Boşanma Davası Sürerken Davacının ya da Davalının Ölümü

Av.Yasin GİRGİN
Takip edin

Av.Yasin GİRGİN

1999 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun olan Av.Yasin GİRGİN yaklaşık 1 yıl hakimlik döneminin dışında 2000 yılından bu yana boşanma, velayet, nafaka ve mal paylaşımı gibi aile hukuku alanında avukatlık yapmaktadır. 120 köşe yazısı Hürriyet Gazetesi'nde de yayınlanan Yasin GİRGİN'in "Boşanma Davaları El Kitabı" ve "Evlilik Birliğinin Sona Ermesi" isimli iki kitabı da bulunmaktadır.
Av.Yasin GİRGİN
Takip edin

Ölüm, eşlerin yapmış olduğu evlilik birliğini sona erdiren nedenlerden bir tanesidir. Eşlerin evlilik birliği boşanma kararının kesinleşmesi ile olduğu kadar, evliliğin iptali, eşlerden birinin cinsiyet değiştirmesi, eşin gaipliğine karar verilmesi ile de sona erer.

Boşanma davaları, verilen boşanma kararının kesinleşmesi ile birlikte geleceğe etkili biçimde inşai olarak sonuç doğuran davalardandır. Evlilik birliğinin boşanma ile sona erdiği hallerde eşlerin birbirlerinin yasal mirasçısı olmaları da sona erer.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 181/1. maddesine göre:

Boşanan eşler, bu sıfatla birbirlerinin yasal mirasçısı olamazlar ve boşanmadan önce yapılmış olan ölüme bağlı tasarruflarla kendilerine sağlanan hakları, aksi tasarruftan anlaşılmadıkça, kaybederler.

Yukarıda belirttiğimiz üzere, hakim tarafından verilen boşanma kararı dava açıldığı tarihten itibaren değil, boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren sonuç doğurmaya başlar. Boşanma davasının açılmasından sonra eşlerden birinin ölmesi halinde davanın akıbeti kafaları karıştıran bir sorudur.

Boşanma Davası Sırasında Eşin Ölümü

 1 Ocak 2002’de yürürlükten kalkan 743 sayılı Medeni Kanun döneminde, davacı boşanma davasını ister zina, ister hayata kast, isterse eşe kötü muamele ya da terk nedeniyle açmış olsun, dava sürerken ölmesi halinde davalı eş yasal mirasçı oluyordu. O dönemde davacı mirasçılarının davaya devam etmelerini öngören bir yasal düzenleme kanunda bulunmuyordu. Yargıtay da boşanma talebinin kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardan olduğu ve bu nedenle davacının mirasçılarının davaya devam edemeyecekleri görüşündeydi.

4721 sayılı Yeni Medeni Kanun’un 181/2. maddesi eski Kanun dönemindeki bu adaletsizliği giderme amacıyla düzenlenmiştir:

Boşanma davası devam ederken, ölen eşin mirasçılarından birisinin davaya devam etmesi ve diğer eşin kusurunun ispatlanması hâlinde de yukarıdaki fıkra hükmü uygulanır.

Kanunun ilk halinde davalının ölümü halinde davalının mirasçılarının davaya devam edebilmesi öngörülmemişti. Ancak 31.3.2011 tarihinde 6217 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle, her iki eşin mirasçılarına da davaya devam edebilme hakkı getirilmiştir.

Kanunun 181/2. fıkrasına göre boşanma davasının hangi nedenle açıldığının önemi bulunmamaktadır. Dava özel veya genel boşanma sebeplerinden biriyle açılmış olabilir, hangi sebeple açılmış olursa olsun boşanma davası devam ederken eşin ölmesi halinde mirasçıları davaya kusur yönünden devam edebilirler.

Eşin boşanma davası sırasında ölmesi halinde, evlilik boşanma ile değil ölümle sona erer. Mirasçıların davaya devam etmeleri halinde hakim, dosyada boşanma yönünden bir karara varmayacak, sadece kusur yönünden inceleme yapacaktır.

Örneğin Yargıtay aşağıda belirttiğim kararı ile hatalı verilen yerel mahkeme kararını bozmuştur:

“Nüfus kaydına göre davacı …’in 16.11.2019 tarihinde öldüğü anlaşılmaktadır. Bu halde evlilik ölümle sona ermiş, boşanma davası konusuz kalmıştır. Ancak mirasçılar kusurun tespiti yönünden davaya devam edebileceklerinden, mahkemece yargılamaya devamla, ölüm nedeniyle konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve Türk Medeni Kanunu’nun 181/2. maddesi uyarınca kusur yönünden bir karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.” YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ Esas Numarası: 2019/4155 Karar Numarası: 2019/11747 Karar Tarihi: 02.12.2019

Mirasçılar Davaya Nasıl Katılır?

Boşanma davası devam ederken eşlerden birinin ölmesi halinde mirasçıların davaya nasıl çağrılacakları konusunda Medeni Kanun’un 181. maddesinde herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır.

a) Avukatın Yetkisinin Sona Ermesi

Borçlar Kanunu 43. maddeye göre “hukuki işlemden doğan temsil yetkisi, aksi taraflarca kararlaştırılmadıkça veya işin özelliğinden anlaşılmadıkça, temsil olunanın veya temsilcinin ölümü, gaipliğine karar verilmesi, fiil ehliyetini kaybetmesi veya iflas etmesi durumlarında sona erer.” Bu hükme göre eş, kendisini bir vekille (avukatla) temsil ettirmekteyse, ölümü halinde temsil ilişkisi sona erer.

b) Mirasçıların Davayı Takibi

Ölen eş, geride birden fazla mirasçı bırakmış olabilir. TMK 181/2. maddesinin 31.3.2011 tarihinde değişen hali ile mirasçılardan sadece birinin davayı takip etmesi mümkün kılınmıştır. Mirasçılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı yoktur.

Ölüm halinde, mirasçıların davadan haberdar olabilmesi ve takip edip etmeyeceklerinin sorulması hakim tarafından re’sen takip edilir. Mirasçılara mahkeme eliyle tebligat çıkarılır.

Tebligat masrafları, ileride haksız çıkacak taraftan tahsil edilmek üzere Devlet hazinesinden karşılanır.

Mirasçıların duruşmaya kendiliğinden gelmemeleri yahut tebligata rağmen katılmamaları halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekir.

*yazı tarihi 13.05.2014

*edit : 30.12.2019

Bilgi paylaştıkça artar...Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Share on LinkedInEmail this to someonePrint this page