeple de bozulması gerekmiştir.

4- ) Mahkemece hükme esas alındığı belirtilen 19.10.2011 tarihli ek raporda, davacı çocuklar yararına hesaplanan destek tazminatları, mahkemece kabul edilen miktarlardan açıkça fazladır. Bu hususta kararda gerekçe bulunmadığından, mahkemece belirlenen miktarlara ne şekilde ulaşıldığı tespit edilememiştir. Bilirkişi raporunda desteğin bölüşük kusuru sebebiyle indirim yapılmış olması da gözetildiğinde; hesaplanan miktarlardan herhangi bir indirim yapılmaması gerekirken aksi şekilde hüküm kurulmuş olması bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Temyiz edilen kararın yukarda ( 1-2-3-4 ) numaralı bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma nedenlerine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, 07.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Trafik kazası nedeniyle ölüm halinde tazminat

T.C.
YARGITAY
4. HUKUK DAİRESİ
E. 2012/9564
K. 2012/11611
T. 4.7.2012
• TRAFİK KAZASI NEDENİYLE DESTEKLERİN ÖLÜMÜ ( Maddi ve Manevi Tazminat – Sigorta Şirketi Tarafından Davacılara Ödemelerin Yapıldığı Tarihin Belirlenip Güncellenerek Hesaplanan Destekten Yoksun Kalma Tazminatından İndirilmemiş Olması Usul ve Yasaya Uygun Düşmediği )
• MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT ( Trafik Kazası Nedeniyle Desteklerin Ölümünden Dolayı – Sigorta Şirketi Tarafından Davacılara Ödemelerin Yapıldığı Tarihin Belirlenip Güncellenerek Hesaplanan Destekten Yoksun Kalma Tazminatından İndirilmemesinin İsabetli Olmadığı )
• DESTEKTEN YOKSUN KALMA TAZMİNATI ( Sigorta Şirketi Tarafından Davacılara Ödemelerin Yapıldığı Tarihin Belirlenip Güncellenerek Hesaplanan Destekten Yoksun Kalma Tazminatından İndirilmemesinin İsabetli Olmadığı – Trafik Kazası Nedeniyle Desteklerin Ölümünden Dolayı Tazminat )
• SİGORTA ŞİRKETİ TARAFINDAN YAPILAN ÖDEME ( Tazminat Hesabının Yapıldığı Güne Kadar Geçen Süreye İlişkin Yasal Faizinin Hesaplanması Suretiyle Güncelleme Yapılarak Hesaplanan Tazminattan İndirilmesi Gerektiği – Trafik Kazası Nedeniyle Desteklerin Ölümünden Dolayı Tazminat )
• TAZMİNATTAN İNDİRİM ( Trafik Kazası Nedeniyle Desteklerin Ölümünden Dolayı Tazminat – Sigorta Şirketi Tarafından Davacılara Ödemelerin Yapıldığı Tarihin Belirlenip Güncellenerek Hesaplanan Destekten Yoksun Kalma Tazminatından İndirilmesi Gerektiği )
818/m.41,45
ÖZET : Dava trafik kazası nedeniyle desteklerin ölümünden dolayı uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Sigorta şirketi tarafından verilen parayı tazminat hesabının yapıldığı günden önce alan davacılar, bu paranın tazminat hesabının yapıldığı güne kadar işleyen yasal faizi kadar kazanım sağlamış olacaklarından zarar ve yararın denkleştirilmesi ilkesi gereğince, sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin, tazminat hesabının yapıldığı güne kadar geçen süreye ilişkin yasal faizinin hesaplanması suretiyle güncelleme yapılarak hesaplanan tazminattan indirilmesi gerekir. Olay nedeniyle sigorta şirketi tarafından davacılara ödemelerin yapıldığı tarihin belirlenip yukarıda belirtilen şekilde güncellenerek hesaplanan destekten yoksun kalma tazminatından indirilmemiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.

DAVA : Davacı F. C. vdl. vekili tarafından, davalı Y… Transport Uluslararası Nakliyat Tic. A.Ş. vd. aleyhine 17/12/2009 gününde verilen dilekçe ile ölümlü trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 22/12/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi ihbar olunan A… Sigorta A.Ş. vekili ve davalı şirket vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:

KARAR : 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.

2-Diğer temyiz itirazına gelince:

Dava trafik kazası nedeniyle desteklerin ölümünden dolayı uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istem kısmen kabul edilmiş; karar, davalı Y… Transport Uluslararası Nakliyat Tic. A.Ş. ile ihbar olunan A… Sigorta A.Ş. tarafından temyiz olunmuştur.

Yerel mahkemece benimsenen tazminat tutarlarının hesaplanmasına ilişkin 01/11/2010 günlü bilirkişi raporunda, destekten yoksun kalma tazminatı hesap günündeki verilere göre hesaplanmış ve davalının araç sigortacısı olan A… Sigorta A.Ş. tarafından desteğin ölümü nedeniyle desteğin eşi ve cocukları olan davacılara 29/06/2004 tarihinde yapılan 30.000,00 TL ödeme, bilirkişi raporunun sonuç kısmında herhangi bir güncelleştirme yapılmadan belirlenen tazminattan indirilmiştir.

Sigorta şirketi tarafından verilen parayı tazminat hesabının yapıldığı günden önce alan davacılar, bu paranın tazminat hesabının yapıldığı güne kadar işleyen yasal faizi kadar kazanım sağlamış olacaklarından zarar ve yararın denkleştirilmesi ilkesi gereğince, sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin, tazminat hesabının yapıldığı güne kadar geçen süreye ilişkin yasal faizinin hesaplanması suretiyle güncelleme yapılarak hesaplanan tazminattan indirilmesi gerekir.

Yerel mahkemece, olay nedeniyle sigorta şirketi tarafından davacılara ödemelerin yapıldığı tarihin belirlenip yukarıda belirtilen şekilde güncellenerek hesaplanan destekten yoksun kalma tazminatından indirilmemiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.

3-İhbar olunan A… Sigorta A.Ş.’nin temyiz itirazına gelince:

İhbar olunanın sıfatı gereği temyiz hakkı yok ise de hüküm fıkrasında aleyhine hüküm kurulduğu anlaşılmakla temyiz hakkının bulunduğu sonucuna varılarak yapılan inceleme sonucunda; davada ihbar olunan konumunda olup davada taraf sıfatı bulunmayan yönünden sorumluluk hükmü kurulması doğru değildir. Kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarıda ( 2 ) sayılı bentte gösterilen nedenle davalı Y… Transport Uluslararası Nakliyat Tic. A.Ş. yararına, ( 3 ) nolu bentte gösterilen nedenle İhbar oluna Ak Sigorta A.Ş. yararına BOZULMASINA davalının diğer temyiz itirazlarının ilk bentte gösterilen nedenle reddine ve temyiz eden taraflardan peşin alınan harçların istekleri halinde geri verilmesine, 04.07.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

yarx